11 Ekim 1992 tarihinde YXK kurucusu Hüseyin Çelebi  Haftanin’de YNK ile yaşanan çatışmalarda şehit düştü. Aradan geçen 27 yıla rağmen Çelebi’nin duruş ve mücadelesi konuşulmaya, anısı her yıl düzenlenen Hüseyin Çelebi Şiir ve Öykü Yarışmasında yaşatılmaya devam ediyor.

MERAL ÇİÇEK

Her sene şu sıralarda gazetemizin sayfalarında sık sık O’nun bu fotoğrafı ile karşılaşırız. Fotoğrafın ne zaman çekildiği belli değil; muhtemelen 1990 ya da 1991. Bakmayın ‘büyük’ gösterdiğine; o zaman henüz 23-24 yaşındadır.

25 Şubat 1988’de tutuklandığında, 20 yaşındaydı. Duran Kalkan ve Ali Haydar Kaytan’ın da aralarında bulunduğu 20’yi aşkın PKK’li ile birlikte yargılandığı ‘Düsseldorf davası’nın en genç ‘sanığı’ idi. Ama Almanya tarihinin bu en büyük (ve en masraflı) siyasi davasında hem politik birikimi hem de güçlü çıkışlarıyla Kürt özgürlük mücadelesini kriminalize eden Alman devletini yargılamasını bilir. O davaya şahit olanlar, hala Hüseyin Çelebi’nin savcı ile diyaloglarından söz eder. Mesela bir gün, onları ‘PKK içinde terörist bir hücre oluşturmak’la suçlayan savcıdan, terörizmi tanımlamasını ister. Savcı, kendince ‘terör örgütü’ tanımını yapar. Sonra Hüseyin, “Savcı bey, siz Hıristiyan mısınız?” diye sorar. Savcı “Evet” der. Hüseyin, Roma işgaline karşı direnişe öncülük eden Hz. İsa ve havarilerinin özelliklerini sayıp, bunları savcıya onaylatır. Savcı, itiraz etmez. Ardından Hüseyin, “Savcı bey, sizin terör tanımınızı uyarladığımızda Hz. İsa terörist başı olduğuna göre, siz de terörist olmuyor musunuz?” diye sorunca, savcı ne diyeceğini bilemez ve duruşmaya ara verilir.

Henüz 25 yaşındaydı…

Hüseyin Çelebi’nin annesi Karadenizli, babası Dersim’den İç Anadolu’ya sürgün edilen bir aileden olup, işçi olarak Almanya’ya gelmiş. Hüseyin de Hamburg’ta dünyaya gelmiş. 1990’da tahliye edildikten bir yıl sonra ilk defa Kürdistan topraklarına ayak bastığında, 24 yaşındaydı. Önce Bekaa Vadisi’ne gitmiş. Sonra ise bir gerilla olarak Kürdistan dağlarına çıkmış. “Ölüm yüklü demir kuşların seslerini işitiyorum başımın üzerinde/ Ve hemen yanımdaki ağacın bir dalına konmuş/ Bir kırlangıç görüyorum/ Bir tepe ötemde kan kusuyor ağır silahlar/ Nedir bu gördüklerim/ İşittiklerim nedir/ Ne olacak/ Doğadır/ Yani yaşamdır, yani savaştır...”

Hüseyin Çelebi, bu dizeleri 1992’deki Güney Savaşı’nın ilk gününde Haftanîn dağlarında yazmış. Kısa bir süre sonra, 11 Ekim’de yaşamını yitirmiş. 25 yaşındayken.

Hüseyin’in kısa ama dolu dolu yaşadığı hayatını kaybedeli neredeyse tam 20 yıl oldu. Ve onursal başkanı olduğu Kürdistan Öğrenciler Birliği (YXK) tarafından anısına her yıl Hüseyin Çelebi Edebiyat Etkinliği gerçekleştiriliyor.

Genç bir öncüydü

Geçen yıllarda sürede nice can, özgürlük yolunda adlarını en güzel bir şekilde halkın tarih kitabına yazdırdı. Onlar içinde, kısacık ama anlamlı yaşamları ve mücadeleleri ile özellikle genç kuşaklara örnek olmayı başaran nicelerin başında kuşkusuz Hüseyin Çelebi de yer alıyordur. Başta da Avrupa’da, kendi ülkelerinden uzakta doğup büyüyen gençlere, sisteme rağmen özgür bir kimlik sahibi olunabileceğini gösterirken, hem ait olduğu topraklara karşı derin bir bağlılığa sahip hem de yurtseverlikle enternasyonalizm arasında çok sağlam bir bağ kurabilmiştir. Mezopotamya Yayınları’ndan çıkan “Mektuplar” adlı kitabını veya http://www.nadir.org/nadir/initiativ/isku/hintergrund/celebi/index.htm adresinde, kendisiyle yapılmış uzun söyleşiyi okuyan, bu genç yaştaki insanın yapabildiği sağlam tespitlere ve güçlü değerlendirmelere şaşırabilir. Ama zaten Hüseyin Çelebi’yi öncü yapan da budur. Bu açıdan genç kuşağa, nasıl olunması gerektiğini - yaşamını yitirişinden 20 yıl sonra da- göstermektedir.

NOT: Gazeteci, yazar Meral Çiçek’in 2012 yılında Hüseyin Çelebi anısına yazdığı kısaltılmıştır.