Her gün, bir başka seçim anketi yapılıyor ve yayınlanıyor. Bu anketlerin birçoğu gerçeği yansıtmıyor. Bir algı operasyonu yaparak, halkı yönlendirmeye çalışıyorlar. Buna rağmen bütün anketlerde HDP'nin oyları artıyor, AKP'nin oyları düşüyor. KONDA'nın son anketinde HDP oyları yüzde 10,6 olarak çıktı. Böyle giderse AKP, bırakın 400'ü-330 vekili, 276'yı bile zor bulacak. AKP'nin kaderi, HDP'nin ve tüm özgürlük-demokrasi güçlerinin 7 Haziran'a kadar olan zamanı çok iyi değerlendirmesine bağlı.

Seçimlere üç ay kalmışken, AKP hala eski sisteme sarılıyor, eski sistemi sürdürmeye çalışıyor.

AKP, demokrasi diyor ama demokrasi anlayışı tümüyle sahte ve boştur. AKP, sandık diyor ve her yolla çoğunluğu almayı yeterli sayıyor. Bir kere çoğunluğu aldıktan sonra, herkesin biat etmesini istiyor. Bu demokrasi değil, çoğunluk diktasıdır. Burada sandık demokrasinin değil, diktanın bir aracı oluyor.

Bir parti, en helalinden çoğunluğu kazansa da, hatta yüzde 90 oy da alsa, her istediğini yapamaz. Bu yetkisini temel insan haklarına, muhalefetin-azınlığın temel haklarına saygılı olmak şartıyla kullanabilir. Zaten demokrasi budur. Ama AKP için bunların önemi yoktur. AKP, her ne yolla olursa olsun sandıktan çoğunluk olarak çıkmak ve ondan sonra da tam bir dikta rejimi kurmak istiyor. Gerekçesi de hazır: İstikrarı korumak, demokrasiyi geliştirmek, ülkeyi kalkındırmak. AKP, bunları sadece kendisinin yapabileceğine, yoksa memleketin batacağına feci şekilde inanmış durumda. Bu nedenle iktidarını sürdürmek için her şeyi yapmaya hazır görünüyor. Gözlerini hırs bürümüş, hiçbir gerçeği görmüyor.

Başbakanın danışmanı "AKP'lilerin de çoğu yüzde 10 barajına karşıdır ama istikrar ve demokrasinin gelişmesi için şarttır" diyor. Hiç utanmıyor. Barajlarla, her türlü seçim oyunlarıyla, hilelerle AKP kazanırsa demokrasi olacakmış.

Kenan Evren anayasasına sımsıkı sarılan bu anlayışın, darbeci kafasından ne farkı var? Kenan Evren de istikrarı korumak, demokrasiyi kurtarmak, milli birliği sağlamak için darbe yapmıştı.

AKP aynı darbeci anlayışta olduğu için, iktidarını her yolla.

korumak ve sürdürmek istiyor.

Demokrasiyi geliştirmek yerine kendi diktasını sağlamlaştırmak istiyor.

İyi de, AKP'liler bir gün bu yetkilerle başka bir iktidar gelirse,

ne olacak diye düşünmüyorlar mı? Kendilerinin de, Gülenciler gibi perişan olacakları hiç akıllarına gelmiyor mu?

"İç Güvenlik Paketi", yeni bir ''Takrir-i Sükun Kanunu'', ''Tunceli Kanunu'' ve OHAL ilanıdır. Halkı susturma, inkar ve imha yasasıdır. Bu tür yasalarla huzur ve istikrar sağlanabilseydi zaten bugün bunları konuşuyor olmazdık.

Bu tasarı önce meclisin güvenliğini bozdu ve TBMM'de kan aktı. TBMM'deki manzara gerçek durumun, olacakların bir minyatürüdür.

Demokratik çözüm ancak demokrasiyle olur. Demokrasiye son verenler, dikta rejimleri hiçbir sorunu çözemezler, tam tersine iyice büyütürler.

Demokrasinin gelişmesi de, egemenlerin insafa gelmesine değil, demokrasi isteyenlerin mücadelesine bağlıdır.