İngiltere Gündemi
10 gün önce yanan 24 katlı Grenfell Tower adlı bir sosyal konutta 79 kişinin hayatını kaybettiği bu hafta kesinleşti. Ölü sayısı daha fazla da olabilir. Bilgiler yavaş yavaş veriliyor. İhmalkarlıktan dolayı halk zaten hükümet binalarını basmışken işin aslının halkı daha da kızdırmasından çekiniliyor. Halk kızgın çünkü binada ölenlerin hepsi yoksuldu ve yoksul olmasalardı ölmeyecekleri. Halk kızgın çünkü binanın dış kaplamasının da güvenlik standartlarına uygun olmadığı teyit edildi.
Onlarca ölümün sorumlusu 1980’lerde binaların mantolamalarının yangına karşı dayanıklı olması şartını kaldıran Thatcher hükümeti. Onlarca ölümün sorumlusu dış yapılanma kuralını kendi lehlerine yontup kolay tutuşabilen ve yüksek binalarda kullanımı yasak olan ucuz madde içeren bir malzeme kullanan inşaat sektörü. Grenfell binası 2015 senesinde tadilattan geçmiş ve 10 milyon sterlin harcanmıştı. Binayı yangına dayanıklı malzeme ile kaplatmak maliyeti yalnızca 5 bin sterlin artıracaktı. Bir buzdolabından çıkan yangın 15 dakikada bütün binayı sarmayacak ve onlarca insan da hayatını kaybetmeyecekti. Kolay tutuşan malzemeden yapılan dış cephe kaplamasına sahip 5 yüksek binanın yanı sıra yüzlerce sosyal konut bulunuyor. Herkes tetikte. Tespit edilen evler boşaltılıp tadilattan geçecek ama ya tespit edilmeyenler. Güvenli raporu alan ev sahiplerinin bile içi rahat değil. İnşaat şirketlerine güven kalmadı. Hükümete güven kalmadı.
İngiltere’yi bir kaostur aldı götürdü. Bir kaç gün önce de bir İngiliz, Müslümanların yoğunluklu yaşadığı Londra’nın Finsbury Park adlı bir semtinde bulunan bir caminin çıkışında kamyonetini insanların üzerine sürdü. 1 ölü ve 10 da yaralı var. Bütün Müslümanlara öldüreceğim sloganları atan zanlıyı halk engelledi ve polise teslim etti. Müslüman grupları ve örgütleri İslamofobinin tekrar dirilip kendilerine yönelik olası saldırılardan korkuyor. Daha 10 gün önce onlarca yoksulun ölmesine sebebiyet veren yangının ardından Müslüman ahalisinin maruz kaldığı saldırı, işçi sınıfı ve göçmen ağırlıklı farklı toplulukları bir araya getirdi bir bakıma. Aralarında ittifak güçlenecek gibi görünüyor, çünkü mağduriyetler artıyor. Kiraların artması ve kira yardımlarının düşürülmesinden ötürü 2020 yılına kadar İngiltere’de evsizlerin sayısı bir milyonu bulacak. Bu sayının 3’te 1 ise engelli ya da hasta değil yani çalışan kişiler. Kiralar yükselirken kira yardımları düşüyor. Yani çalışsalar bile gelirleri kiralarını ödemeye bile yetmiyor.
Yalnızca yangında mağdur olanlar ve muhalefet değil, muhafazakarlara yakınlığıyla bilinen bazı siyasi uzmanlar ve yayın organları da Başbakan Theresa May’in istifa etmesi gerektiğini savunuyor.
İç siyasette istikrarı sağlayamayan Başbakan May’in durumu dış siyasette de vahim. Bu sıkıntılar içinde Brexit görüşmeleri geçen hafta Pazartesi Brüksel’de başladı. Hükümet henüz kurulamamışken İngiltere’nin anlaşma olsun ya da olmasın AB’den çıkış tarihi belli oldu. 29 Mart 2019’dan itibaren İngiltere bir AB üyesi olmayacak. Çıkış bedeli olarak 100 milyar Euro dolaylarında bir fatura ödeyecek. 75 bin istihdamı kaybedecek. Ne için? Bir hiç uğruna. AB liderleri May’in serbest ticaret anlaşma önerisini haksız rekabeti yaratacağı endişesiyle kabul etmek istemiyor. Ne olacak belli değil. Belli olan AB’den kesin çıkış tarihi. Muhafazakar Partisinin devri kapandı. Her tekelci diktatöryal hükümetler gibi Muhafazakarlar da bunu kabul etmek istemiyor.