"Derin bir sessizlik kaplamış her tarafı
Bir karınca vızıltısı yarıyor bu sükûneti
Bir de nefes alıp verişin
Serin hava vücudunu dinç tutar
Şafak ha söktü ha sökecek
Son bir defa yoldaşına bakarsın
Elleriniz buluşur"
Hüseyin ÇELEBİ
Hüseyin Çelebi şiir ve öykü yarışmasının 20.yılı daha bitti. 20 yıldır; Türkçe, Kürtçe (Kurmancî ve Zazakî) öyküler ve şiirler bu etkinlik çerçevesinde değerlendiriliyor ve Hüseyin Çelebi adını yaşatmak adına kazanan kişilere derece veriliyor. Bu yıl ben de Türkçe öykü dalında, sevgili Şeyhmus Diken ve sevgili Ayşe Düzkan ile birlikte naçizane jüri üyesiydim.
Hüseyin Çelebi’yi kısaca size tanıtmak istiyorum. Hüseyin, 1967 yılında Dersimli bir ailenin ilk çocuğu olarak Almanya’da dünyaya geldi. 1938 Dersim Katliamından sonra İç Anadolu’ya sürgüne gönderilmiş, daha sonra İstanbul’a göç etmiş bir aileden geliyordu. Okulda en çok politika, tarih, fen bilimleri ve yabancı dillere ilgi duydu. İngilizce ve İspanyolca öğrenmişti. O zaman Türkçe öğretmeninin söylediği "Türküm, doğruyum, çalışkanım” sözlerini tüm asiliğiyle tersinden söyleyince tokat ile cezalandırılmıştı. Lise yıllarında edebiyata ilgi duyuyor, Almanca ve Türkçe kısa hikayeler yazmaya başlıyor. 1986 yılında Düesseldorf Üniversitesi’nde Sosyoloji öğrenimi görmeye başlıyor. 1992 yılında Güney Kürdistan’a gidiyor. Çocukken yatağına astığı Barzani’nin bir peşmergesinin kurşunu ile ne yazık ki; Güney Kürdistan’da yaşamını yitirdi…
Hesapsız ölümlerin çetelesi tutuluyorsa bu coğrafyada, herkesin vardır yüreğinden koparıp o uzun listeye ekledikleri.
Bugün de o hesapsız yitirdiklerimizden birini anıyoruz. Hüseyin Çelebi delikanlı, başka sıfat bulamıyorum bağışlayın, aklımda en çok genç oluşu kalmış, belki de bütün o bilgeliğine rağmen gözlerindeki masumiyetiydi beni ona delikanlı dedirten.
Bilirim ki anmalarda hele de böyle yaratıcılığa vesile olanlarında acıyı bal eylemenin gücü vardır.
Her şeye rağmen, diyebilmenin vakur duruşu...
Ama an gelir incelen hava zorlar ciğerleri, kelimeler eni topu ucundan gösterebilir ciğer yarasını.
Biz kayıplarımızın arkasından öfkelendik hep, hırslandık. Biledi bizi yitirdiklerimizin acısı. Bir şeyi unuttuk ağlamadık kana kana…
Hüseyin’i bundan 20 yıl önce gencecik bir fidanken yitirdik. Onun ruhu ile birçok fidan yetişti, yetişmeye de devam ediyor. Hüseyin Çelebi şahsında yapılan bu etkinlik, kendi dili ile düşünüp hissetmek isteyenlerin dostluğu, kardeşliğidir, sevgiyi, barışı ve özgürlüğü arayanların buluşmasıdır.
Ödül kazanan tüm eser sahiplerini yürekten kutluyorum.
Şairin dediği gibi,
Ölüm!
Düşerse bir şahan ayağına
Ağlarsa bir sabah gül dalı
Kalırsa bir yavru yetim
Adın kalleş olsun...
Oldukça uzun soluklu bu çalışmanın anlamı, önemi şüphesiz tartışılmaz. Emeği geçen tüm arkadaşları saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Hüseyin Çelebi... Vakur delikanlı...