Kürt Özgürlük mücadelesinin dünya devrim ve mücadele deneyimlerinden, Kürt halkının tarih boyunca toprakları üzerinde gelişen egemenlik ve paylaşım savaşlarına karşı verdiği mücadeleden, kendinin otuz yıla varan derin, yoğun askeri, siyasi, kültürel mücadelesinden deneyimlediği ve öğrendikleri üzerinden ulaştığı paradigmal hattın, en çok karşısında konumlandığı olgunun devlet ve iktidar olduğu net bir çizgiye ulaşmıştır. Diğer tüm karşı durulan ve mücadele edilen ideolojik yapıların, kurumların, sistemlerin özü itibariyle şekil aldıkları yer devlet ve iktidardır. Kapitalizm de, modernizm de, liberalizm de, faşizm de devlet ve iktidar eksenli dünyayı yönetme paradigmasına bağlı ortaya çıkan ve insanlığın başına musallat olmuş hastalıklardır.
Yaşamın sürdürülmesi, örgütlenmesi, ortaya çıkan sorunların çözülmesinde devlet ve iktidarı çözüm olarak gören algı, kendini kapitalizm karşıtı yerde konumlandıran ideolojik yapılar ve örgütler dahil bugün neredeyse dünyada tüm toplumları etkisi altına alan kültürel bir iklim yaratmıştır. Sorunların çözümünün devlet ve iktidar aygıtına sahip olmadan çözülmesi mümkün görülmemektedir. Bu egemenlikçi yapının, toplumsal algıda gerçekleştirdiği büyük siyasi ve kültürel soykırımın neticesidir.
Bugün Kürt Özgürlük mücadelesinin karşı karşıya kaldığı, en büyük savaşı vermek zorunda olduğu yer tam da bu sorunların çözümünü devlet ve iktidar odaklı gören kültürel iklimdir. Dikey, hiyerarşik bir yönetme otoritesi olmadan sorunlara çözüm bulunamamakta, dikey örgütlenme ve yönetim modelinin sorunları çözmek bir yana, sorunların bizzat kaynağı olduğu görülememektedir. Sayın Mustafa Karasu’nun Özgür Politika gazetesindeki son yazısında ele aldığı komünal demokratik belediyecilik meselesi tam da buradan okunması gereken bir meseledir. Devlet ve iktidar karşıtlığı üzerinden kurulan, halkın demokratik öz yönetimini esas alan bir siyasi mücadelenin sonunda kazanılmış olan yerel yönetim alanlarının neredeyse tüm pratiklerinin devletçi, iktidarcı yöntem ve araçları kullanıyor olması buraları halkın, toplumun kendini yönettiği, sorunlarına çözüm bulduğu yerler olmanın çok uzağında tutmaktadır. İktidarcı kültürün ne menem bir şey olduğu, ne tür sorunlar ürettiği, toplumu nasıl demokratik özyönetim kültüründen uzaklaştırdığı bu alanlarda görev üstlenmiş kadrolarca bilince çıkarılmadan, halkın bu yönde bu kurumları sahiplenmesi yaşanmadan yerel yönetim alanlarının Kürt özgürlük paradigmasına hizmet etmesi bir yana, bu paradigmanın yaşam bulması önündeki en büyük engel olması durumu söz konusu olacaktır.
Özyönetimsel demokratik kültürün kendi içinde günlük yaşamda bir takım sembolik göstergeleri olduğu gibi, iktidarın da bu anlamda sembolik göstergeleri vardır. On beş yıllık yerel yönetim deneyiminde iktidar odaklı anti-demokratik yönetim biçiminin ne tür sorunlar ürettiğinin görülmesine rağmen hala makam odası, makam koltuğu ve makam arabası gibi iktidar temsili araç ve göstergelerden bile kurtulmayı becerememiş, bunlarla yaşamayı kendine zül saymamış bir zihniyetin gerçekten demokratik, halkçı bir belediyeciliği geliştirebilmesi mümkün müdür. Eşbaşkanlık gibi bir cinslerarası demokratik ve eşit bir temsiliyeti yaşama geçirmeyi hedefleyen bir yöntemin, her eşbaşkan için bir makam odası, bir makam koltuğu, bir makam arabası arayışı olarak tezahür etmesi ne kadar ironik, bir o kadar da trajikomik bir duruma tekabül etmektedir. Halk sorunlarını anlatabilmek ve çözebilmek için artık bir iktidar engeli yerine iki iktidar engelini aşmak zorundadır.
Kültürel soykırım, bilinci tahrip ederek, bilincin sahibini kendine ve toplumuna karşı bir duruşun ve yaşamın sahibi durumuna getirir. İktidar ve güç tapıncının bizleri ne kadar teslim aldığını anlamak için gündelik ilişkilerimize, pratiklerimize bakmak yeterli olacaktır. İktidar ve faşizm gündeliğin küçük ayrıntılarında gizlidir. Makam odasının deri koltuğunda, bir makam  arabasının markasında saklı iktidarla yüzleşmeden büyük iktidarla hesaplaşılamaz. Kent yaşamının düzenlenmesinde, halkın kullanımına sunulmasında makamla ilgili bu iktidar göstergelerinin bir izdüşümü olan onlarca uygulama söz konusudur. Demokratik halkçı bir belediyecilik için belediye yönetim ve eşbaşkanlarını, kendilerini öncelikle bu iktidar göstergesi prangalardan kurtarmaya çağırıyorum. İnsan nasıl yaşıyorsa öyle düşünür.
Not: Amed Yenişehir Belediyesi eşbaşkanları makam koltuklarını çalışma masası ile değiştirmişler. Kutluyorum.