Fransa Gündemi


İşsizlik patlamasının yaşandığı Fransa’da 1 Mayıs’ta daha farklı bir rüzgar esmesi bekleniyordu. Sendikaların beklentilerinin çok altında bir katılımla 1 Mayıs sönük geçti... CGT, CFDT sendikaları 1 Mayıs öncesi restleşerek iki ayrı noktada yürümeye karar vermişti. Buna rağmen 150 bin civarında kitle ancak alanlara indi. Bunun azımsanmayacak bir bölümünü de göçmenler oluşturyordu. Diğer taraftan CGT sendikasından sonra en büyük konfederasyon konumunda bulunan CFDT, hükümete biraz şans verilmesi gerektiği fikrine sahip. Fransa’daki işçiler, emekçiler iki farklı yürüyüş, iki farklı anlayışın ürünü olara 1 Mayıs’ta alanlara indi. Hükümet yanlıları ve hükümet dışında bulunan solun güçlü olduğu tabanın tepkisinin yaşandığı bir 1 Mayıs’ı Fransa geride bırakmış oldu. Oysa bütün bu sendikalar sosyalist parti iktidarını sağlamak için geçen yıl 1 milyon emekçiyi alanlara indirmişti..!
1 Mayıs’tan sonra gözler, 5 Mayıs günü Sol Cephe’nin hükümetin politikalarına karşı yapacağı Bastille mitingine çevrilmiş durumda. Kimi basın yayın organları, Komünist Parti çizgisine yakınlığı ile bilinen CGT’nin gücünü asıl olarak 5 Mayıs günü alanlara indireceği yorumunda bulundu. Hükümetin kemer sıkma politikası sürüyor. Her hafta Fransa’da temel işkollarında işyerleri kapanıyor. Binler işsizler ordusuna katılırken, sessizlik ve belirsizlik sürüyor. Bütün bu yaşananlara karşı Sol Cephe Avrupa çapında bir kampanyaya hazırlanıyor.
5 Mayıs mitingini bir uyarı mitingi olarak niteleyen Sol Cephe asıl eylemlerin Eylül ayında Avrupa çapında gerçekleştirileceği yönünde 1 Mayıs alanında açıklamada bulundu. Sol Cephe’nin yaşanan kriz ve sosyal çöküntü döneminde işçi ve emekçilerin ihtiyaçlarına cevap verecek alternatif bir politikaya sahip olmaması da başka bir tartışma konusu! Tüm bu ortamda Fransa’da işsizlik, uyuşturucu, alkol ve cinnet tavan yapmış durumda! Sosyal, siyasal, ekonomik toplumsal geriye çöküş derinleşiyor!
Fransa’da 1 Mayıs alanlarında azımsanmayacak bir güçte göçmenlerdi. Krizin ve toplumsal sorunların en ağır bedelini ve ülkelerinde yaşadıkları sorunları ortalaştırıp alanlara inen göçmenlerin büyük bir kısmını Kağıtsızlar Hareketi oluşturuyordu. Marsilya, Paris ve Fransa’nın tüm kentlerinde sokağa indiler. Her eylemde yaşadıkları büyük katliamın gerisinde kalan fotoğraflarla alanları dolduran diğer bir güç de Tamil halkı. Acıları, kayıpları yüzlerine sinmiş bir şekilde 1 Mayıs alanlarında yerlerini almışlardı.
Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da “Arap Baharı” ile sallanan halklar ise sembolik pankartlarla 1 Mayıs alanındaydı. Bu yıl da Kürdistanlı ve Türkiyeli devrimci örgütler 1 Mayıs alanlarına ilk pankartları açan örgütler oldu. Taksim haberleri alana ulaşmış, birçok kortejde yaşanan saldırı uzun yıllardır ülkelerinden kopuk olanların gündemiydi. Kendileri de 1 Mayıs alanında olmalarına rağmen akılları Taksim ve diğer illerde yapılan 1 Mayıs eylemlerindeydi. Kriz, sosyal adaletsizlik, göçmen hakları, kapitalizmin vahşi yanına dikkat çeken Türkiyeli devrimcilerin hemen yanı başında Kürdistanlılar yer alıyordu. Bu yıl Kürdistanlılar farklı bir atmosferde 1 Mayıs’a girdiler. Bastille’in Zafer anıtı önünde Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez adlı kadın devrimcilerin fotoğrafları asılıydı. Üç Kürt kadın devrimcinin bakışları altında, “Katliamın arkasındaki güçler açıklansın” talebini içeren pankartla alana yüzlerce Kürdistanlı akın etmişti.
150’nin üzerinde genç, yaşlı, kadın üzerlerinde “Öcalan’a özgürlük, Kürdistan’a statü” yazan t-şörtler giymiş, ellerinde imza föyleriyle neredeyse 1 Mayıs alanının her yanına yayılmış durumdaydı. Farklı dil bilmeyenler bile dili döndüğünce “özgürlük” talebiyle imza istiyordu. Günün sonunda 10 binin üzerinde imza toplayan Kürdistanlı gençler, yağan yoğun yağmura rağmen “Bijî Serok APO” sloganlarıyla yürüyüş koluna dahil oldu... Fransızlar için sönük 1 Mayıs olurken, Kürtler barış ve özgürlük umutlarıyla yine alanda en canlı grup olmayı başardı!