Zafer Ceyhan (45) Van’ın Erciş ilçesinde taksicilik yapıyordu. Kürt ve yurtseverdi. Önceki akşam da müşterisi almaya giderken, Türk polisinin saldırısına uğradı. Gözaltına alınmadı, sorgulanmadı; müşterisiyle birlikte katledildi. Valiliğe göre; Ceyhan “terörist” olarak “ölü ele geçirildi”; cenazesine bile müdahale edildi. Koçer Devrim, HPG gerillasıydı ve Faraşin’deki çatışmada esir düşmüştü. Türk güçleri, esir düşen gerillaya işkence yaptıktan sonra ‘teslim olduğunu ve Türk ordusunun kendisine iyi davrandığını’ söyletmeye çalışarak, kayıt altına aldı. Esir gerilla, kayıt sırasında günboyu dövüldüğünü söyleyince kayıt sonlandırıldı. HPG’nin açıklamasına göre aynı gün katledildi. 

Van’ın Erciş ilçesine bağlı Sulû (Yeşilova) Mahallesi’nde Cuma akşamı polis tarafından taranan araçta katledilen Zafer Ceyhan’ın cenazesi Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Dursun Odabaşı Tıp Merkezi morgunda yapılan ön otopsinin ardından ailesi tarafından alındı. Aileye hastanede tabut ve cenaze aracı verilmezken kendi imkanlarıyla araç getiren aile aldığı cenazeyi Erciş ilçesine bağlı Salihiye Mahallesi’nde bulunan evine getirdi.

 Ceyhan’ın cenazesi yıkanırken küçük kızı “Babam banyo yapıyor. Çıkınca taksisiyle beni okula götürecek” demesi duygu dolu anlar yaşanmasına neden oldu. Gözyaşları arasında dini vecibeleri yerine getirilen Ceyhan’ın cenazesi daha sonrasında ailesi tarafından araca konularak Seyid Muhammed Mezarlığı’na götürüldü. Mezarlığın girişinde ve yollarda zırhlı araçlarla ablukaya alan polisler mezarlığın girişinde aileye “15 kişiden fazla kimse gelmeyecek” dedi. Mezarlığa 15 kişi girerek defin yapıldı.


Devletten büyük müsün?

 Defin işlemlerinin ardından mezarlık çıkışında polislere tepki gösteren Ceyhan’ın kardeşi İbrahim, “Ağabeyimi neden öldürdünüz, yeğenlerime ne hesap vereceğim, devlet mi öldürdü diyeyim?” diye tepki gösterdi. İbrahim Ceyhan’a polislerden biri, “Kimsin lan sen devletten büyük müsün?” diyerek darp etmeye başladı. Ardından ayırmak için araya giren, kuzenleri İsmail Ceyhan ve Müjdat Ceyhan ise onlarca polis tarafından dakikalarca darp edildi. Polisler 3 kişiyi dakikalarca jop, yumruk ve silah dipçikleri ile darp ederek gözaltına aldı.  


Taksici Ceyhan’ın ailesi: Çatışma değil infaz

Taksici Zafer Ceyhan’ın (45) çalışma arkadaşları ve annesi, valiliğin yaptığı, “Çıkan silahlı çatışmada 2 terörist ölü olarak ele geçirilmiştir” açıklamalarına tepki göstererek, Ceyhan’ın 4 çocuk babası olduğuna dikkat çekti. Oğlunun ilçede herkes tarafından tanınan bir taksici olduğunu dile getiren Şöhret Ceyhan, “Burada çalışıyordu, sabah işine aksam evine geliyordu. Sormadan, etmeden oğlumu öldürdüler. ‘Terörist’ dediler. Allah kabul etmesin. Eşi ve 4 çocuğu için çalışıyordu” dedi. 

İddia edildiği gibi bir çatışmanın yaşanmadığını söyleyen anne Ceyhan, oğlunun tarama sonucu kalbine 2, sol bileğini parçalayarak ayağına isabet eden 3 kurşunla yaşamını yitirdiğini söyledi. Ceyhan, “Yakalayıp sorsaydılar. ‘Bu kimdir, neyin nesidir?’ diye. Alıp infaz ettiler. Yolcularını götürmüş. Yolcular çağırmış o da gitmiş. ‘Terörist’ deyip öldürdüler” diye konuştu. 

