Amed'de (Diyarbakır) konuşan Ekrem İmamoğlu, "Nefesimizin ne kadar daraldığını İstanbul'da hissettik" sözleriyle kayyum atamalarına tepki göstererek, 23 Haziran hatırlatmasında bulundu ve "Seçilmiş belediye başkanlarının yerine kayyım atanması gaflettir" dedi. İmamoğlu, kayyum darbesiyle görevinden uzaklaştırılan Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk ve Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı ile görüştü.  İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu eşi Dilek İmamoğlu ile birlikte Amed'e (Diyarbakır) gitti. Diyarbakır Havaalanı'nda yoğunluk nedeniyle aracına binerken güçlük çeken İmamoğlu'nu karşılayanlar arasında Amedspor taraftarları da vardı. Daha sonra CHP'nin İl Başkanlığı'na geçen İmamoğlu, burada İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınan ve yerlerine kayyum atanan belediye eşbaşkanlarına ilişkin açıklama yaptı. CHP Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Sayın'la birlikte basın toplantısı düzenleyen İmamoğlu, “Diyarbakır’ın sıcak karşılaması, havalimanında bütün sıcaklığını hissettirdi. Onure oldum. Seçim öncesi bir gencimiz sosyal medyada, 'Gelip kampanyanda çalışacağım, bunun için düğünümü erteliyorum. Seçimden sonra düğün sizinle birlikte yapmak istiyorum' demişti. Akabinde, ben kendisine söz verdim. Mutlaka düğününe katılacağım demiştim. Böyle bir seyahat planlandı. Diyarbakır üzerinden geçerek, selamlamayı arzu ettik. Bu seyahat bir düğünün yanı sıra farklı anlamlar da kazandı” dedi. Demokrasi ve hukukun üstünlüğü 31 Mart ve 23 Haziran İstanbul seçim sürecini hatırlatan İmamoğlu, “Bir seçim süreci yaşadık. Türkiye’nin demokrasisi adına, çok önemli bir seçim yaşandı İstanbul’da. İki turlu olması farklı bir anlam yüklemiştir. Vatandaşımızın, toplumun tamamı demokrasiye sahip çıkma duygusu ispat oldu İstanbul’da. Oy versin vermesin, herkes demokrasi için mücadele etmiştir. Günün sonunda Türkiye’de demokrasi kazanmıştır. Devletimizin, milli birliğimizin, üzerine inşa ettiğimiz çok temel kavramlar var. Cumhuriyet, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve milli irade. Bu kavramların içini boşaltmak, devletimize, milli birliğimize, demokrasimize yapılacak en büyük kötülüklerden biridir. Yüz yıl önce işgal altında Anadolu’da bir tarih var” dedi. [caption id="attachment_200070" align="aligncenter" width="660"] Foto/MA[/caption] Tehlikeli bir ayrımcılıktır Hükümetin kendisini millet iradesinden üstün gördüğünü ifade eden İmamoğlu, "Bir ailenin, grubun, kesimin değil, milli iradeye göre yönetilmesi için bedeller ödemiş bir ülkenin vatandaşlarıyız. Kendisini milletin iradesinden üstün görenler, bunun bedelini sandıkta en ağır şekilde öderler. Seçilmiş belediye başkanlarının, kamu vicdanının yerine kayyum atanması ne yazık ki gaflet ve delalettir. Seçimle gelenin seçimle gitmediği yerde ne demokrasi olur ne de hukukun üstünlüğü kalır. Vatandaşın sandıktan çıkan iradesi, geçersiz sayılacak bir irade değildir. Vatandaşın seçme ve seçilme hakkını özgürce kullanmasının önünde engeller çıkarmak, bu kesimlere karşı demokrasi dışı kesimlere karşı hep birlikte mücadele etmek gerekiyorsa, demokrasiye ve milli iradeye sahip çıkmak zorundayız. Bu ülkeyi yönetenler, bu ülkede 82 milyon vatandaşın yaşamasını kabul etmesi, bu anlayışla ülkeyi yönetmesi şarttır. Sandığa atılan bütün oylar, kime verilirse verilsin, eşit ölçüde geçerlidir” ifadelerini kullandı. Siyasi partiler ve sendika kuruluşlarının ayırt edilemeyeceğinin altını çizen İmamoğlu, “Sandıktan yetki almış bütün seçilmişler, eşit hak ve yetkilere sahiptir. Bazı seçilmişleri ayrı tutmak, farklı kurallar uygulamaya kalkmak kabul edilemez. Bu tehlikeli bir ayrımcılıktır. Diyarbakır, Mardin ve Van büyükşehir belediye başkanlarına ve seçmenlerine yönelik tavır, böyle bir ayrımcılık ortaya koymaktadır” diye konuştu. 