CEMİL UĞUR / MA/ANKARA

HDK Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, açlık grevlerinin hukukun yokluğunu gösterdiğini söyledi.

HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, eylemlerin Türkiye’de hukukun bittiğini açık bir şekilde ortaya koyduğuna dikkat çekerek, “Bir ülkede eğer insanlar seslerini duyurmak için, en temel insan haklarına kavuşmak için açlık grevine girerek, bedenlerini açlığa yatırmak zorunda kalıyorsa o ülkede hak, hukuk, adalet, eşitlik, demokrasi gibi kavramlardan bahsedilemez. Türkiye’nin tam olarak böylesi bir tablonun içerisinde olduğunu görüyoruz” dedi.

Cezaevleri başta olmak üzere bütün yaşam alanlarında hak ihlallerinin yaşandığını söyleyen Koçyiğit, “Her gün insanlar sudan gerçeklerle gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, işkenceye uğruyor, işinden oluyor. En temel hakların kullanılmasına izin verilmiyor. Aslından bunun en bariz örneğini İmralı tecridinde görüyoruz. Başlatılan açlık grevleri bizlere ülkede hukuk olmadığını ve iktidarın kendi hukukuna ve adaletine saygı göstermediğini gösteriyor” diye konuştu.

İfade kanalları kapalı

 Diyalog yollarının kapatılması durumunda açlık grevi grevlerinin tek eylem biçimine dönüştüğüne vurgu yapan Koçyiğit, şöyle devam etti: “Kendimizi ifade edebileceğimiz tüm kanallar kapalı. Bizler Meclis kürsüsünde binlerce kez tecridi gündeme getirdik. Türkiye’nin3. siyasi partisi HDP olarak eşbaşkanlarımız ve vekilleriyle sürekli tecridi gündeme getiriyoruz. Fakat bunca çabaya rağmen adım atılmamıştır. Leyla Güven arkadaşımız, tutsaklar ve dünyanın birçok yerinden açlık grevine girenler seslerini duyurmak istiyorlar. İmralı üzerinden uygulanan tecridin kaldırılmasını istiyorlar.”

Sorunun demokratik ortamda Meclis’te çözülmesi gerektiğini; diyalog sürecini bitiren iktidarın, çatışmalı süreci halka gerçek bir şekilde anlatmadığını kaydeden Koçyiğit, şöyle konuştu: “ Halk gerçeklere ulaştığından sorunun aslında nasıl çözüleceğini görmeye başladı ve Kürt halkının taleplerinin ne olduğunu öğrenirken hak vermeye başlıyor. AKP ve devleti yönetenler ‘barış sürecini yönetirsek, barış gerçekten kurulursa, nasıl iktidarımı devam ettirebilirim’ diyerek süreci sonlandırmıştır. Çünkü iktidarları çatışma ve kanla ayakta tutuyorlar.”

Barış tecrit edilmiş durumda

 Öcalan’ın çözülmesi gereken sorun için kilit pozisyonda olduğunu belirten Koçyiğit, şunları ifade etti: “Sayın Öcalan’ın geliştirdiği demokratik cumhuriyet ve demokratik ulus sadece Kürtleri kapsamıyor. Tüm Ortadoğu ve Türkiye halklarını kapsıyor. Öcalan’ın sadece paradigması değil, barış sürecinde sarf ettiği her adım Türkiye halklarının demokratik yaşaması için çözüm sunuyor. Bundan dolayı tecridi tek kişi ya da sadece İmralı üzerinde olarak değerlendirmemiz yanlış olur. Biz aslında 5 Nisan 2015’ten beri çözüm sürecinin tecrit edildiğini görüyoruz. Yani barışımız tecrit edilmiştir. Bu tecritle Öcalan’ın barış çağrılarının halka ulaşmasını engellenmek isteniliyor.

Bugün sadece İmralı’da tecrit yok. Yaşamımızın her alanına yayılan bir tecrit artık var. Tecridi sadece dar bir odaya hapsetmekle ele alamayız. Bugün her birimiz tecrit altına alınmışız. Milletvekilli arkadaşlarımızın geçenlerde tecride karşı yapmak istedikleri yürüyüşte tecridi gördük. Polisin vekillerin etrafını kalkanlarla ördüğü ve nerdeyse üst üste kalkan koyarak, halkın hiçbir şekilde görmeyeceği bir şekilde bariyerler oluşturdular. Bu da bir tecrittir. Merkeze İmralı’yı koyarak bütün topluma yayılan tecridin kalkmasını istiyoruz.”