
Bu vesileyle İbrahim Kaypakkaya ve Haki Karer şahsında tüm özgürlük ve demokrasi şehitlerini minnetle anıyoruz. İbrahim Kaypakkaya ve Haki Karer’in şehit düştüğü günlerde 1978 yılında Hilvan’da Halil Çavgun, Diyarbakır zindanında Ferhat Kurtay, Necmi Öner, Mahmut Zengin ve Eşref Anyık da şehit düşmüşlerdir.
Kürt Özgürlük Hareketi bu büyük devrimcilerin yanında 6 Mayıs’ta Deniz, Hüseyin, Yusuf idam edildiği 31 Mayıs’ta Sinan Cemgil ve arkadaşları Nurhak’ta çatışmada, Mehmet Karasungur ve İbrahim Bilgin 2 Mayıs 1982’de YNK ve Irak Komünist Partisi arasında arabulucu olmak isterken şehit edildiklerinden Mayıs ayını şehitler ayını, 18 Mayıs’ı şehitler günü olarak ilan etmiştir. PKK, kuruluşundan itibaren şehitlerin izinde yürüdüğünden, bir şehitler partisi olduğundan şehitlerin karakterinden aldığı güçle mücadelesini yürütmektedir. PKK şehitlere büyük anlam verdiğinden, şehitlere yoldaşlığı ve onların özlemlerine bağlılığı temel değer ve kutsallık olarak gördüğünden yenilmez bir iradeyle direnmektedir.
PKK anlaşılmak istenirken, incelenirken, araştırılırken şehitlere verdiği anlam üzerinde özellikle durmak gerekir. Yoksa PKK gerçek karakteriyle anlaşılamaz. Kürt Halk Önderi, Haki Karer katledildiğinde “bu düşünce uğruna büyük bir devrimci kanını dökmüş, canını vermiştir; bu düşünce artık bir dava haline gelmiştir, bu mücadele, bu dava başarıya götürülene kadar yürütülecektir” demiş ve bu mücadeleyi bugünkü duruma getirmiştir. Bu yaklaşım hem PKK gerçekliğini, hem de bu partiye önderlik yapan Kürt Halk Önderliği gerçekliğini ortaya koymada çok önemli veriler sunmaktadır.
Kürt Halk Önderi her fırsatta “ben bu şehitlerin komutasında mücadele eden, onların özlemlerini başarıya götürmek isteyen bir militanım” diyerek şehitlere verdiği anlam ve kendi konumunu tüm açıklığıyla ifade etmiştir.
Büyük devrimcilerin ve Haki Karer’in şehadetiyle birlikte Kürt Halk Önderi için yaşam artık kendine ait değildir. Halkların özgür ve demokratik yaşamı için kendilerini feda eden şehitlere aittir. Bu yaşam sadece ve sadece onların özlemlerini yerine getirmek için vardır. Tüm nefes alış verişi bu şehitlere layık olmak içindir. Kürt Halk Önderi, her saniyesini şehitler ve halkı için yaşadığından yoldaşlarının da, tüm militanlarının da şehitlerin özlemlerini gerçekleştirmek için yaşaması gerektiğini söylemektedir.
Sosyalist, devrimci demokratik değerler ideolojik ve teorik olarak ortaya konulur; ancak bu değerler devrimci önderler ve militanlarda somutlaştığında büyük anlam kazanmaktadır. Sosyalizm, devrimcilik ve demokrasi o zaman toplumlar için ulaşılması gereken bir yaşam biçimi haline gelir. Bu açıdan İbrahim Kaypakkaya ve Haki Karer kişiliği çok önemlidir. İbrahim Kaypakkaya’nın halkçı kişiliği, işkencede ser verip sır vermemesi; Haki Karer’in mütevazi kişiliği, sade yaşamı tüm devrimcilerin örnek alması gereken özelliklerdir.
Haki Karer ne kadar mütevazi ve sade bir devrimci yaşama sahipse, o kadar da örgütlü devrimci yaşam ve mücadelede ilkelidir. Tüm yaşamını saçından tırnağına kadar devrimi geliştirmek için harcayan bu devrimci kişilik başlı başına bu hareketin başarısını sağlayan temel etkendir. Zaten Kürt Halk Önderi “Haki benim gizli ruhumdur” diyerek bu gerçekliği ortaya koymuştur. Karadenizli bir devrimci olan Haki’nin Kürt Özgürlük Hareketi’nin gelişiminde çok önemli bir rolü vardır. Bugün Kürt halkının PKK’lilerde gördüğü, değer verdiği ve sempati duyduğu mütevazi ve sade yaşamın yaratılması bu Karadenizli büyük devrimciye aittir.
Haki kişiliği ve bu kişiliğin yarattığı bir örgütü, bir hareketi hiçbir silahlı güç ve zor yenemez. Çünkü bir mücadelede başarıları eninde sonunda moral değerler belirler. Bu açıdan Türkiyeli devrimci hareketlerin ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin hiçbir saldırı karşısında yenilmeyecek değerleri vardır. Özellikle ezilen halklar ve toplumlar için özgür ve demokratik yaşam için yaşamını verenlerin karakteri çok önemlidir. Çünkü onların kişilikleri ve duruşları özgürlük mücadelesinin gücünü ortaya çıkarmaktadır. Bu açıdan özellikle Kürt Özgürlük Hareketinde dünyada görülmemiş düzeyde fedaice yaşamını veren bir direnişçi karakter ortaya çıkarılmıştır. Nitekim Türk devletinin askeri, siyasi, diplomatik, ekonomik tüm gücünü kullanmasına rağmen sonuç alamaması bu gerçeklikten kaynaklanmaktadır.
Kürdistan’da gerçekleşen öz yönetim direnişlerinde Asya Yüksel, Mehmet Tunç, Pakize Nayır, Nucan Malatya, Çiyager ve yaşamlarını veren yüzlerce yurtsever ve özgürlük savaşçısı gibi son nefeslerini fedaice veren ve son sözlerinde zafere inanan bir halk gerçeği varken bunu hangi tank ve top yenebilir? Bu şehitler, Türk devletinin Kürt özgürlük hareketine karşı savaşı kazanamayacağının sembolleri olmuştur. Bu ruhla direnen Kürt gençliği, Kürt kadını ve Kürt halkı mutlaka kazanacak, Kürt halkını soykırıma uğratmak isteyenler kaybedeceklerdir.