
“İşte menekşeler/ İşte morsümbüller/ Ölümün rakımındaki coğrafya / Binlerce kardelen suyun en dalgalısında / Kendi topraklarına akarlar / O renklere sevdalı / Özetidir işte Kürdün”
Yaşamının uzun yıllarını Türkiye zindanlarında ve şimdilerde ise sürgünde geçiren Yaşar İldan’ın “Kızıma Mektup” isimli şiir kitabı, geçtiğimiz Temmuz ayında El Yayınları’ndan çıktı.
İldan, kitabını tüm tutsak baba ve anneler, amcalar, dayılar, teyzeler adına; Roboskî, Rojava, Gezi ve Soma emekçilerine adıyor. Kitabın önsözünü yazan şair - yazar Sezai Sarıoğlu’nun deyimiyle “Lirik ve dolambaçsız; tok sözlerle konuşuyor İldan. Hayatı duygularıyla sorguluyor; özgür ve sömürüsüz bir dünyaya özlemi resmediyor. Çığlık gibi... Hüzünlü ve öfkeli. Romantik ve tutkulu.”
Ezilenlerin dili olma çabasıyla yola çıkan İldan, halkı uğruna mücadele ederken yaşamını yitiren Türkiyeli ve Kürdistanlı devrimcileri de unutmuyor.
‘Sê Jin’ şiiriyle 9 Ocak 2012 tarihinde Paris’in göbeğinde katledilen üç devrimci Kürt kadın Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Şaylemez ile Rojava’da YPG saflarında Kürt halkı ile omuz omuza mücadele ederken toprağa düşen MLKP savaşçısı Serkan Tosun ve daha nicelerini anıyor İldan şiirlerinde... Yine dağlardaki ve zindandaki yoldaşları, polis kurşunuyla henüz 15’indeyken hayatını kaybeden karagözlü Berkin çocuğu ve gizli tanık ifadesiyle müebbet hapse çarptırılan liseli Gülsüm Koç’u da unutmuyor. Kitapta Gebze M Tipi’de bulunan tutsak Ferda İldan’ın da bir şiiri buluyor.
‘Sen ne zaman geleceksin’e bir cevap
‘Kızıma Mektup’ kitabının oluşum serüvenini sorduğumuz Yaşar İldan, “Kürdistan’ın kuş uçmaz kervan geçmez köylerinden, Çewlîk Gêxî’den, Zeytinburnu gecekondularına gelip konan göçmen kuşlar... Deri işçisi baba, lal ana, dört kırlangıç yavrusu... 70’lerin ateş çemberi... Çocuk yaşta Davutpaşa Askeri Hapishanesi... Karanlık 80’lerde yeraltında sürülen umudun izi... Soluk soluğa 90’lar... 2000’lerle gelen sürgün yılları... Kırmızı bülten... İspanya Valdamore Yüksek Güvenlikli Hapishanesi… Valdamora Hapishanesi voltalarının patikalara, kuş seslerine, mor çiçeğin pırıltısına çıkan yolları…
‘Baba sen ne zaman geleceksin’ diye soran küçük kıza yazılan mektuplar, şiirler… ‘Kızıma Mektup’ işte bu fırtınalı yılların imbiğinden damıtılıyor. Bu kitabın oluşum süreci İspanya’da tutsak düştüğümde oluştu. Her hafta bir gün kızım Asmê ile konuşuyordum. Onun her hafta ‘baba sen ne zaman geliyorsun?’ sorusuna bir nebze yanıt olabilme çabasıdır ‘Kızıma Mektup’ şiir kitabım” dedi.
Özgürlüğün bir yaşam tarzı olduğunu söyleyen İldan, “Cezaevlerindeki tutsaklara sahip çıkın, onlara sahip çıkarken aslında kendi özgürlüğümüze sahip çıkıyoruz” dedi. Yaşar İldan son olarak “usuldendir yoldaştan yoldaşa sevgi, gazeteniz aracılığı ile bu kitabın oluşmasına emek sunan sevgili Sezai Sarıoğlu, Adil Okay, Şennaz İldan, Munise Doğan ve El Yayınları emekçilerine ile Veli Aydın’a teşekkür ederim” dedi.
İldan kitabının tüm gelirini, Şengal halkına bağışlayacağını da sözlerine ekliyor.
SUNA ALAN/LONDRA