Ceyş El-Suwar komutanlarından Ehmed Sultan (Ebû Erac), İdlib’deki durumun “oldukça karışık” olduğunu belirterek, bu durumun da özellikle Rusya ile Türkiye arasında yapılan anlaşma gereği, Suriye’nin değişik çete gruplarının buraya taşınmasıyla birlikte ortaya çıktığını söyledi.
ANHA’dan Cafer Cafo ve Xandî Elo’nun sorularını yanıtlayan Erac, İdlib’e dönük operasyonun ilk aşaması olarak da, rejim güçlerinin yüksek olasılıkla bölgeye yoğun hava saldırıları yapabileceğini, bu şekilde sivilleri de bölgeden çıkarmaya çalışacağını kaydetti.
Olası bir İdlib operasyonu ile Türkiye, Rusya ve İran arasında yapılan Astana görüşmeleri hükmünü mü yitiriyor? Bu soru bugünlerde çokca soruluyor ve üzerinde yorumlar yapılıyor.
Ebû Erac bu soruya şu şekilde yanıt verdi: “İşin aslı bu anlaşma maddesi hiç uygulanamadı. Özellikle de gözlem noktalarının kurulmasından sonra bu maddenin kararı, İdlib için alınmadı. Bu madde, rejimin elinde bulunan yerlerin çetelerin saldırılarından korunması için karar altına alınmıştı. Yapılan anlaşma, Heyet Tehrir El-Şam, Ensaredin, Ensar El-İslam gibi örgütleri kapsamıyordu. Bunun için de rejim, şimdiler de bu grupların bulunduğu yerlere saldırı gerçekleştirebiliyor. Rejim bu bölgeleri yeniden hakimiyeti altına almaya çalışıyor.”
Türkiye’nin sponsorluğunda ortaklaşıyorlar
Heyet Tehrir El Şam (El Nusra) ile Ulusal Cephe arasında Türkiye’nin sponsörlüğü ile bugün bir ortaklaşmaya gidildiğinin altını çizen Erac “Heyet Tehrir El-Şam ile ulusal cephe arasında aylarca süren savaşta her iki taraftan da yüzlerce kişi öldü. Fakat bugün gördüğünüz gibi iki taraf birlikte hareket ediyor ve Türkiye’nin sponsorluğunda oluşturulan ortak eylem odası kurmuşlar. Güya bu şekilde de DAİŞ’in uyuyan hücrelerini bölgeden temizleyecekler. Fakat işin gerçeğinde bu durum, kurdukları bu odanın gerçeğini yansıtmıyor. Çünkü Heyet Tehrir El-Şam ile Ulusal Cephe’nin kurduğu ortak oda, DAİŞ ile alakası olmayan birçok kişiyi tutukladı. İşin aslı bu iki tarafın kurduğu çok kirli bir plandır. Bu planın amacı, halka baskı uygulayarak denetime almalarının yanı sıra, İdlib’e bağlı Miharet El-Numan ilçesinin doğusu ile İdlib’in doğusunu denetime almaktır” dedi.
Şehirde her gün saldırılar oluyor
Erac, İdlib’te, durumun oldukça karışık olduğunu, özellikle çetelerin aileleriyle birlikte Xuta, Dera ve diğer yerlerden buraya getirilmesinden sonra durum daha da kötüleştiğini ifade etti. Erac devamla şu ifadeleri kullandı: “Neredeyse her gün ölümle sonuçlanan saldırılar, İdlib şehir merkezinde yaşanıyor. Geçtiğimiz günlerde rejim güçlerinin Xan Şeyhun bölgesinde patlayıcı yüklü araçla gerçekleştirdiği saldırı, durumu daha karışık bir hale getirdi. Orm El-Kubra da hava saldırılarına maruz kaldı ve burada da onlarca sivil öldürüldü. Bu bölgelerde yapılan saldırılar sonucu binlerce sivil, İdlib ve Sermeda’ya göç etmek zorunda kaldı. Sermeda’da Heyet Tehrir El-Şam’ın gerçekleştirdiği saldırı sonucu da 67 sivil katledildi.”
İdlib’e dönük, yakın bir zamanda kara operasyonu olamayacağını belirten Ceyş El-Suwar komutanlarından Ebû Erac, bu düşüncesini de Türk devletinin ‘gözlem noktaları’ adı altında kurduğu işgal merkezleriyle gerekçelendirdi.
Erac “Özellikle de burada Türk devletinin kurduğu gözlem noktalarından sonra bunun gerçekleşmesi oldukça zordur. Ama bence hava saldırıları devam edecek. Rejim İdlib’in doğu, batı ve güney yakalarında elinde bulundurduğu bölgeleri koruyacak. Aynı zamanda sivilleri de bölgeden çıkarmaya çalışıyorlar.”
Erac son olarak, BM’nin Efrîn’de 500 bin sivilin kalması için bir kamp kurulması için 250 milyon dolar ayırdığını, bu konuda AFAD’ın ise devrede olduğunu söyledi. n ANHA