
İHD, TİHV ve Amed Barosu’nun Şırnak Raporu’nda, 240 gün boyunca süren “Yasadışı infazlar ve işkence dahil hak ihlalleri” anlatıldı.
“240 Günlük Sokağa Çıkma Yasağının Ardından Şırnak: Tespit ve Gözlem Raporu” başlıklı raporda, mekân ve kişi isimlerinin güvenlik gerekçesiyle ve kişilerin talebi doğrultusunda gizli tutulduğu belirtildi. Raporun, 5-8 Aralık 2016 tarihleri arasında yapılan gözlem, görüşme ve tespitlerden oluşturulduğu kaydedildi.
9 kişilik heyetin 5 Aralık günü Şırnak’a ulaştığı, 6 Aralık günü ise kent merkezinde gözlemler yapmaya başladığı belirtilen raporda, şu gözlemlere yer verildi:
“6 Aralık 2016 günü sabahın erken saatlerinde şehir merkezinden başlayarak kent dolaşılmaya başlandı. Kentte ayakta kalan bina görmek zor. Her yerde yıkıntı ve moloz yığınları var. Bazı caddeler hala işlek. Ancak cadde etrafında yıkımdan önceki duruma işaret eden neredeyse hiç bir işaret yok. Camiler ve devlet kurumlarına ait kimi binalar da olmasa, eski halinden eser yok bile denilebilir. Pek çok mahallede evlerin yerini kesin olarak tespite yarar hiç bir işaret kalmamış. Etrafta az sayıda insan var. Kimileri yıkıntıların üzerinde dolaşıyor, kimileri hasarlı da olsa geri dönerek yerleştiği ev civarında bekliyor.
Ömer Kabak Meydanı: Sağlı sollu evler yıkılmış. Eskiden ev olduğu belli olan alanlar tamamen dümdüz hale getirilmiş. Camiler de silah ve top atışlarından etkilenmiş, duvarlarında halen çatışma izleri var. Nuh Camii tamamen tahrip olmuş fakat yıkılmamış, tamir ediliyor.
Genel olarak tüm evlerin ve binaların yıkıldığı görülüyor. Eskiden mahalle olan alanlarda camiler ve resmi binalar hasarlı da olsalar ayaktalar ve onarım faaliyetleri sürüyor. Her yerde iş makineleri çalışıyor, bir yandan binaları yıkmaya devam ediyorlar bir yandan molozları kaldırıyorlar. Mahalleler yok edilmiş, dümdüz edilmiş. Artık ne bir ev ne de bir sokak kalmış.
Gazi Paşa Mahallesi: Evler gibi Abdurrahman Ağa Kasrı da tamamen yıkılmış. 360 odalı bu tarihi Kasr’ın yerinde bir moloz yığını var. ‘Mirasçıları gelip alacak’ diyor bilgi sorduğumuz kişi. Gazipaşa İlkokulu’nun çatısı delik deşik edilmiş.
Cumhuriyet Mahallesi: Belediye Başkanı Serhat Kadırhan’ın evi tamamen yakılmış. Aynı yerde çok katlı bir evin üst katları simsiyah gözüküyor ve kullanılmayacak durumda.
Vakıf Kent Mahallesi, İsmet Paşa ve Cumhuriyet Mahallesi yıkılmış.
Okul halen var. TEDAŞ binası yıkılmış, yanmış, Sağlık Meslek Lisesi tamamen yıkılmış, İl Özel İdaresi yıkılmış, Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü yıkılmış. Dayrülselam Camii tamamen tahrip olmuş, yanındaki Sema Cingilli İlkokulu karakol yapılmış ve sokakla arasına duvar örülmüş. Hacı Lokman Birlik’in defnedildiği mezarlık da burada. Civarda bulunanlar, mezarın tahrip edildiğini; ancak yasak nedeniyle mezarlığa girişin mümkün olmadığını söyledi.
İsmet Paşa Mahallesi’ndeki Maliye Lojmanları sağlam, buranın aşağısında kalan bölümler ise tamamen yıkılmış. Yıkım alanlarına bayrak asılmış.