 

Ölümüze de saygıları yok

Oğlunun cenazesi defnedilirken bir diğer oğlu İbrahim Ceyhan’ın da gözaltına alındığını hatırlatan Ceyhan, “Diğer çocuklarıma da saldırdılar. Taziye için Giresun’dan buraya kadar geldi bu çocuklar. Dövülerek, hakaret edilerek gözaltına alındılar. Öldürdükleri Kürtlerin cenazelerine de saygıları yok” sözleriyle yaşananlara isyan etti. 

 

Aynı durağın taksicileriyiz

Ceyhan’ın taksici arkadaşı Halit Bagi ise 3 yıldır onunla birlikte çalıştığını dile getirerek, “Zafer bizimle birlikte çalışan taksici bir arkadaşımızdı. Arkadaşımızla çalıştığımız yerde her gün onlarca polis vardı. Eğer PKK’li olsaydı o zaman tutuklanırdı. Kim yolda elini kaldırsa parası olmasa da alırdı. 4 çocuğu ve eşi vardı. Ekmeği için çalışan emekçi biriydi” dedi. 

7 aydır Cehan ile birlikte taksicilik yaptığını belirten Murat Sevinç de yapılan “terörist” açıklamasına tepki göstererek, “Çocukları için çalışıyordu. Kimse ile bir sıkıntısı yoktu” dedi. Olayın yaşandığı akşam ilçe otogarında Ceyhan’ı gördüğünü paylaşan Sevinç, “Akşam 19.00 gibi otogarda gördüm. Yine aynı yerinde çalışıyordu. Ekmeğinin peşindeydi. PKK’li olduğu açıklamaları yalandır. Kendisi arkadaşımdı” diye konuştu. 


Hastaneden polise göre rapor

Ceyhan’ın cenazesinde darp edilerek gözaltına alınan İbrahim Ceyhan ve Müjdat Ceyhan’da hastanede darp raporu verilmediğini dile getiren ailenin avukatı Tarık Çakır, “Açık bir darp olmasına rağmen darp raporu verilmedi. Olay gecesi polisler tarafından bir provokasyon gerçekleşti. Hastanede ise polislerin söylediği şekilde rapor yazıldı” dedi.

Taranan araçta katledilen Önder Polat’ın cenazesinin de Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Dursun Odabaşı Tıp Merkezi’nde yapılan otopsinin ardından önceki gece Çobandüzü (Hespînek) Mahallesi’ne getirilerek defnedildi.


Kuzeni: Ağzıma silah dayadılar

Gözaltındaki kardeşi İbrahim ve kuzeni Müjdat Ceyhan dün savcılıkta serbest bırakıldı. Ceyhan kuzenler, yaşadıklarını anlattı. Ölüm haberini duyunca işçi olarak gittiği Giresun’dan apar topar geldiğini dile getiren İbrahim Ceyhan, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Burada bize 10 kişiden fazla kimse cenaze defnine gelmeyecek dediler. Bizde öyle yaptık, 15 kişiye yakın gittik. Defin işlemeleri bitince dışarıda duran polislere tepkimi gösterdim. Bunun üzerine bize saldırdılar. Ailemize de saldırdılar. Ailemizi eve gönderdiler. Bizleri ters kelepçe yaparak gözaltına aldılar. Ben yerdeyken hangi polis geldiyse kafama vurdu. Biz onlara hiçbir şekilde karşılık vermediğimiz halde öyle iddia ettiler. Copla kafama, boğazıma, ayaklarıma vurdular. Ondan dolayı sesim düşmüş. Ayağım ağrıyor. Kafama sert bir cisimle vurdular.” 

Götürüldükleri Erciş Devlet Hastanesi’nde doktorun kendilerini muayene etmediğini ifade eden Ceyhan, “Bizi hastaneye götürdüklerinden bırakmadılar doktor bize baksın. Kafamız duvara dönüktü. O şekilde polislerin dediklerini yazdılar. Bugün biz bırakıldığımızda kendimiz tekrar hastaneye gittik. Tahlil sonuçlarını bekliyoruz” diye konuştu.

Dakikalarca darp edildiğini anlatan Müjdat Ceyhan ise polisin ağzına silah dayadığını ve kendisini öldürmekle tehdit ettiğini söyledi. Ceyhan, yaşadıklarını şöyle aktardı: “Cenazeyi defnettikten sonra bizlere saldırdılar. Amcamın oğlu orada tepkisini gösterdi. Orada 20’e yakın polis saldırdı. Yere atmıştılar. Copla, yumrukla, tekmeyle dövdüler. Ben de yapmayın dedim. Sonra silahı ağzıma dayadı, ‘Seni öldürürüm’ dedi. Coplarla vurdular. Silahla yüzüme vurdu. Sonrasında ben kaçtım ellerinden, silahı yere düştü. Sonra silahı sen aldın deyip beni darp ettiler. Şarjörün ağzıyla göğsüme vurdu. Vurduktan sonra ben bayıldım yere düştüm. Baygın bir şekilde bana kelepçe taktılar. Yerde dakikalarca tekmelediler.” 

