
Almanya kamuoyu, iltica politikası konusunda hareketli bir ayı geride bıraktı. Geride bıraktığımız temmuz ayı ilticacılar için önemli bir aydı. İnişli çıkışlı bir seyir izleyen politika değişikliği, önümüzdeki günlerde ilticacıların yaşam koşullarına şu veya bu şekilde yansıyacak.
Erken çalışma izni
Geçtiğimiz günlerde iltica edenler yakın bir zamanda önemli bir yasal değişiklikle karşı karşıya gelecek. Reforme edilecek olan iltica yasasına göre, sığınma talebinde bulunanlara 9 ay sonra çalışma iznine kavuşabilecek.
Konu hakkında düşüncelerini açıklamayan Federal İçişleri Bakanlığı'ndan bir sözcü, karar konusunda Avrupa Birliği'nde bakanlar düzeyinde bir uzlaşma sağlandığını söyledi. Sözcü, en geç 2013 sonbaharına kadar yani meclis tatili sona erdikten sonra Almanya Federal Bakanlar Kurulu'nun onaylacağını söyledi. Yeni düzenlemeyi Avrupa Parlamentosu'nun yakın bir zamanda onaylaması bekleniyor.
AB ülkelerinde oluşan düzenleme olası yeni yasa değişikliklerine olumlu bakmayan Federal Alman Hükümetini bazı üyeleri iltica yasasında yapılacak olan yeni düzenlemeyle Almanya'nın yeni bir göç dalgasıyla karşılaşacağını iddia ediyor. Bundan dolayı olası yeniliğe bazı üyeler soğuk bakıyor. Bugüne kadar mevcut yasaya göre iltica edenler ancak bir yıl sonra çalışma izni alabiliyor. Aynı zamanda iş bulma konusunda ilk dört yıl içinde, işe bir Alman'ın talip olmaması halinde bir ilticacının başvuru hakkına sahip olduğunu belirten öncelik durumu (Vorrangsprüfung) isimli yasanın ise yerini koruduğu İçişleri Bakanlığı sözcüsü tarafından duyuruldu.
Yardım miktarı arttı
Bu arada geçtiğimiz günlerde Karlsruhe'deki Federal Anayasa Mahkemesi'nin bir kararı da ilticacıları yakından ilgilendiyordu. Anayasa Mahkemesi, ilticacıların aldığı devlet yardımlarının yükseltilmesi kararını aldı. Karara göre, ilticacıların aldığı sosyal yardım parası 225 Euro'dan 336 Euro'ya çıkarıldı. Bu karar, Federal İstatistik Dairesi'nin verilerine göre toplam 130 bin ilticacıyı ilgilendiriyor. Aynı zamanda sürekli oturum hakkı olmayan insanlar içinde de geçerli olacak.
Federal Anayasa Mahkemesi bu kararı, Güney Kürdistanlı bir Kürt'ün ve Nijeryalı genç bir ilticacının şikayeti üzerine aldı. Mahkeme, Anayasa'daki sosyal hukuk devleti ve eşitlik ilkelerine atıfta bulunarak bu yönlü kararını verdi. Dolayısıyla Mahkeme şu ana kadar verilen yardımın bir kişinin insanca yaşamına olanak sağlamadığını da belirtmiş oluyor. Sosyal yardım miktarı 1992'den beri 225 Euro'dur.
Thüringen'de istismar
Diğer yandan bu yasa değişiklikleri mülteciler adına olumlu gözükse de Almanya'ya sığınmak zorunda kalan insanlara yönelik insanlık dışı muameleler de sürüyor. Pek kamuoyunun gündemine gelmese de MDR-Thüringen televizyonu, ilticacılara ait devlet yardımlarının amaçları dışında kullanıldığını kanıtladı. Kanal çeşitli ilçelerin kendisine gönderilen devlet yardımlarını kendi amaçları doğrultusunda kullanıldığını deşifre etti. Buna göre çeşitli iltica merkezleri yardımları bütçe açıklarını kapatmak için kullanıyor. Örneğin Wartburgkeis'ta iltica sığınma evlerinde kalan 68 yetişkin ve 14 çocuktan oluşan sığınma evinde bir tane çocuk evinin olmaması dikkat çekiyor. Dikkatleri çeken bir diğer ilçe ise Altenburg… Orada da mültecilerin kaldığı alanlar son derece dar. Barınma yerinde kişi başına 6 metrekarelik bir oda düşüyor.
Leipzig'te ilticacılar istenmedi
Temmuz ayında Almanya'da ilticacılar adına bir gelişmede Leipzig kentinde yaşandı. Saksonya eyaletine bağlı olan Leipzig kenti, bu kez de mülteci karşıtı pozisyonuyla adından söz ettirdi. Almanya'nın doğusundaki bu kentte, belediye ilticacıları kentin çeşitli yerlerine yerleştirmek istedi. Kent sakinleri bu uygulamayı protesto etti. Belediye, kiralık evlere ilticacıları dağıtmak isteyince bir nevi halk ayaklanması meydana çıktı. Kentte sakinlerinin bir kısmı ilticacılardan çekindiklerini açıklarken, diğer yandan da yabancı düşmanlığı bir kent düzeyinde kendisini bu kadar açıktan hissettirdi. Protestolar, az çok etkisini gösterdi. Belediye, şehrin bazı bölgelerine ilticacıların yerleştirilmeyeceğini duyurdu. Bu sonuç bazı yerel gazetelerde 'zafer' olarak ilan edildi.
Bütün bu sonuçlar alt alta toplandığında şu sonuç kendiliğinden ortaya çıkıyor: Mülteci olmak yalnızlık, mülteci olmak dışlanmışlıktır ama mülteci olmak aynı zamanda direnmektir.
ÇETİN DEMİRBİLEK / KASSEL