İleri demokrasi dedikleri şey; biberli, acılı, gazlı, puslu sopalı, olanca hızıyla devam ediyor. Faşizm en acımasız halini kimseden sakınmıyor artık. Kemalistlerde gazın biberlisini, dayağın değerlisini görmüş oldu ama hala vicdanları sızlamıyor, ölüme yaklaşan insanlara kayıtsız kalmaya, olanlara karşı durmaya, devam ediyorlar.
İktidar; silahla grevleri durdurmayı akıllarına koymuş çoktan. Açıklama üstüne açıklama yapıyor, gerekçeler hazırlıyor.
Erdoğan, “Aç kalan falan yok. Adalet Bakanım gitti, aç kalan yok, herkes her şeyi yiyor” diyor.
“Açlık grevleriyle ilgili Sağlık Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı her türlü tedbiri almıştır. Ölüm orucu diye şu an bir şey yok. Açlık grevi teşvik edenlerin de kuzu kebap partilerinde günlerini tüketmeye devam ediyorlar. Aylar öncesinde çekilen bir resmi kameralara göstererek şov üstüne şov yapıyor. Sonrada durup vicdandan, namustan, ahlaktan söz edebiliyor.
Aynı kabinenin Adalet Bakanı ise sayılar veriyor, insan ve cezaevlerindeki süresiz açlık grevlerini. Her biri bir can olan onurlarından başka kaybedecek bir şeyleri olmayan, ölüme yatmış Kürdistan’ın değerli evlatlarından söz ediyor da Erdoğan’ın yüzü kızarmıyor.
Bir yanda gencecik bedenler ölümle pençeleşirken diğer yanda, bombalar dağların doruklarına yağmaya devam ediyor. Kurşunlar genç insanların ömrünü aldıkça, ajanslar gençleri sayılarla anıyor. Analar elleri böğründe, yürekleri ağzında gelecek haberleri bekliyor.
Bilmiyorlar, dövdüler, sövdüler, derin kuyulara attılar, sessizce yaklaşıp kalleşçe enselerinden vurdular olmadı. Kürdistan’ın değerli evlatlarının kemikleri bile isyan etti, toprağı delip biz buradayız dediler. Onlarca köy boşaltıldı, yurtlarından sürgün edildiler, gurbet ellerinde açlığa, sefalete hasrete mahkum edildiler. Yetmedi yaşlısını, gencini, onlarcasını toparlayıp zincire vurdular. Hiçbir insana yakışmayan şeyler yaptılar. İnsanlık tarihinin utanç sayfalarına geçseler de, zalimler utanmadı, utanmıyorlar, zorbalığa zalimliğe devam ediyorlar. Kürdistan ise toptan direniyor. “Direnmek yaşamaktır” diyor, zindan zindan büyüyorlar. Çocukluklarını çalanları sorguluyor, gençliklerini vuranları da. Onlar şimdi benleriyle direnerek, özgürlüğe kanat çırpıyorlar. Dillerini, inandıklarını yaşayabilmek, yaşatabilmek için, kendileri olmak için direniyorlar. Her bir yana parçaları dağılsa bile, zaman ölüm taşıyor olsa bile direniyorlar. İnsanlık onurunu kurtarmak için.
Zalimin, işlediği insanlık suçunu, inkar ve imhasını, kara vicdanlarını, kan bürümüş gözlerini açığa çıkarmak için direniyorlar. Buz gibi beton duvarların arkasında. Şayet önlem alınmaz, oralardan ölüm haberleri gelmeye başlar ya da geçmişte olduğu gibi “hayata dönüş operasyonları“na benzer müdahaleler olursa. Kürdistan’daki analar buna izin vermeyecek, sessiz kalmayacak hesabını soracak,mazlum halkın isyanı onları boğacaktır. Ey Hükümet, Ey Tayyip ne ileri demokrasin ne yalanların, seni anaların öfkesinden kurtaramayacaktır. İnsanlık tarihi bunun örnekleriyle doludur.
İleri demokrasiye inat ölme kalk...