
Katiller açıklamalardan feyz alıyor
SES Kadın Sekreteri Bedriye Yorgun, kadına yönelik şiddetin son 9 yılda yüzde bin 400 arttığının altını çizerek, kadına şiddetin bu kadar artmasının temel nedeninin iktidarda bulunanların zihniyetiyle doğrudan alakalı olduğunu değerlendirmesini yaptı. Bu konuda Erdoğan'ın yer yer yapmış olduğu açıklamaları hatırlatan Yorgun, "AKP'li kadrolar ve doğal olarak iktidarda bulunanlara oy veren önemli bir kitle, bu açıklamalardan feyz almıştır. Belediyelerinde çalışan bir kadın danışman, ikinci üçüncü nikahların yapılabileceğini söyleyebiliyorsa, bir profesör kadının açık giyinmesinin tacizi ve tecavüzü teşvik ettiğini iddia edebiliyorsa, kadına yönelik tacizin önüne geçmek için testosteron hormonuna müdahale edilmesi tartışılabiliyorsa (kamuoyunda tartışılan 'Hadım yasası') ya da hakimler ve savcılar iç toplantılarında kadının tecavüzcüsüyle evlendirilmesinin dava yüklerini azaltacağını konuşabiliyorlarsa, şiddet artmasın da ne olsun?" dedi.
Medya kadına şiddet uyguluyor
Her gün en az 5 kadının öldürüldüğünü hatırlatan Yorgun, bu konuda çözüm önerileri yerine şiddetin magazinleştirildiğinin altını çizdi. Yorgun, "'Kadın mıdır, kız mıdır' diyen bir zihniyet, kadın milletvekillerine hakaret eden, panzerle üzerine yürüyen, saldırılarda kalça kemiğini kıran, gaz bombası ile yaralayan, 'Kadın da olsa çocuk da olsa gereği yapılacaktır' diyen, asimilasyon için Kürt kadınları ile evlenilmesini öneren bir zihniyet olduğu müddetçe, şiddetin azalması düşünülemez" diye konuştu. Yorgun, şiddetin önüne geçmek için yaptırım yapılması gerektiğini, bunun için de öncelikle Başbakan'ın kendi kadrolarına yaptırım uygulaması gerektiğini belirtti.
"Kelepçe, estetik" şeklindeki önerilerin traji-komik olduğunu vurgulayan Yorgun, basının da bu konularda sorumsuz davrandığını ve reyting hesabı yaptığını söyledi. Bunun başlı başına bir şiddet olduğunun altını çizen Yorgun, bunun sadece kadın örgütlerinin sorumluluğunda olmadığını, toplumsal cinsiyetçi bakış açısı başta olmak üzere herşeyin yeni baştan düzenlenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Ölü bedenlerin artan ağırlığı
Sosyalist Feminist Kolektif aktivisti Hatice Erbay, her şiddet türünün bir öncekinden daha güçlü ve daha fazla şiddet ürettiğini söyledi. Erbay, Türkiye'de şiddetin artmasının başlıca nedeninin şiddetin nasıl kurulduğu, nasıl beslendiği ile alakalı olduğunu söyledi.
Erbay, "Kadınlar en yakınındaki erkeklerin işledikleri cinayetlerle öldürülüyor ve biz artık, 'sevgi ile şiddet' kelimelerini yan yana anıyoruz. Bu kadar şiddete nasıl dayanıyoruz, toplum olarak nereye gidiyoruz, nasıl bir toplum olduk; katillerin çoğaldığı, üzerimizdeki ölü bedenlerin artan ağırlığı ile nasıl insanlarız biz artık, bu kadar çok ölüm varken nasıl bir hayat yaşıyoruz?" diye sordu.
Zincirleme suç ortaklığı bir katliam demektir
Artan kadın cinayetlerinde baş neden "erkeklik" olmakla birlikte bunu pekiştiren artıran etkenler olarak, Kürtlere yönelik savaşı, yoğunlaşan şiddet ortamını, hız kazanan muhafazakarlığı, milliyetçiliği, faşizmi sayabileceklerini dile getiren Erbay, "Kadın cinayetleri zincirleme bir suç ortaklığını çok açıktan gösteriyor bize aslında. Kadının en yakınındaki erkekten başlayarak, mahallesindeki karakola, yargıya, hukuka, devlet kademelerine, bakanlığa ve medyaya kadar uzanan bir işbirliği. O zaman bu işbirliği ayan beyan ortadaysa, bu cinayetler aslında bir katliam demektir" diye belirtti.
Aileyi ve aileyi kutsayan tali önlemler
En son katledilen Şefika Etik'in cansız bedenini sergileyen Habertürk'ün etik anlayışını yorumlayan Erbay, yapılan haberlerin potansiyel katil adayları üzerinde etki yarattığını kaydetti. Erbay; "En basitinden o haberin servis edildiğinin ertesi günü Ankara'da bir kadın benzer şekilde bıçaklanarak öldürüldü. Bunlar münferit, tesadüfi şeyler mi, böyle olabilir mi? Daha fazla sorumlu yaklaşımlara ihtiyaç olduğu ortada değil mi?" diye sordu.
Kadını güçlendirecek, aile içindeki nesnel bir varlık olmaktan çıkaracak çok güçlü politikalara acilen ihtiyaç olduğunu söyleyen Erbay, "Bu cinayetler için özel önlemler ve özel yasalar derhal gündeme alınmalı. Devlet, kadını aile içinde tanımlamaya devam ettikçe, aileyi ve erkekliği kutsadıkça, bu önlemleri almakta gösterdiği bu zaafı devam ettirecektir" dedi.
Ekonomik krizle birlikte kadına şiddet arttı
Kozadan İpeğe Kadın Kooperatifi Yönetim Kurulu üyesi Nurcan Yalçın ise, medyanın şiddeti görünür kılmasının önemli bir boyut olduğunu, ancak şiddetin işleniş biçiminin hatalı olduğuna vurgu yaptı. Kadın Kooperatifi olmalarıyla bağlantılı kadınların ev içinde yaşadıkları durumun ekonomik boyutlarını da önemsediklerini belirten Yalçın, özellikle ekonomik krizle beraber şiddetin arttığına dikkat çekti.
Psikolojik ve cinsel şiddetin de arttığını dile getiren Yalçın, bilinçli kadınların da hedefte olduğunu söyledi. Özellikle belli bir mücadele arayışı olan kadınların sivil toplum kurumlarında ya da kadın örgütlerinde bilinç yükseltme anlamında önemli bir aşama kaydettiklerini dile getiren Yalçın, haklı ya da haksız olsun erkeğe karşı çıkan her kadının şiddetin muhatabı haline geldiğini dile getirdi.
NAGİHAN AKARSEL - DİHA/ANKARA