Korucuların binaları sağlam
Korucuların oturduğu bildirilen sokaklar ve binalar sağlam duruyor. Evlerin duvarlarına kırmızı boya ile ‘Y’ ve ‘YK’ harfleri ile işaret konulmuş. ‘Y’nin araması biten evleri, ‘YK’nın ise yıkılacak evleri belirten işaret olduğu bildirildi. Okulların önünde akrep olarak tabir edilen polis aracı duruyor ve bu araçlar zaman zaman da okulun bahçesine giriyorlar. Orhan Ünsal Ortaokulu önünden geçildi. İçeride öğrenciler var.
Yeşilyurt Mahallesi tamamen yıkılmış. Şehirde kalan ailelerden bazıları sular kesilince şehri terk etmişler. Yasak kalkınca geri dönenler ev bulmakta zorlandıkları için, evlerde iki üç aile birlikte yaşamaya çalışıyor.
Bahçelievler Mahallesi Şırnak’ın en büyük mahallesiymiş. Mahalle adına hiçbir şey kalmamış. Karakolu yüksek beton bariyerlerle korumaya almışlar. Adliyeye yakın bir binanın üzerine dev bir bayrak asılmış. Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği binası yoğun hasar görmüş.
Raporda, kent sakinleriyle yapılan görüşmelere de yer verildi. Raporda, sokağa çıkma yasağı sırasında katledilenlerin ailelerinin anlatımları da aktarıldı. Heyetin Şırnak Valiliği’nden randevu talebi ettiği; ancak yanıt verilmediği, ısrar edilince “vali yerinde yok” cevabı verdiği belirtildi. Vali yardımcısı ile görüşme talebine de cevap verilmediği ifade edildi.
Tespit ve izlenimler
Raporda, heyetin tespit ve izlemleri de şöyle sıralandı:
* Sokağa çıkma yasağı duyuruları sonrası şehir askerler tarafından obüs, top ve ağır silah atışları ile sürekli vurulmuş.
* Şehrin bazı mahallelerinde yasak öncesi kurulan hendek veya barikatlar varmış ancak bazı mahallelerinde hendek ve barikat hiç olmamış.
* Sokağa çıkma yasakları ilan edilmeden önce, şehirde görev yapan sağlık personeli, doktor, hemşire, psikolog vb. geçici görevle çevre illere gönderilmişler. Sadece kolluk kuvvetlerinin tedavisi için özel bir sağlık ekibi getirilmiş.
* Savaş ve çatışma ortamı 80 - 85 gün kadar sürmüş sonrasında yıkım çalışmaları yürütülmüş.
* Bu süreç içerisinde aileler son derece zor koşullar altında büyük bir yoksulluk ve yoksunluk içinde yaşamışlar. Başta yaşam hakkı olmak üzere, sağlığa erişim hakkı, eğitim hakkı, barınma hakları ihlal edilmiş. Asgari insani koşulların dahi çok altında koşullarda yaşamaya mecbur edilmişler.
* Başta yaşlılar, kadınlar, çocuklar, hastalar, hamileler olmak üzere tüm halk ağır bir toplumsal travma yaşamış. Bu travmanın etkileri halen kolaylıkla hissedilmektedir. Bazıları konuşmaya dahi çekinmektedir. Baskı ve şiddetle, yoksulluk ve yoksunlukla baş edemeyenler tamamen göç etmek zorunda kalmışlar.
* Riskli alan, kentsel dönüşüm ve kamulaştırma adı altında kentin 7 mahallesinde ağır yıkım gerçekleştirilmiş. 7 mahalle adeta silinmiştir. Diğer mahallelerde de yıkım devam ediyor. Yıkımın yasalara ve insan haklarına uygun yapılmadığı iddiaları yoğun. Yıkım yapılacak evlerin sahiplerine bilgi verilmediği, haklarını arayacak ya da itiraz edecek veya bununla ilgili talepte bulunacakları bir merci bulamadıkları, yıkımlar yapılırken evlerin içerisinden eşyalarını almalarının dahi engellendiği, sıkça duyduğumuz yakınmalar arasında.
