Kaynakları, savaşa ve yeni rejimin inşasına harcayıp planlayan Türk hükümeti, Avrupa devletleri gibi salgına karşı halka yardım yerine Senegal gibi bağış kampanyası başlattı. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başlattığı kampanya ile hem ‘beleş kaynak’ takviyesi hem de ‘Türk milleti’ konsolidasyonu sağlanmaya çalışılıyor.
Devletler koronavirüsünün ekonomik etkilerine karşı önlem paketleri açıklarken bazıları da paketlere ek olarak bağış kampanyaları düzenliyor. Türkiye de kapısında beklediği AB veya NATO müttefiklerinin aksine bağış kampanyası başlatan devletler arasına katıldı. IMF kayıtlarına göre Irak, Lübnan, Sri Lanka, Senegal ve Güney Afrika bağış kampanyası yürütüyor.
ABD ve Güney Kore gibi devletler vatandaşlarına doğrudan nakit yardımında bulunurken Almanya ise çok kapsamlı yardım/destek programları açıkladı. Türkiye’nin şimdiye kadar açıkladığı paketler ise salgının yarattığı sorun mağduriyetleri teğet geçti.
Önceki akşam ‘Ulusa Sesleniş’ konuşması yapan Türk Cumhurbaşkanı Recep T. Erdoğan, ‘Biz bize yeteriz Türkiyem’ ismiyle bir bağış kampanyası başlattı.
Mesele sadece kaynak mı?
Erdoğan yönetimindeki Türk devleti, kaynakları Kürtlere karşı savaşa ve onun uzantısı Libya’ya kadar uzanan operasyonel faaliyetler ile sermaye transferi için tüketirken salgına karşı da hazırlıksızlık ve tedbirsizliklerine ek olarak ciddi bir kaynak da ayırmadı. Ekonomi ve siyasi yorumculara göre mesele sadece kaynak değil, böyle bir kampanyanın siyasi hedefi de var. Buna göre; hükümetin salgın karşısındaki başarısızlığı örtmeye yarayacak bir gündem yaratılıyor, ‘Türk milleti’nin mobilize ederek hükümetin/devletin arkasında hizalanması sağlanmaya çalışılıyor. Ekonomist Ümit Akçay da bu görüşte. Akçay, şöyle diyor: ”Para yok, o yüzden...’ diye başlayan akıl yürütmeleri, gerçeği yansıtmıyor. Para var (yoksa bile yaratılır). Kampanyanın ekonomik bir zorunluluktan kaynaklandığını düşünmüyorum. Daha çok bir siyasi mobilizasyon hamlesi. Bunu, 2018’deki ‘döviz bozdur’ kampanyası gibi düşünebiliriz. O zaman da döviz bozdurmanın ekonomik etkisi çok sınırlıydı. Önemli olan kendi seçmenini işin içine katmak, sürece dahil etmekti. Tipik bir ‘biz-onlar’ stratejisi.”
Kaynak durumu nedir?
Özellikle büyük kentlerde esnaf çok zor günler yaşıyor. Ücretli kesimler ücretsiz izin tehdidi altında borçlarını nasıl ödeyeceğini düşünüyor. KOBİ’ler ise borç batağında oldukları için iflasın eşiğinde. Bu gidişatın sonunda ise zaten Cumhuriyet rekoru kıran işsizliğin daha da artması bulunuyor. Hükümetin daha önce açıkladığı paketler ise bunlara ve salgınla birlikte eklenenlere devam değil. Peki kaynak durumu nedir?
- Hazinenin kasasına 2003’ten bugüne dek toplam 62,3 milyar dolarlık özelleştirme geliri girdi. Üstelik peşkeş çekilmesine rağmen bu rakama ulaşıldı ve peşkeş çekildi.
- Dış borç, 2003’ün ilk çeyreğinde 130 milyar dolarken 2019’un üçüncü çeyreğinde 433,9 milyar dolara yükseldi. AKP döneminde 302,5 milyar dolar dış borç alındı. 2003’te toplam gelirin yüzde 53,7’si kadar dış borcu olan Türkiye’nin bugün toplam gelirinin yüzde 59,1’i kadar dış borcu bulunuyor.
- Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verileriyle 2018’in ikinci çeyreğinde 296,1 milyar lira olan kamu net borcu, 2019’un üçüncü çeyreğine kadar yüzde 117 artışla 643,1 milyar liraya yükseldi.
- Devlet, 2019’da vergi toplama kabiliyetini kaybetti, harcamalarını ise kısmayı tercih etmedi. Bunun sonucu 123,7 milyar liralık dev bütçe açığı verildi. Açık borçlarla finanse edildi.
