Bir ülkenin demokrasisi kadın haklarındaki gelişmişlik düzeyiyle ölçülür. Dolayısıyla dünyadaki demokrasi düzeyinin zayıf olduğunu söylemek yanlış olmaz. Kadının siyasete, ekonomiye ve yaşamın bütün alanlarına eşit katılımı o ülkenin demokrasisinin aynasıdır. Yine kadının öz değerleriyle yaşama katılımı demokrasinin kalitesini belirler.
Buradan yola çıkarsak Türkiye’deki ‘ileri demokrasi’ düzeyini 14 Temmuz’da Diyarbakır’da yapılan ‘Öcalan’a Özgürlük’ mitingin de bütün dünya gördü. BDP’li kadın milletvekillerini hedef alan saldırı Türkiye’nin ‘ileri demokrasi’ ölçüsüydü. Demek ki ileri demokrasilerde ‘önce kadını vurun’ temel ölçüdür.
AKP Hükümetinin kadın milletvekillerine saldırısı yeni değil. Sevahir Bayındır ve Ayla Akat polis saldırısı sonucu yaralanmışlardı. Münferit gibi gözüken bu saldırılar Türk başbakan Erdoğan’ın, 2011 yılının Kasım ayında “Eşi vefat etmiş kadınlar için sosyal yardım programı” toplantısında yaptığı konuşmada BDP’li kadın vekillerini ‘O vekiller’ diyerek kadın milletvekillerinin hedefinde olduğunu resmileştirmişti. Yine aynı gün Meclis’teki görüşmelerde de AKP’li vekiller, BDP’li Sebahat Tuncel ile Pervin Buldan’a fiziki müdahalede bulunmuşlardı. Nitekim son olarak 14 Temmuz mitinginde BDP milletvekilleri Pervin Buldan, Gültan Kışanak, Mülkiye Birtane ve Ayla Akat saldırıya uğradı.
AKP neden BDP’li kadınları hedef alıyor?
Kürt kadınları, AKP Hükümeti için aykırı kadınlardır. Kürt kadınları kendi öz kimliklerinin bilincindedir. Bu konuda eğitim, örgütleme çalışmalarını bütün baskı ve saldırılara rağmen sürdürüyor. Kürt kadınları demokratik bir toplumun kadın özgürlüğünden geçtiğini inancında. Kürt kadınları; kadınların aktif olmadığı, sesinin, sözünün olmadığı bir yaşamın ne denli renksiz, anti-demokratik olduğunun farkında. Kürdistan’ın bütün parçalarında aktif olmakla beraber en etkili oldukları parça Kuzey Kürdistan’dır. Yani Türkiye’dir. Türkiye siyasetinin en aktif kadınları Kürt kadınlarıdır. BDP’li kadınlardır. BDP’li kadınlar Türkiye siyasetinin kadın rengidir. Türkiye siyasetinin demokrasi yüzüdür. Eğer uluslararası alanda Türkiye kısmen demokratik sayılıyorsa, bunda BDP’li kadınların payı büyüktür. Ayrıca yaşamda söz sahibi olmaları, her soruna Türkiye ve Kürdistan çapında çözüm önerileri sunmaları; direngen ve mücadeleci olmaları da AKP’yi rahatsız ediyor.
AKP Hükümetinin kadın profili ile BDP’nin kadın profili birbirinden çok farklı. BDP’li kadınların her konuya yönelik söyleyecek sözü, her soruna yönelik çözüm perspektifi var. Böyle olduğu için AKP Hükümeti BDP’li kadınlara yöneliyor. 2007’de Newroz kutlamalarında somutluk kazanan saldırılar; “çocukta olsa, kadın da olsa gereği yapılacaktır” diyen Türk başbakanı Erdoğan’ın talimatıyla başladı. Bu saldırılardan istediği sonucu almamış olacak ki, kendi kadın perspektifini üç çocuk üzerine kurdu. N.Ç davası gelmiş geçmiş en büyük insanlık suçlarından biridir. Ve bu da Kürt kadınlarına saldırının başka biçimi olarak geliştiriliyor. Kürt kadın direnişi karşısında sonuç alamayan AKP Hükümeti daha sonra seçilmiş kadınlara yöneldi. Belediye başkanları, il başkanları, parti meclis üyeleri, kurum temsilcilerinden oluşan onlarca kadını tutukladı. Ve artık sıra BDP’li kadın milletvekillerine gelmiş durumda. En son “O vekiller” diye başlayan sözlü saldırılar fiziki şiddete dönüşmüş durumda.
Peki AKP iktidarı neden BDP’li vekillerden bu kadar korkuyor? Çünkü BDP’li kadınlar sadece Türkiye’deki kadınlar için bir model değil. Aynı zaman da Ortadoğu’lu diğer kadınlar için de bir modeldir. BDP’li kadınların etki kapsamı çok geniştir. Bu durum AKP’nin Ortadoğu planları ile denk düşmüyor. Dolayısıyla “ılımlı İslam” perspektifi ile rol biçilen AKP Hükümeti BDP’li kadınlara saldırıyor. Yapılan siyasi soykırım operasyonlarında da çok önemli sayıda BDP’li kadın tutuklandı.
Ama dikkate alınmayan şöyle bir gerçek var. Kürt halkı kadının gücünü, etkisini keşfetti. (Her ne kadar Kürt erkeklerinin bir kısmının iktidar korkusu olsada). Kürt kadınları yaşamdaki kendi etkisini fark etti. Özgürlüğü tattı. Kendine ait olmayı tanıdı. Bütün saldırılara karşı ayakta kalma gücünü gösteriyorsa bu gerçeklikten ötürüdür. “O vekiller” Kürt halkının yaşamında önemli role sahipler. Bundan sonra da böyle olacaktır.
İleri demokrasi ve BDP’li kadınlar