* Acarlar isimli bir şirket tarafından yürütülen yıkımlar hemen hemen bitmek üzere görünmektedir.
* Sokağa çıkma yasağı süresince ve sonrası halkın hakkı, hukuku yok sayılmış, adalete erişim engellenmiştir. Yasak süresince özellikle kontrol noktalarından çok sayıda gözaltı işlemi yapılmış ve bu kişilerin pek çoğu tutuklanmış.
* Hukuki süreci takip eden avukatlar kontrol noktalarında saatlerce bekletilmişler ve ciddi tehdit ve tehlike altında mesleklerini icra edebilmişler. Avukat büroları tahrip edilmiş ve yağmalanmış. Dosyalarının ve kitaplarının yırtıldığı, ofis kapılarının kırıldığı görülmüştür.
* Bazı evlerin, büroların balkonlarında odalarında kullanılmış ve bırakılmış prezervatiflerin bulunduğunun bildirilmesi, daha önceki sokağa çıkma yasaklarında da rastlanıldığı gibi yatak odalarına girilmesi, özel hayatın gizliliğine ve halkın kültürel değer yargılarına dönük bir saldırı olarak algılanmaktadır.
* Kültürel dokuyu, sosyal ve kültürel alışkanlıkları, inançları hedef alan saldırılar ve yıkım faaliyeti, mağdurlar nezdinde unutulması ya da telafisi mümkün olmayacak travmatik bir süreçtir.
* Eğitim kurumlarının, hastanelerin karargaha dönüştürülmesi, öğrencilerin 8 ay boyunca öğrenim görememelerinin yanı sıra, yaşadıkları travmanın etkisiyle eğitimden ve sosyal hayattan uzaklaşmaları ve içe kapanmaları devam etmektedir. Sokaklarda çok az sayıda çocuğa ve insana rastlanmıştır.
* Cenazelerin çıkartılması, kaldırılması, korunması, otopsi işlemlerinin yapılması ve gömülmelerinde halen protokollere uyulmamaktadır. BM otopsi protokolü ihlal edilmektedir.
* Sokağa çıkma yasakları sürerken cenazelerin büyük bir kısmı kimsesizler mezarlığına gömülmekte ve DNA tespiti ile kimliklendirilenlerin ailelerine sonradan bilgi verilmekte, ancak öncesinde kimsesiz olarak defnedilmiş cenazelerin aile tarafından usulünce defin edilmesine imkan sağlanmamaktadır.
* Teşhis edilen cenazeler ölüm kâğıdı ile ailelerine teslim edilmiş, otopsi süreçlerinde aile ya da avukat bulunmamış, cenazeler ailelerin istedikleri yerlere gömülememiştir.
* Şehrin giriş ve çıkışlarındaki adeta bir işkence haline getirilen GBT kontrolü, araç kontrolü vb. ile halk bezdirilmektedir. İnsanlar kış koşullarında, araç içinde saatlerce beklemek zorunda kalmaktadır.
* Kısmen sokağa çıkma yasağının devam etmesi halkın özgürce yaşamasını engellemekte, korkunun kaygının süreklileşmesine neden olmaktadır.
* Seçilmiş Belediye Başkanının görevden alınması ve yerine kayyum atanması, halkın yerel yönetimle ilişkisinin kopmasına neden olmuştur.
* Şehrin sokaklarında evcil hayvanlara hiç rastlanmamıştır.
* Şehirde çok az sayıda esnaf işyerini açabilmiştir. Birçok iş yerinin yakıldığı, tahrip edildiği görülmüştür.
* Şehrin doğal yapısı, doğası, bitki örtüsü, tarihsel dokusu, mimarisi tamamen bozulmuştur.
Raporun sonunda heyetin çıkardığı sonuç ve öneriler paylaşıldı.
AMED