Fransa Gündemi

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Hillary Clinton’la aynı gün, „Suriye Devrim ve Muhalif Güçler Ulusal Koalisyonu Suriye halkının meşru bir temsilcisi” olarak ilan etti. Ve devamında; „muhaliflerin geçici hükümeti kurmaları durumunda Suriyeli isyancılara silah dağıtımı konusunu diğer ülkelerle birlikte ele alabiliriz“ diyen Hollande, Suriye konusunda ABD ile ortak hareket ettiklerini açık bir dille ifade etmiş oldu. Suriye’de süren savaşın kimler tarafından finanse edildiği, desteklendiği ya da körüklendiği bu kadar açıkken olayları bir „iç savaş” olarak değerlendiremeyiz. Yaşanan iç odaklar eliyle yürütülen emperyalist bir savaştır... Emperyalistlerin Ortadoğu ve Suriye ekseninde yürüttükleri bu kirli kumpasta Fransa’nın büyük rolü olduğu Cumhurbaşkanlığı düzeyinde yapılan açıklamalarla ifşa ediliyor. Genel kanı Hollande’ın Suriye konusunda farklı bir politik rota çizeceği yönündeydi. Oysa Hollande, Sarkozy’den farklı bir rota çizeceği yönünde seçim öncesi bir vaatte bulunmamıştı. Hatta dış politika konusunda neredeyse hiçbir vaatte bulunmamıştı. 60 maddelik seçim vaadi paketinde daha çok iç politika konusunda vaatlerde bulunuyordu. Seçimin üzerinden 6 ay geçti... Seçim vaatleri yerine getiriliyor ama tam tersi biçimde...
Suriye konusunda Fransa’ya yaraşır emperyalist saldırganlığa denk bir politik eksende sosyal devlet olgusunun son kırıntıları da yok ediliyor. Sosyalist Parti ne diyordu; Patronlara daha fazla vergi, sosyal devlet olgusunun güçlendirilmesi! Şimdi ise patronlar için bordro vergisi üzerinde 20 milyar Euro indirim yapılıyor. İşsizlik azaltılacak, kamu sektörüne yeni işçi alımları gerçekleştirilecek vaadine karşılık, Ulusal İstatistik Enstitüsü (İNSEE), son dört ayın işsizlik oranındaki artışın yüzde 0,2 artarak yüzde 10’a ulaştığını açıklıyor. Bir istisna 2013 yılında „terör ve güvenlik” gerekçesiyle 7 bin polis alımı gerçekleşecek! Fransa’nın kamudan anladığı şey artık polis demek! Sarkozy hükümetinin göçmenlere uyguladığı baskı politikası Hollande’ın seçim sürecinde kullandığı en büyük argümandı. Öyleki Hollande, iktidarları döneminde yabancılara oy hakkı verileceğini belirtiyordu. Şimdi hem meclis hem de Senato’da en büyük çoğunluğa sahip olan Sosyalistler bu hafta itibariyle yabancılara oy hakkı melesini bütünüyle rafa kaldırdılar. Asgari ücret her seçim döneminde olduğu gibi üzerinde ençok konuşulan konuydu.
Sosyalistler vaatlerini tuttu, 21 Euro şeklinde komik bir rakamla asgari ücreti arttırdılar. Hatta bunu eleştiren sendikalara cevaben de, „normalde 2013 yılında yapılması planlanan artışı biz öne alarak gerçekleştirdik“ diyerek adeta tüm destekleriyle Sosyalist Parti’nin arkasında duran sendikalarla dalga geçtiler. Sosyal refahın sürekli düşüşünden şikayet eden Sosyalist Parti, kemer sıkma politikası kapsamında Avrupa Bütçe Paktı’nı imzalayan hükümet olarak da tarihe geçmiş oldu. Almanya ile AB’nin geleceği yönünde kurulan ilişki konusunda Sarkozy’i Merkelizmle suçlayan Hollande, Sarkozy’nin açtığı yoldan tam gaz ilerliyor.
İçte ve dışta tam bir savaş... her şey kapitalizmin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenleniyor. Avrupa işçi ve emekçileri gibi Fransız işçileri de Çarşamba günü ayaktaydı. Öfke büyük... ama garip bir umutsuzluk havası hakim... Önümüzdeki dönem eylemler devam edecek. „Bu bir oyundu. Sol adına Sosyalist Parti’yi iktidira bilinçli taşıdılar. Bir sonraki seçimde Ulusal Cephe iktidara taşınırsa hiç şaşıryayacağız“ diyen bir Citroen işçisi, her ülkede yaşanan krize lokal düzeyde bir karşı koyuşun mümkün olmadığını da ekliyor. Avrupa çapında bir grev ve eylem dalgasına ihtiyaç olduğunu belirten sendika temsilcileri, yaşanan sürecin ağırlığını omuzlarında taşıyor. Sosyalist Parti, yapılan güven oylamalarında da sürekli puan kaybediyor.
İşçi ve emekçiler lehine hükümet tarafından olumlu bir adımın gelmiyeceği daha açık bir biçimde hissediliyor. Ya işçiler, sokakta kendi yasalarını yazacak... ya da daha fazla kemer sıkacaklar... Hükümet kanadına baktığımızda, içte ve dışta krizin savaş politikasını sürdürmeye devam deniliyor. Vaatler mi.... onlar ikditara gelenele kadar ki argümanlardı!