 Silahı yere düşen polisin amirinin de hakaretlerine maruz kaldığını vurgulayan Ceyhan, “Hakaret araç içinde de devam etti. Terörle Mücadele Şubesi’nden mukavemet bölümüne aldılar. Sonrasında bizi bıraktılar. Kendimiz hastaneye geldik” dedi.


 VAN




Esir düşen gerilla katledildi 

Türk vahşeti kayıt altında


Türk ordusunun 24 Temmuz sabahı Beytüşşebap’ın Melixa alanındaki çatışmada esir düşen Koçer Devrim’i (Cuma İmen) işkenceden sonra katlettiği, görüntülerle de kanıtlandı.

Türk güçleri, kontraların öncülüğünde İHA ve Kobra helikopterlerinin desteğiyle 23 Temmuz günü saat 17.30 sıralarında Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesine bağlı Faraşin yaylası çevresinde operasyon başlatmıştı. 24 Temmuz sabahı Faraşin’e bağlı Melixa alanında bir gerilla birimi ile Türk güçleri arasında çatışmalar yaşandı. 

Grup Komutanı Tavge ve Asmin, son mermilerine kadar çatıştıktan sonra Türk güçlerinin eline sağ geçmemek için bombalarını kendilerinde patlatarak şehadete ulaştı. Egîd, Kemal ve Rojhat da Türk güçleriyle uzun bir süre çatıştı ve alana yapılan yoğun bombardımanlar sonucunda şehit düştüler. Koçer Devrim (Cuma İmen / Batman) ise çatışma içinde Türk güçlerine esir düştü. 


HPG infaz edildiğini duyurmuştu

HPG Basın İrtibat Merkezi (BİM) tarafından 25 Eylül’de yapılan yazılı açıklamada, yukarıdaki detaylara yer verildikten sonra Koçer Devrim ile ilgili şunun altı çizilmişti: “Koçer arkadaşımız, çatışma içinde düşman güçlerine esir düşmüş, daha sonra işgalciler tarafından infaz edilerek katledilmiştir.”


Esir düştüğü kayıt altına alınmış

ANF’ye ulaşan 33 saniyelik görüntü, HPG’nin açıklamasını teyit ediyor. Görüntü, Devrim Koçer’in sağ yakalandıktan sonra işkence gördüğünü ve ‘teslim olduktan sonra kendisine iyi davranıldığını’ ifade etmesinin kayıt altına alınmak istendiğini; daha sonra da kamera kapatılarak katledildiğini kanıtlıyor. 


33 saniyelik kayıttaki durum 

Görüntü, gündüz olmayan bir vakitte (gün ağarmadan veya akşam saatleri) çekilmiş. Devrim Koçer belden itibaren çıplak ve ayakta, kollarından tutan iki Türk savaş elemanının arasında. Bir Türk savaş elemanı çekim yapıyor, arkası kameraya dönük birimin sorumlusu da elindeki telsiz açık bir şekilde itirafa zorlayarak, Türk askerinin ‘yüceliğini’ söyletmeye çalışıyor. Devrim Koçer, işkence görmüş ve bitkin.


İşte o andaki diyalog

Bu kısa görüntüdeki Türk güçlerinin sorumlusu ile Devrim Koçer arasındaki diyalogun katledilmeye giden noktası şöyle:

* Türk güçlerinin sorumlusu: Teslim oldun, ııh bakın, devlet, devletin askeri, bak, teslim olduğun halde sana bir zararı oldu mu?

* Esir düşen gerilla Koçer: Dövüyorlar beni...

* Türk güçlerinin sorumlusu: Sus lan!

* Esir düşen gerilla Koçer: Dövüyorlar, sabahtan beri beni dövüyorlar. ( Böyle söyleyince sağ kolundan tutan Türk savaş elemanı kafasına vuruyor)

* Türk güçlerinin sorumlusu: (Kameraya doğru dönerek) Şunu kapat, kapat şunu...


Kamera kapatılıyor

Türk güçlerinin komutanı kamerayı kapattırıyor. 33 saniyelik çekim bu kadar. HPG’nin açıklamasına göre esir düşen gerilla Koçer Devrim, bu gösteride istedikleri gibi figüran olmayınca katlediliyor. 


ŞIRNAK