• Sincan Cezaevi’nde infaz sürelerini tamamlayan 9 kadın tutsağın tahliyesi 36 kez ertelendi. Milletvekili Ayten Kordu, İGK’lerin “ikinci bir yargı” gibi hareket ettiğini; DEM Partili Yüksel Mutlu ise uygulamaların Bakanlıktan azade düşünülemeyeceğini ifade etti.

 

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde infaz sürelerini tamamlayan kadın siyasi tutsakların tahliyeleri İdare ve Gözlem Kurulu (İGK) kararlarıyla engelleniyor. 2021’den bu yana en az 9 kadın siyasi tutsağın tahliyesi toplam 36 kez ertelendi.

Nedime Yaklav’ın tahliyesi 6, Hicran Binici, Nuriye Adet ve Devrim Adet’in 5, Zeliha Ustabaş’ın 4, Melike Göksü, Emine Abiş ve Fatma Aslan’ın 3, Pınar Tikit’in ise 2 kez ertelendi.

Tahliyelerin “iyi hal”, “pişmanlık” ve siyasi düşüncelere ilişkin değerlendirmeler gerekçe gösterilerek ertelenmesi, İGK’lerin  siyasi tutsakların tahliyesi konusunda ikinci bir yargı mekanizması gibi hareket ettiğini gösteriyor.

DEM Parti Dêrsim Milletvekili Ayten Kordu ve DEM Parti Eşbaşkan Yardımcısı Yüksel Mutlu  konuya ilişkin Jinnews’ten Melek Avcı’ya konuştu.

İGK’ler keyfi kararlar veriyor

Milletvekili Ayten Kordu, cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini uzun süredir Meclis gündemine taşıdıklarını, tutuklu ve hükümlü aileleriyle görüştüklerini, cezaevlerine ziyaretler gerçekleştirdiklerini ve İGK kararlarına ilişkin çok sayıda başvuruyu Meclis gündemine getirdiklerini belirtti.

Kurulların tutsakların infaz süresini değil, siyasi ve kişisel tutumlarını sorguladığını belirten Ayten Kordu, “Arkadaşların aldıkları cezaların süresi dolduğu halde çok keyfi kararlarla ‘Pişman mı, değil mi? Nasıl hareket etti? Gardiyanla nasıl konuştu? Hangi kitabı okudu? Hâlâ siyasetle ilgisi var mı?’ gibi gerçek dışı ve kurulun kendisini taraf haline getirdiği muhataplık var” diye konuştu.

İkinci bir yargı görevi görüyorlar

Kadın siyasi tutsaklara yönelik uygulamaların daha ağır olduğunu belirten Ayten Kordu, Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ni bu durumun en belirgin örneklerinden biri olduğunu ifade etti.

Sincan’da dokuz kadın tutsağın tahliyelerinin defalarca ertelendiğine dikkat çeken Ayten Kordu, “Yedinci kez ertelemek ne demek? Aldığı ceza kadar bir cezayı daha üzerine ekleyerek gözlem kurulları adeta ikinci bir yargı görevi görüyor” dedi.

Uygulamalar ‘özel düşmanlık’

İGK’lerin yalnızca hukuk çerçevesinde hareket etmediğini ifade eden Ayten Kordu, kurulların görev ve yetki sınırlarını aştığını ifade etti. Ayten Kordu, bazı uygulamaların “özel düşmanlık” içeren sonuçlara yol açtığını ekledi. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin yalnızca silahların bırakılması üzerinden değerlendirilemeyeceğini belirten Ayten Kordu, demokratikleşmenin geçmişteki ve bugünkü hukuksuzluklarla yüzleşmeyi gerektirdiğini söyleyerek infaz sürelerini tamamlayan tutsakların yeniden cezaevinde tutulmasının sürecin ruhuyla bağdaşmadığını ifade etti.

Bazı tutsakların 10, 20 hatta 30 yıl cezaevinde kaldığını belirten Ayten Kordu, tartışılması gerekenin verilen cezanın miktarı değil, infaz süresinin tamamlanmış olması olduğunu söyledi. Ayten Kordu, infaz süresi dolduğu halde tahliyenin sürekli ertelenmesinin ayrıca ele alınması gerektiğini belirtti.