- Rekor bütçe açığı verilirken bir yandan da bedelli askerlik, imar barışı, Merkez Bankası ihtiyat akçesi gibi tek seferlik gelirlerle barut tüketildi. Merkez Bankası’nda bugünkü gibi zor günler için tutulan 40 milyar lira, 2019’da kullanıldı.
- Hazine, 2019’da 673 milyar lira vergi geliri elde etti. Sermaye şirketlerinden toplanan kurumlar vergisi ise toplam vergi gelirlerinin sadece yüzde 11,7’si oldu.
Prof. Erinç Yeldan, indirilen ve ötelenen vergi indirimi, cari dengesizlik, düşük faiz ve Merkez Bankası’nın erkenden kullanılan kârı ve ihtiyat akçesi göz önüne alındığında kaynak konusu şüpheli. Prof. Yeldan, ”Son derece kırılgan, temelleri yüksek enflasyon ve yüksek işsizlikle sarsılmış bir makro ekonomik yapıyla bu krize yakalanacak gibi görünüyor. Üstelik şimdi ağır bir kamu açığı da söz konusu. 2016’dan itibaren düşen sermaye yatırımlarının getirdiği ve artık nefes almayı zorlaştıran işsizlik ve yüksek enflasyon ülkenin en büyük sorunu olarak duruyor. Böylesi bir tabloda Türkiye, yaşanacak küresel krizden de ağır bir darbe alacak. Hükümet açıkladığı paketlere yeterli kaynak bulamayacak ve uygulanabilmesi de şüpheli.”
Belediyelere bağış yasağı
Erdoğan’ın bağış kampanyası başlatmasının ardından Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, CHP’li İstanbul, Ankara ve İzmir belediyelerinin koronavirüs önemlerinin yarattığı ekonomik güçlüklere karşı düzenledikleri dayanışma kampanyalarına karşı harekete geçti.
İçişleri Bakanlığı’nın 81 il valiliğine gönderdiği genelgede, ”Kamu yararına uygun olarak, amaçlarını gerçekleştirmek, muhtaç kişilere yardım sağlamak ve kamu hizmetlerinden bir veya birkaçını gerçekleştirmek ya da destek olmak üzere ‘gerçek kişiler, dernekler, kurumlar, vakıflar, spor kulüpleri, gazete ve dergilerin’ yardım toplayabilecekleri 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nda düzenlenmiştir” hatırlatması yapıldı. Genelgenin devamında şu ifadeler kullanıldı: “Anılan Kanun ile gerçek kişiler, kurumlar, dernek ve vakıfların, açtıkları banka hesabı üzerinden kişilerin para yatırması veya bir makbuz karşılığında para toplanmasına ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir. Bu kapsamda Kanunun 6. maddesinde yardım toplayacak gerçek kişiler ve kurumların yetkili makamdan izin alma zorunluluğu düzenlenmiş 7. maddesinde ise yardım toplama faaliyeti bir ilin birden fazla ilçesini kapsıyorsa o ilin valisi, yardım toplama faaliyeti birden fazla ili kapsıyorsa yardım toplama faaliyetine girişecek gerçek veya tüzel kişilerin yerleşim yerinin bulunduğu ilin valisinden izin alınacağı ve izni veren valilik tarafından ilgili valiliklere ve İçişleri Bakanlığına bilgi verileceği hüküm altına alınmıştır.”
Genelgede açık biçimde yerel yönetimlerin koronavirüsle mücadele için düzenlediği yardım kampanyaları adres gösterildi. Genelgenin ilgili bölümü şöyle: “Son günlerde bazı yerel yönetimler başta olmak üzere kurum, vakıf ve derneklerin 2860 sayılı Yardım Toplama Kanununun açık hükümlerine rağmen herhangi bir izin almadan bazı hesapları ilan ederek yardım toplama faaliyetine giriştikleri görülmüştür. Yasalarımızda yerel yönetimlerin Yardım Toplama Kanunundan muaf olduklarına dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla belirli banka hesapları ilan ederek vatandaşlardan yardım talep etmek gibi yardım toplama faaliyetlerine ilişkin tüm iş ve işlemleri Yardım Toplama Kanunu hükümlerine uygun olarak yapmak zorundadırlar. Bu çerçevede, söz konusu kurum, dernek ve vakıfların faaliyetlerini ve uygulamalarını Yardım Toplama Kanununun hükümlerine uygun yürütmeleri uyarılara rağmen mevzuata uygun faaliyet yürütmeyenler ile ilgili anılan Kanunun 6. maddesinin ‘İzin alınmadan girişilen yardım toplama faaliyetleri güvenlik kuvvetlerince derhal menedilir ve sorumlular hakkında kovuşturma yapılır’ hükmü çerçevesinde gerekli işlemler yapılacaktır.”