14 Temmuz Büyük Ölüm Orucunun üzerinden 34 yıl geçti. Mehmet Hayri Durmuş, Kemal Pir, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek’in şehit düştüğü bu büyük direniş sadece PKK tarihi açısından değil, Kürdistan tarihi açısından da önemli bir dönüm noktası olmuştur. Tarih değiştiren ve tarihe yön veren olaylar vardır. Bunlardan biri de Diyarbakır 5 nolu zindanında gerçekleşen 14 Temmuz Büyük Ölüm Orucudur. 

12 Eylül 1980 askeri faşist darbesi zindanlardaki tutsaklar şahsında PKK'yi tasfiye edip halkın iradesini kırmayı hedeflemiştir. Bu temelde pasifikasyonu yaygınlaştırıp derinleştirerek Kürt soykırımını tamamlamak istemiştir. 12 Eylül faşizmi Kürt’ü bitirmeyi hedefliyordu. Ancak işkence ve zulüm ile dayatılan irade kırma ve teslimiyet uygulamalarına karşı PKK’li Önder kadroların yaşamlarını ortaya koyan direnişleri bu amaçları tersine çevirmiştir. PKK tasfiye edilmek istenirken, bu direnişle PKK daha etkili hale gelmiştir. Kürt halkının umudu ve iradesi kırılmak istenirken, Kürt halkının umudu artmış, özgür geleceğe inancı ve mücadele azmi gelişmiştir. Bu nedenle zaman zaman “PKK cezaevinde büyümüştür” değerlendirmeleri yapılmaktadır. Kuşkusuz PKK'nin tüm önemli özelliklerinin zindan direnişinde somutlaşması açısından yapılan değerlendirmeler bu yönüyle doğrudur. Ancak bu gerçeklik yapılan ağır işkencelerden dolayı değil, bu işkencelere karşı ortaya konulan fedai direnişten dolayı ifade edilmektedir. 

AKP iktidarı da kurduğu ittifaklarla 12 Eylül faşizminin amacı olan PKK'yi tasfiye edip Kürt’ün iradesini kırarak soykırıma uğratmayı amaçlamaktadır. Tayyip Erdoğan şefliğindeki AKP faşizmi Kürtlerin ikinci 12 Eylül’ü olmak istemektedir. Ancak söylendiği gibi birincisi trajedi olanların ikincisi komedi olurmuş. Tayyip Erdoğan şefliğindeki AKP faşizminin Kürt politikasının böyle bir duruma düşmesi kaçınılmaz görülmektedir. 

PKK'nin daha birkaç yıllık parti olduğu, Kürt halk gerçeğinin bugünkü direniş iradesi ve örgütlülükte olmadığı bir süreçte Kürt halkının özgürlük iradesini kıramayanların; büyük zindan direnişinin yaşandığı, gerilla direnişinin onlarca yıldır sürdüğü, yüzlerce serhildanla büyük ulusal, demokratik, sosyal ve kültürel devrimin yaşandığı, Kürt halkının sadece Bakurê Kurdîstan ve Türkiye'de değil, Kürdistan'ın tüm parçalarında ve Ortadoğu'da güçlendiği bir dönemde “PKK'yi bitireceğim, Kürt halkının iradesini kırıp kültürel soykırıma uğratacağım” demeleri, tarihin en büyük cahilliğidir. Kuşkusuz Türk devleti 1980 ve 1990’lı yıllarda olduğu gibi halka zulüm yapabilir, acı çektirebilir. Ancak bunlar AKP'nin önceki iktidarlardan daha büyük kaybetmesinden başka bir sonuç vermeyecektir. Çünkü gerilla da halk da bu saldırılara 14 Temmuz ruhu ve tarzıyla boyun eğmeyecek, direnecektir. 

Geçen 34 yılda 14 Temmuz direniş ruhu ve mücadele tarzı tüm gerillanın ve halkın direniş karakteri haline gelmiştir. 14 Temmuz direnişçilerinin ortaya koydukları fedai ruh bugün toplumsallaşmıştır. 14 Temmuz ruhu ve tarzı, koşullar ne kadar zor olursa olsun direnip başarmanın tarzı ve ruhudur. Bu nedenle PKK ve Kürt halkı için koşulların zorluğu yılmanın değil, direnişin gerekçesidir. PKK de Kürt halkı da Kürdistan'da hiçbir kazanımın kolay elde edilemeyeceği ve kolay kazanılamayacağı bilincindedir. Kürdistan'da her şey zor koşullarda direnilerek kazanılacaktır. Bu nedenle AKP faşizminin “ben baskıyı ve zulmü şu kadar arttırırsam Kürt’ü bitiririm” hayalinin sonu hayal kırıklığı olacaktır. Çünkü PKK ve Kürtler için zulüm, baskı ve zorluk direnmenin gerekçesidir. Özgür ve demokratik yaşamı kazanmanın kanunudur. 

14 Temmuz Büyük Ölüm Orucu şahsında zindan direnişi PKK ve Kürt halkı için böyle yenilmez bir mücadele tarzı ve ruhu ortaya çıkarmıştır. PKK böyle bir tarzla şekillenmiştir. Kürt halkı böyle bir ruhla yoğrulmuştur. Şu anda Kürt’ün en büyük gücü koşullar ne kadar zor olursa olsun direnip başarmanın mücadele tarzına sahip olmasıdır. Bu tarz Kürdistan devriminin tarzı haline gelmiştir. Çünkü Kürdistan'da zorluklara karşı direnmeden özgürlük ve demokrasiyi kazanmak mümkün değildir. Kürt halkı varlığını sürdürmek için bile zor koşullara katlanmak durumundadır. 

İşte Kürt’e bu zor koşullara katlanma iradesi ve gücünü 14 Temmuz direnişi kazandırmıştır. Bu irade ve güç 34 yıldır sürdürülen gerilla direnişi ve serhildanlarla daha da güçlendirilmiştir. Sur’da 70 fedainin aylarca binlerce asker ve polise karşı direnmesi, 14 Temmuz direniş ruhunun ne düzey kazandığını ortaya koymuştur. Şu anda zindan direnişçilerinin ortaya koyduğu fedailik düzeyi daha da yükselmiş ve güçlenmiştir. Sur’da aylarca kahramanca direnen bir irade ve ruhun olduğu yerde AKP faşizminin yenilgisi kaçınılmazdır. Son bir yıldaki özyönetim direnişleri Kürt’ün iradesi ve gücünü daha da arttırmıştır. 

Cizre’de şehit düşen Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç “zindan direnişçileri teslim olmadı, direndi; biz de direneceğiz ve kazanan biz olacağız” dememiş midir? Sur direnişinin efsane kahraman komutanı Çîyager “direnişimiz de şahadetimiz de muhteşem olacak” diyerek daha ilk günden Kürt halkının özgür ve demokratik yaşamının zafer kazanacağını ilan etmemiş midir? 

14 Temmuz Büyük Ölüm Orucunun 34. Yıldönümünde 14 Temmuz ruhu ve direniş tarzı daha da güçlenmiş, zorluklar ne olursa olsun özgür ve demokratik yaşamın kazanılacağı yenilmez mücadele iradesi ortaya çıkmıştır. Bu direniş iradesi 12 Eylül faşizmini olduğu gibi AKP faşizmini de yenilgiye uğratarak demokratik Türkiye özgür Kürdistan'ı gerçekleştirecektir.


Hüseyin Ali