Katiller cezalandırılmıyor

Kadınlara yönelik özel uygulamalara da dikkat çeken Ayten Kordu, cinsiyetçi ve ataerkil düzenin kadınlara yönelik ayrı bir cezalandırma anlayışı ürettiğini belirtti.

Ayten Kordu, siyasi tutsaklara yönelik uygulamalarla kadınlara yönelik şiddet ve adalet sorunlarının birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti: “Cezalandırmayı hak ve hukuk arayanlara karşı gerçekleştiriyor ama kadın katillerine gerçekleştirmiyor. Adaletsizliği doğru yerden ele alarak toplumda barışın doğru test edilmesi açısından cezaevlerindeki bu keyfi uygulamalara dönüp bakılarak, hukukun tesis edilmesi gerekiyor.”

Düşmanca bir tutumla ceza ekleniyor

Cezaevlerindeki uygulamaların sürece yönelik toplumsal güveni etkilediğini belirten Yüksel Mutlu ise, “Aslında bir nevi provokasyon. Toplumun farklı kesimleriyle, inanç kesimleriyle ve farklı halklarla yaptığımız görüşmelerde ve istişarelerde temkinli, dikkatli, sürece güvenmeyen ve eleştirileri olan bir toplum gerçekliğiyle karşı karşıyayız.

Verilen cezayı tamamladığı halde cezaevi izleme kurulları ikinci bir düşmanca tutum alıp üzerine ceza ekliyorlar. Bu, AKP hükümeti döneminde ortaya çıkarılan bir uygulama” dedi.

Müdür değil sanki Adalet Bakanı

Cezaevi yönetimlerinin siyasi tutsaklara yönelik tutumunu da eleştiren Yüksel Mutlu, “Her cezaevinin müdürü sanki birer Adalet Bakanı, sanki birer iktidar, başbakan ya da cumhurbaşkanı gibi davranıyor” ifadelerini kullandı.

Siyasi düşünceleri nedeniyle cezaevinde bulunan kişilere yönelik düşmanca tutumların sürdüğünü belirten Yüksel Mutlu, bununla birlikte demokratik toplum ve barış sürecinden söz edilemeyeceğini söyledi ve ekledi:“Düşüncelerinden dolayı i insanlar özgür değilse o ülkede barış yoktur.”

‘Islah’ operasyonu yürütülüyor

Cezasını tamamlayan tutsakların “ıslah olmadığı” gerekçesiyle cezaevinde tutulduğunu belirten Yüksel Mutlu, bunun siyasi düşüncelerden vazgeçirmeye yönelik bir uygulama olduğunu ifade etti: “Cezası dolduğu halde ‘Sen devam et, ıslah olmadın, benim istediğim gibi olmalısın’ diyorsunuz. Bununla kazanamazlar. Bu ülkede çözüm sürecinin devam etmesini istiyorsak, bir taraf mücadele yürütürken öbür tarafın keyfi uygulamalar gerçekleştirmesi kabul edilebilecek bir şey değil.”

Sincan laboratuvar olarak kullanılıyor

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nin uygulamalar açısından en çarpıcı örnek olduğunu belirten Yüksel Mutlu, diğer cezaevlerinde de benzer sorunların yaşandığını söyleyerek “Sincan sanki bir laboratuvar ve özel olarak kadınların tahliyelerini sürekli erteliyor” dedi.

Bu uygulamaların tutsak ailelerinde ve toplumun genelinde öfke, kaygı ve endişe yarattığını belirten Yüksel Mutlu, bunun sürece yönelik güveni daha da zayıflattığını söyledi.

Adalet bakanlığı uygulamadan azade değil

Cezaevi yönetimlerinin Adalet Bakanlığı’na bağlı olduğunu hatırlatan Yüksel Mutlu, yaşanan uygulamaların Bakanlık’tan azade düşünülemeyeceğini belirtti: “Merkezi hükümetin de bu konuda ilişkisi olduğunu düşünüyorum. Adalet Bakanlığı ve hükümetin bu konuda merkezi bir karar alarak derhal bu işe son vermesi gerekiyor.” ANKARA