Marmara’da bulunan cezaevlerine ilişkin rapor hazırlayan İHD İstanbul Cezaevi Komisyonu, tutuklulara yönelik işkencenin sıradan hale geldiğini vurguladı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Cezaevi Komisyonu, OHAL sürecinde Marmara Bölgesi Cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin hazırladığı raporu, şube binasında açıkladı. Cezaevleri tek tek gezilerek hazırlanan raporu İHD Cezaevi Komisyonu Üyesi Mine Nazarı okudu. 

TEKİRDAÐ

İlk olarak Tekirdağ 1 ve 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevindeki gözlem ve hak ihlallerine değinen Nazari, bu cezaevinde bulunan tutukluların ortak sorunlarını şöyle anlattı: 

* Kötü muamele ve işkence görüyorlar. 

* Sürgün şeklinde sevkler yapılıyor. 

* Yasaya uygun ortak sohbet hakkı kullandırılmıyor. 

* Keyfi oda aramaları, özel eşyalara el konulması

* Gazete, dergi ve basılı eserler yasaklı diye alınmıyor.

* Mektuplar gönderilmiyor veya teslim edilmiyor.

* Faks ve dilekçeler gönderilmiyor. 

* Haftalık sosyal etkinlikler keyfi olarak kısıtlanıyor.

* Temizlik malzemeleri bile verilmiyor.

* Hastane sevk talepleri yerine getirilmiyor.

Tutukluların anlatımları

Nazari, tutuklular ile bire bir yaptıkları görüşmelerde ortaya çıkan hak ihlallerini de anlattı. Sincan’dan Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevinde sevk edilen Zeki Bayhan ile yaptıkları görüşmeleri paylaştı: “2 aydır burada. 3 kişilik odada 6 kişi kalıyor. 3 kişi yerde yatıyor. Battaniye verilmemiş henüz. Yine 3 kişilik kapta 6 kişi için yemek veriliyor. Etkinliklere çıkarılmıyor, spor yaptırılmıyor. İdare sorunları görüşmüyor, iletişim yok. Hastalar haftalarca revire çıkartılmıyor. Kitap sınırlaması var.” 

BANDIRMA

Bandırma 1 ve 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevinde yaptıkları ziyaret sonucu gözlemlerini anlatan Nazari, Tekirdağ’da yaşananlara ek olarak şunları sıraladı:

* Hapishane girişlerinde, çıplak arama dayatılıyor. 

* Sözlü itiraz bile işkenceyle karşılık buluyor. 

* Sağlık hizmeti yok.

* Kelepçeli muayene ve tedavi dayatılıyor.

* Cezasının son bir yılı kalan hiçbir siyasi mahpusun denetimli serbestlik düzenlemesinden yararlandırılmaması.

* Açık görüşlerde, ailelerinin tacize varır şekilde aranması.

BALIKESİR

Balıkkesir L Tipi Kapalı Cezaevindeki gözlemleri ve hak ihlallerini de aktaran Nazari, diğer cezaevlerindeki ek olarak şunları ekledi:

* Avukatla yazışmanın engellenmesi, 

* Listede serbest olan bazı dergi ve gazetelerin verilmemesi.

DÜZCE

İHD İstanbul şubesi Raportörü Mesut Çakan da Düzce T Tipi Cezaevinde yaşanan işkence ile ilgili tutuklu Mustafa Kengiş’in anlatımlarına dikkat çekti: “…olay günü, çok sayıda asker ve gardiyan geldi. Geliş sayıları ve gelişlerindeki tavırlarından bize saldıracakları belliydi. Aramadan önce bizden ayakkabılarımızı çıkarmamızı istediler. Biz de böylesi bir aramanın ilk kez dayatıldığını, genel ve hukuka uygun olmadığını bu konuda müdürle görüşmek istediğimizi aktardık. Gelen asker ve gardiyanlar bize saldırmaya başladılar. Bir arkadaşımızın zorla ayakkabılarını çıkardılar. O sırada ikinci müdür olan Mehmet Baran geldi. Kendisine bu uygulama ile ilgili sizinle görüşmek istiyoruz dediğimizde, müdahale ekibini getirin dedi ve her birimize 6-7 kişi düşecek şekilde görevliler geldi ve hepimizi darp etmeye başladılar. Bizi yerlere vuruyor, tekmelerle kafamıza vuruyor, üzerimize çıkıyorlardı. Kıyafetlerimiz yırtıldı. Çoğu arkadaşın vücudunda halen darp izleri bulunmaktadır. Ağrıları nedeniyle gece uyuyamayan arkadaşlarımız vardır. Zaten hasta olan Selami Keleş ve Yılmaz Atlı adlı arkadaşlarımız da dövüldü. Yılmaz hem 45 yaşın üstünde hem de 20 yıldır hapiste olan biridir. 

Biz devletiz, gücümüzü göreceksiniz

‘Biz devletiz bizim gücümüzü göreceksiniz. Cezaevleri de bizim elimizde’ gibi cümleler kullanılıyordu. Özellikle 15 Temmuzdan sonra bu hak ihlalleri artarak yaşanmaya başladı. Dış güvenlik saldırıyor. Özel bir saldırı timi oluşturulmuş. Bunun dışında, kitaplar toplatıldı. Dış kantinden sadece sebze yazılabiliyor o da 2-3 haftada bir. Yemekler yetersiz ve besleyici değildir. Mektuplar verilmiyor, başvuru ve dilekçelerimizin akıbetini öğrenmiyoruz. Yerlerine ulaştıramıyoruz. Keyfi şekilde odalara girip dolaplarımızı deviriyorlar. Çöplerle kullandığımız eşyaları karıştırıyorlar. İşkenceden sonra 21 arkadaşımıza disiplin cezası verildi. Revir talebimiz 2-3 ayda ancak karşılanıyor. Tahrik amaçlı sürekli odalarımıza girip çıkıyorlar. Kapıları tekme ve yumruklarla açıyorlar. 3 kişilik odalarda 8 kişi kalıyoruz. Nöbet tutan askerler bize taş ve şişe atıyorlar. Hakaret ve küfür sıradanlaşmış.”

