Ne zamanki bir iktidar azınlıklara ve onların mallarına göz diktiyse o iktidar gericiliğin son haddine gelmiştir.
Osmanlı’nın son dönemindeki gericileşme azınlık mallarına el koyma, katliam ve soykırım uygulamalarıydı. Cumhuriyet gericileşmesi ise daha başından beri CHP’nin azınlıklara dönük ayrımcılık ve yok etme siyasetiyle başladı.
AK Parti iktidarı azınlıkların mallarına göz dikmiştir ve cumhuriyetin bu gerici politikasının devam ettirircisi konumuna gelmiştir.
Süryaniler yaklaşık 7000 yıldır Mezopotamya ve Anadolu’da yaşıyorlar. Mardin ve çevresindeki toprakların sahipleri onlar. Buralarda katliamlara maruz kaldılar, sürüldüler. Türkiye cumhuriyetinin kuruluşuna kadar sayıları yüz binlerceydi.
1928 yılına kadar Türkiye’de Süryanilerin okulları vardı. 1930 yılında Midyat’da bulunan Süryani patrikliği Şam’a taşınmak zorunda kaldı. 1960’larda ise Süryaniler memleketlerini terk etmek zorunda bırakıldı.
397 yılında kurulan Mor Gabriel Manastırı’nda yüzlerce bilim insanı ve dini lider yetişmiştir. Mor Gabriel Manastırı dini bir merkez olduğu kadar tarihte bir üniversite görevi de görmüştür. Süryaniler için adeta ikinci bir Kudüs’tür. Süryanice dili 1600 yaşında olan Mor Gabriel Manastırı sayesinde yaşıyor. Manastır Süryaniler için “Mescid-i Aksa” özelliğindedir. Din insanlarının neredeyse yüzde 50’si burada yetişiyor. İşte bu manastır hakkında 2008 yılında üç köy muhtarı 276 dönüm araziyi işgal ettiği iddiasıyla hazineye başvurdu.
Hazine manastır hakkında dava açtı. Yerel Mahkeme “kilisenin tüm arazilerinin kadimden beri kilisenin mülkiyetinde olduğu, yasal olarak 1936’dan önce arazilerin beyannamesini sunduğu, 1937’den sonra da düzenli olarak vergilerini verdiği” kararına vararak davayı reddetti. Hazine kararı temyiz etti. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, “1937’den beri vergilerin ödendiği iddia edilmektedir, oysa taşınmazlarla ilgili hiçbir vergi ibraz edilmemiştir. 1936’da Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bildirim yapıldığı iddia edilmektedir, oysa bununla ilgili evrak ibraz edilmemiştir” dedi. Yargılama sırasında dinlenen yerel bilirkişiler de arazileri kilisenin malı olarak bildiklerini anlattı. Manastır, belgeleri 2009’da ibraz ettiğini söyledi ve yeniden dosyaya ekledi ancak bu Yargıtay’ın kararını değiştirmedi.
Hazine mallarına her gün yeni Camiler yapan, vatandaşın vergilerini Sünni İslam’ın din adamı finansmanında kullanan hükümet ne hikmetse azınlık ibadethanesinin topraklarına el koyuyor. Yarın öbür gün hazinenin işgal ettiği topraklara cami kurulursa şaşırmayın!
Başbakan boy boy demeçler vererek azınlık mallarının iadesini müjdelerken Süryani mallarına el koyuyor.
Açıktır ki Süryanilere işgalci ve yabancı muamelesi yapılıyor!
Manastır’ın fiziki olarak kurulu olduğu araziler üzerinde de hazine hak iddia ediyor. Bu ise manastırın varlığını doğrudan tehdit ediyor!
Son yıllarda Avrupa’ya sürülmüş Süryani nüfusun bir bölümünün geri döneceğine dair emareler vardı. Bazı Süryani aileler geri döndüler, bazıları köylerinde evler yaptılar ve geri dönecekleri söyleniyordu. İşte tam topraklarına dönecekler umudu doğmuşken mahkemenin kararı açıklandı.
Mahkemenin bu kararı son yıllarda geri dönmeye başlayan Süryanilerin bu ülkede istenmediği mesajı mı bilmiyorum!
Ancak filizlenen Süryani geri dönüşlerine bir gözdağı niteliğinde olduğu ve iktidarın gericileştiğinin işareti olduğu çok açık!
İkinci Kudüs’ün yağmalanması!