Paris, bu hafta iki önemli konferansa ev sahipliği yaptı. Her iki konferansın gündeminde Kürt sorunu ve son siyasal gelişmeler vardı. Konferanslardan birincisi 13 Kasım günü Fransız Kürt dostlarının oluşturduğu Kürdistan İle Ulusal Dayanışma Koordinasyonu tarafından Fransa Parlamentosu Victor Hugo Konferans salonunda PYD Eşbaşkanı Salih Muslim ve BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın katılımıyla yapılırken diğer konferans Arap Enstitüsü tarafından 13-14 Kasım tarihlerinde gerçekleştirildi.
“Ülkeler ve Kürt Halkı, Nasıl Bir Gelecek?” başlığıyla gerçekleşen birinci konferansta, Kürtlerin temsilcileri yer alırken ikinci konferansta birçok akademisyen, politikacı, yazar ve eski bakan Bernard Kouchner konuşma gerçekleştirirken, Kürtlerin ezici çoğunluğunu temsil eden siyasetçilere yer verilmedi. Fransız Parlamentosu konferans salonunda Selahattin Demirtaş, Salih Muslim temsil ettikleri milyonların taleplerini sıraladı ve aynı saatlerde, Arap Enstitüsü binasında Kürtlersiz Kürtleri konuşanlar vardı!
Kürdistan’ın dört parçasında aynı kaderi paylaşan milyonların talepleri, sorunları, üzerlerinde oynanan kirli siyaset Kürt dostları, Selahattin Demirtaş ve Salih Muslim tarafından Fransa Parlamentosu konferans salonunda dile getirildi. Kürtlerin ölümle onbinlerce kez sınanmış iradesi, direniş ruhu, hayat deneyimi Kürt siyasetçileri tarafından konferanta dile getirilirken Salih Muslim şu cümleleri kuruyordu; “Kürt kadınları evlatlarının tabutlarını bir elleriyle taşırken, diğer elleriyle demokrasi ve özgürlük talebiyle zafer işareti yapıyorlar.” Bu cümlede dile gelen, Kürtlerin bugün kendine açtığı siyaset alanının arkasında duran iradenin resmiydi. Daha bir ay öncesinde kaybettiği oğlunun yasını tutmaya vakti olmamıştı Salih Muslim’in.
Her gün evlatlarını şehit veren Rojava’nın direnişini dünyaya, sağır kulaklara duyurmak için acısını ve gözyaşını içine akıtan Salih Muslim’i ya da her türlü siyasi, psikolojik, fizik baskıya direnerek son üç yılda 10 binin üzerinde tutsak vermiş BDP’nin Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın temsil ettiği milyonların iradesini görmezden gelerek yapılan bir tartışmanın “Kürtlere barış getirmek için” olduğu düşünülebilir mi!
Birileri Kürt siyaseti olmaksızın Kürt sorununu tartışırken, Fransız hükümeti Suriye’yi konuşurken Kürtleri ağzına almaktan bile kaçıyor. Kürtleri temsilcileriyle konuşmak yerine Türkiye ile konuşmayı tercih eden Fransız siyaseti, Mitterrand’dan sonra Türkiye’ye bir cumhurbaşkanı ziyareti gerçekleştiriyor. Tabi Sarkozy’nin G8 zirvesi için 5 saatlik Türkiye ziyaretini saymazsak! Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande 25-27 Ocak 2014 tarihleri arasında Türkiye’yi ziyaret edecek. AB, Suriye, Türkiye ve Fransa ilişkileri bu ziyaretin temel başlıkları olarak şuana kadar basına yansıdı. Bütün emperyalist güçlerin Kürtlerin üzerine örgütlü eyleme geçtiği böylesi bir tarihsel süreçte, Fransa Cumhurbaşkanı’nın Türkiye ziyareti, Fransa’nın Kürtleri inkar ve imha siyasetinde ısrarcı olacağının altının çizilmesidir. Bu ziyaret Türkiye’nin Suriye’de Fransa’nın ödevlerini yerine layıkıyla yerine getirdiğinin belgesidir!
Halklar; gerçek dostlarını en iyi felaket anlarında tanır. Fransız Komünist Partisi ve Kürdistan İle Ulusal Dayanışma Koordinasyonu’nun 13 Kasım’da gerçekleştirdiği konferans bu yönüyle tarihsel bir öneme sahip. Bu çabanın özü, “halkların kardeşliği” şiarına dayanır. Bu nedenle verili siyasi iktidarlara hizmet etmiş güçlerin dışında, toplumsal emek güçlerini ve halkların devrimci dayanışmasını örgütlemek daha fazla yakıcılaşıyor!
İki konferans iki irade
Fransa Gündemi