EDİRNE

Edirne F Tipi Kapalı Cezaevinde yaşanan hak ihlallerine de değinen Çakan, burada tutuklular ile yaptıkları görüşmeleri anlattı. HDP EşBaşkanı Selahattin Demirtaş ile yarım saatlik bir görüşme gerçekleştirdiklerini ifade eden Çakan, “Avukat görüşmesi sırasında 2 gardiyan görüşme alanında nezaret etti ve görüşme kayıt altına alındı. Demirtaş yaklaşık 40 gün tecritte kaldı” dedi.

SİLVİRİ

Silivri 9 Nolu Kapalı Cezaevinde bulunan Ahmet Türk ile de görüştüklerini kaydeden Çakan, görüşme hakkında şunları aktardı: “Kalp hastası. Kalp pili ile yaşıyor. Kelepçeli muayene baskısından dolayı 2 defa rahatsızlanmasına rağmen hastaneye gitmeyi kabul etmediğini, ancak daha sonra ağrısı arttığı için gitmek zorunda kaldığını, hastanede kelepçeli bekletildiğini, muayene sırasında kelepçenin çözüldüğünü belirtti. Yaşı ve sağlık durumu nedeniyle cezaevinde kalamayacağı gözlendi. Tutuklandığı günden bu yana açık görüş yaptırılmadığını, dışarıdan kitap alamadıklarını, mektup/faks gönderemediklerini, alamadıklarını, dışarıyla hiçbir şekilde bir temas kurulmasına izin verilmediğini belirtti. İhlal teşkil eden hususlara ilişkin cezaevi idaresine yazdıkları yazılara da cevap verilmediğini söyledi.”

Van Belediye Eşbaşkanı Bekir Kaya ile HDP’li Nursel Aydoğan, Nihat Akdoğan, Selma Irmak’ın da durumuna dikkat çeken Çakan, şunları söyledi: “Tutuklandıkları günden bu yana tecritte tek başlarına tutulduklarını, birbirleriyle ve diğer mahpuslarla hiçbir şekilde temas kurulmasına izin verilmediğini, dış dünyayla mektup/faks yoluyla iletişim kurmalarına engel olunduğunu, kitap alma hakkından yararlandırılmadıklarını belirtmişlerdir.” 

Çakan, “Silivri 9 No’lu Cezaevinde yaşam hakkı ve haberleşme hakkı ağır şekilde ihlal edilmektedir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılan hükümlülere özgü infaz rejiminden daha katı uygulamalar söz konusudur” dedi.  


Kadın tutsaklara çıplak arama

Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde kalan kadın siyasi tutuklular, yeni gelen tüm tutuklulara çıplak arama uygulamasının dayatıldığını söyledi. 

İstanbul Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi’nde kalan kadın tutuklular, yaşadıkları hak ihlallerini yazdıkları mektupla anlattı. 

Kadınlar, yakın zamanda tutuklanan Sakine isimli yaşlı kadının cezaevine götürüldüğü sırada çıplak aramaya tabi tutulduğu ve yeni gelen tüm tutuklulara da bu uygulamanın dayatıldığını dile getirdi. Siyasi tutuklu kadınlar için yeni bir koğuş açıldığı ve buraya sevk edilen kadınların eşyalarının X-Ray cihazından geçirildiği ve yapılan işlemin ardından birçok eşyanın kendilerine geri verilmediğine mektupta yer veren kadınlar, verilmeyen eşyaları arasında yorgan yastıkların da olduğunu belirtti. Yine, yeni açılan koğuşun farklı bir blokta yer aldığını ve iki adli koğuşun arasında kaldığı, burada kalan siyasi tutukluların yan koğuşlardaki adli tutukluların sözlü sataşmalarına maruz kaldığını ifade eden kadınlar, yeni açılan koğuşa daha çok yeni tutuklanan kişilerin konulduğunu ve burada baskılara maruz kaldıklarını söyledi. 

Otur-kalk uygulaması

Siyasi görüşlerinden kaynaklı tutuklananların ilk cezaevine getirildiğinde yönetim tarafından “bağımsızlar” koğuşu olarak adlandırılan koğuşlara konulduğunu ve “burada siyasi tutuklu kalmıyor” denildiğine dikkat çeken kadınlar, çok sayıda siyasi tutuklunun “tarafsız” ve adli koğuşlarda kaldığını belirtti. Yeni tutuklananların son zamanlarda gardiyanlar tarafından “otur-kalk” uygulamasına tabi tutulduğunu dile getiren kadınlar, siyasi koğuşlara gitmek isteyen yeni tutuklananların ise ceza almakla tehdit edildiğini söyledi. 

Kadınlar, hastaneye sağlık kontrolüne götürülenlerin de kelepçeli muayeneye zorlandığı ve askerlerin odada bekletildiğini de mektuplarında yer verdi. 


 İSTANBUL