
22 yaşındaki HDP Tarsus İlçe Yöneticisi Leyla Çiçek, Mersin’in Tarsus ilçesinden barış talebini haykırmak için Ankara’ya giden 18 kişiden biriydi. Koruculuk dayatmasını kabul etmeyerek, 1987 yılında Amed’in Silvan ilçesine bağlı Aydınlar köyünden Tarsus’a göç etmek zorunda kalan ve yıllarca tarım işçiliği başta olmak üzere birçok işte çalışan ailesine destek olmak için lise sonrası okula gitmekten vazgeçen Çiçek, babasının giyim mağazasında çalışmaya başladı. Bir yandan da siyasal çalışmalarda yer alan Çiçek, genç yaşına rağmen HDP içerisinde aktif siyaset yürütmeye başladı. Çiçek’in ablası Aycan Nerse, kardeşinin Tarsus’tan Ankara’ya mitingine katılmak için 9 Ekim akşamı kalkacak otobüsleri beklerken, çok heyecanlı olduğunu anlatarak, “Onu ilk defa bu kadar sevinçli gördüm. Araçların iptal edileceği iddiası ortaya atılınca çevresindekilere ‘Ben bu barış mitinginde bulunacağım. Otobüsler gelmese de ben tek başıma bu mitinge gideceğim’ diyordu” diye konuştu.
DİHA/MERSİN
Alanlardan ayrılmayacağız
Mesane kanseri hasta tutsak Erol Zavar’ın Ankara Katliamı’nda yaralanan eşi Elif Zavar, “Alanlardan ayrılmayacağız. Mesela, 1 Kasım’da HDP’nin sandık görevlisiyim. Bu halimle gideceğim, bekleyeceğim” dedi.
15 yıldır cezaevinde ölüm kalım savaşı veren mesane kanseri hastası Erol Zavar’ın eşi ve kızı da Ankara’da gerçekleşen katliamdan yaralı olarak kurtuldu. “Onlarca yaralı polisin gazından öldü, nefes almadılar. Serkan beni bir taksiye bindirip hastaneye götürürken, yerde yatan arkadaşların yanından geçtik. Onları görünce, şu yaramdan utandım, yaşıyor olmaktan utandım.” Zavar, hastaneye kaldırıldıktan sonra 2 saate yakın ameliyathanede unutuluyor. Bilincini kaybetmek üzereyken bir doktor tesadüfen buluyor. 13 yıldır İHD Cezaevi Komisyonu aktivisti olan anne Zavar, “Alanlardan hiç ayrılmayacağız. Mesela, 1 Kasım’da HDP’nin sandık görevlisiyim. Bu halimle gideceğim, bekleyeceğim” dedi.
DİHA/ANKARA