- DAİŞ saldırılarına karşı 18 Mayıs 2014’de Kobanê’yi özgürleştirme hamlesine katılan Ezda Dijwar, üç yıl sonra yine 18 Mayıs’da Çewlig’de şehadete ulaştı. Anne Naime Barış, Ezda’nın hem yaşamda hem de mücadelede arkasında büyük izler bıraktığını söyledi.
Kobanê'yi özgürleştirme hamlesinde yaralanan ve daha sonra yönünü dağlara çeviren Ezda Dijwar, katılım yaptığı gün olan 18 Mayıs’ta Çewlîg'in Azarpêrt (Adaklı) ilçesi kırsalında çıkan bir çatışmada şehadete ulaştı.
Agirî merkezde 1995 yılında yurtsever bir ailede doğan Evin Barış (Ezda Dijwar) çocukluk ve gençlik yıllarından itibaren Kürt özgürlük mücadelesine ilgi duydu. Farklı tarihlerde PKK’ye katılan ve çıkan çatışmalarda şehadete ulaşan kuzenleri Kenan Cihangir ve Naim Çakar’ın (Dijwar Serhed) mücadelesinden etkilenen Evin Barış, bütün yoğunlaşmalarını ve okumalarını Kürt özgürlük mücadelesi üzerine yapmaya başladı.
Liseyi bitirdikten sonra üniversite sınavına giren Ezda Dijwar, üniversite için tercih yaptığı süreçte, DAİŞ'in Kobanê kentine dönük saldırıları başladı. Evin Barış, 3 arkadaşıyla birlikte PKK'ye katılma kararı aldı. PKK'ye katılan Evin Barış, kuzeni Naim Çakar'ın kodu olan Dijwar Serhed’in adını alıp Ezda Dijwar olarak Kobanê’de DAİŞ’e karşı savaştı.
Evin Barış (Ezda Dijwar)’ın annesi Naile Barış, kızının yaşamını, mücadeleye katılımını ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne dair görüşlerini MA’dan Serkan Satılmış’a anlattı.
Üç arkadaşıyla birlikte katıldı
Kızının hem yaşamda hem de mücadele içerisinde arkasında büyük izler bıraktığını söyleyen Naile Barış, "Kızımın ismi Evin Barış'tı. PKK'de ki ismi Ezda Dijwar idi. Evin birinci sınıfı Tokat'ta okudu. Sonra Agirî'ye taşındık. Benim ilk çocuğumdu. Çok sessiz bir çocuktu. Ama konuştuğunda büyükler gibi konuşuyordu. Bilgili bir çocuktu. Okulda da çok başarılıydı. Ortaokul ve liseyi bitirdiğinde, 18 Mayıs 2014'te Agirî'de üç arkadaşıyla birlikte PKK'ye katıldı. Ardından Kobanê'ye geçti. Orada yaralandı. Bir kez sınıra gittik ama göremedik. Sonrasında hiç haber alamadık. O dönem üniversite sınavına girmişti. Tercihlerini Diyarbakır Dicle Üniversitesi'ne vermişti. Katıldıktan sonra üniversiteye gitmedi” dedi.
Evin, Ezda Dijwar olmaya gitmişti
Kızının evden ayrıldığı günü ise şu sözlerle anlattı: “Evin katılacağı gün, 'Hastaneye gideceğim, karnım ağrıyor' diyerek evden çıktı. Bana, 'Anne ben bugün çok güzel olmuşum değil mi' dedi. Ben de, 'Kızım sen hep güzelsin' dedim. Dışarı çıktı, el salladı. 'Kendinize çok iyi bakın' dedi. Küçük kardeşini öptü. Sonra Evin gitti. Ama içimde bir his vardı. Çünkü o gün çok değişik, duygusal davranmıştı. Odasına gittim. Normalde Evin hiç yatağını toplamazdı. O gün yatağını da toplamıştı. Çantasını açtım, ufak bir not vardı. Notu görünce doğrudan babasının yanına koştum. 'Evin gitmiş' dedim."
‘Kürdistan’ın gelini olmaya gidiyorum’
Ezda Dijwar’ın ardında bıraktığı notunda şu cümleler yer alıyordu: "Kendi özgür iradem ve isteğimle girdiğim bu yola şerefim ve namusumla başlayıp yine şerefim ve namusumla bitireceğime söz veriyorum. Gidişimdeki tek sebep içime sığdıramadığım ve yapmasını istediğim özgürlük mücadelesidir. Ben Kürdistan gelini olmaya gidiyorum. Bijî dayika min, bijî serhildana Agirî."
18 Mayıs hem katılım hem şehadet
Her yıl 18 Mayıs’ta kızının katılım gününü kutladıklarını belirten Naile Barış, 2017’nin 18 Mayıs’ında kızının şehadet haberini aldıklarını anlattı. Eşinin eve gelerek ağlamaya başladığını ve bu sırada kızının şehadet haberini aldığını anladığını söyleyen Naile Barış, cenazeyi teşhis etmek için Malatya Adli Tıp Kurumu’na gittiklerini belirtti. Naile Barış, o anları şu sözlerle anlattı: “Eşim, Bingöl Jandarmalığının telefon açtığını, Evin'in yaşamını yitirdiğini söylediğini anlattı. Savcılığa gittik. 'Gelin teşhis yapın' dediler. O sırada Malatya Adli Tıp Kurumu'na kaldırmışlardı. Gücümü topladım, morga girdim. Kızım olduğunu gördüm. Şehit düşen benim kızımdı, Evin'di. Yanında bir erkek arkadaş daha şehit düşmüştü. Ailesi burada değildi. Ailesi Muşlu'ydu. Onun cenazesini de almak istedim. Savcı, ailesi olmadan veremeyeceklerini söyledi.”
Kızını gülümseyerek karşıladı
Cenazeyi teşhis ettikten sonra dışarı çıktığını ve yakınlarının kendisini güler yüzlü gördüğünü aktaran Naile Barış, “Teşhis ettikten sonra dışarı çıktım. Eşimin kardeşi beni güler yüzlü gördü. 'Şehit düşen Evin değil mi' deyince, 'Evet, şehit düşen Evin'dir' dedim. Çünkü o an yüzüm gülümsüyordu. Bizim için bir gurur kaynağıydı. Cenazemizi aldık, Agirî'ye geldik. Çok yoğun bir kitle vardı. Sloganlar ve zılgıtlar eşliğinde defnettik” diye konuştu.
‘Bu süreç başarıya ulaşmalı’
Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin amacına ulaşması durumunda çocuklarının hayallerinin gerçekleşeceğini kaydeden Naile Barış, "Bu sürece inancımız var. Bugüne kadar çok süreç yaşandı. Ama başarıya ulaşamadı. Bu sürece biraz daha inancımız var. Çünkü bu süreç diğerlerinden daha ayrı bir süreçtir. Bu süreçteki muhataplar işi sıkı tutmuşlar. Bu sürecin yine annelerin omuzlayabileceği bir barış süreci olması gerekiyor. Anneler bu süreci omuzlarsa çok daha güçlenecektir. Bu sürecin başarıya ulaşmasını çok istiyoruz. Zindandaki, cezaevindeki arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Bu saatten sonra hiçbir annenin ağlamasını istemiyoruz. Biz anneler de bu süreçte elimizden ne geliyorsa yapacağız, yapmaya hazırız" şeklinde konuştu. AGIRÎ