23 Haziran'ı hatırlattı İmamoğlu, HDP’li belediye eşbaşkanlarının görevden alınarak, yerine kayyum atanmasına ilişkin değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Siyasi partiler ve yöneticileri, milletvekilleri, belediye başkanları hukukun içindedirler ya da dışında. Buna dair nihai karar verecek makam yargıdır. Kimi partileri, bazen hukukun içinde kabul edip, bazen hukuk dışı yapılar olarak damgalama siyaseti adet haline getirdiler. Onlarda bunu iyi bilsinler, günü kurtarmak için yapılan siyasetten ne bir fayda gelir ne de ülkemize fayda gelir. Mili iradeye dayanarak, sandıktan çıkanların hukuku üstünde olmaları kabul edilemez. Seçilmişler birer vatandaştır. Hukuka tabi olmak mecburiyetindedirler. Milletvekillerin, başkanların hukuk dışında çıktıkları iddialarını yargı organlarına ve topluma kabul ettirmek zorundadırlar. Bu kararı yargı verecektir. Toplum vicdanı izin vermedikçe görevden almalar, karşısında ne cevap verildiğini, 23 Haziran günlerini bir kez daha hatırlatmak isterim. 31 Mart’a ortaya konulan yalanların, iftiraların sahipleri bugün sözlerinin utancı içindedirler. Kendileri utanmıyorsa, partilileri eşleri onlar adına mahcup oluyorlar.” İsraf düzeninin sürdürülmesidir Kayyum uygulamasının israf düzeninin sürdürülmesi olduğunu kaydeden İmamoğlu, şunları söyledi: “İstanbul veya Diyarbakır, bu ülkenin hangi yasal partisi olursa olsun, bu milletin görev verdiği hangi kişi olursa olsun tavrımızı hiç bir şekilde değiştiremeyiz. Haksızlığa, hukuksuzluğa karşı açıkça hep birlikte hayır demek mecburiyetindeyiz. Aksi taktirde adil bir toplum oluşturamayız. Bu adalet ve demokrasi mücadelesidir. Bu millet iradesini koruma mücadelesidir. İrade ortadan kalktığında, tolumun buna nasıl tepki gösterdiğini hep birlikte yaşadık. Bu cumhuriyete ve demokrasiye hep birlikte sahip çıkma mücadelesidir. Bu devletin yegane sahipleri Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit ve özgür 82 milyon vatandaşıdır. Asıl olan, vatandaşın, onuru, saygınlığı ve mutluluğudur. Siyasi partiler bunu sağlamak için araçtırlar.” Korkmadan yılmadan Barış ve özgürlük mücadelesinden vazgeçmeyeceklerinin altını çizen İmamoğlu, “Hiçbir fanatizme kapılmadan, korkmadan, yılmadan, cumhuriyetin ve demokrasinin değerlerini her zeminde savunmaya devam edeceğiz. Cumhuriyetimizin olgunlaşma döneminde ülkemizin birlik ve beraberliğine sıkıntı gelmesine müsaade etmeyeceğiz. Barış ve özgürlüğü aramaktan hiç bir zaman vazgeçmeyeceğiz. Ülke insanlarının sağduyusu, birlikte ve huzur içerisinde yaşam arzusu, baskı ve ayrımcılığı yenecek güçtedir. Bunu en iyi ben yaşadım. Gönül zenginliği her zenginliğin üstündedir. Ayrı bir umutla dünyaya bakıyorum” diye belirtti. Herkes mücadele etmeli Kayyum atamalarına karşı tutumlarına ilişkin yöneltilen soruyu yanıtlayan İmamoğlu, “Hukuk çerçevesinde her türlü mücadeleyi herkesin vermesi gerekiyor. Bu vatandaşlık sorumluluğudur. Bu kişilerin, partilerin veya başkanların tek başına vereceği mücadele değildir. Karşı duruşu ve yapılan yanlışa karşı mücadele veriliyor. Buna dair tüm hukuki yolları devam ettirmeliyiz. Bunu her ortamda söylemeye devam etmeliyiz. Özgürlük, barış, demokrasi, cumhuriyet hepimiz için bir nefes gibi. Nefesimizin ne kadar daraldığını İstanbul'da hissettik. Sadece demokrasiyi bir şehirde var etmek, ülkede var etmek anlamına gelmiyor, bütünlüklü şekilde var olacaksa, Mardin’de, Van’da, Diyarbakır’da, İstanbul’da, İzmir’de var olmalı” dedi. Sıfır endişe Erdoğan’ın “Kayyum” tehditlerine ilişkin soruya İmamoğlu, şöyle cevap verdi: “Duyacağım tek endişe demokrasi adına olur. Şahsım adına endişe duyan biri değilim. Bunun adı Diyarbakır veya başka yer önemli değil. Milletin iradesinin arkasında hissini elde etmiş biri olarak görevimizi en iyi şekilde, şehre huzur getirmek adına mücadelemize devam ediyoruz. Şahsım adına sıfır endişe var. Demokrasi adına endişe duyuyorum.” İmamoğlu, basın toplantısından sonra Tahir Elçi'nin mezarını ziyaret etti. Amed Sur'da tarihi Dört Ayaklı Minare'nin altında katledilen Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin mezarını ziyaret eden İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Hukukun üstünlüğünü savunan bir demokrasi şehidini anmak ve mezarı başında ona duamızı göndermek istedik” dedi. Oradan da Kayapınar Belediyesi'ne geçerek, görevden alınan Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı ve Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk ile görüştü.
  [caption id="attachment_200068" align="aligncenter" width="690"] Foto/MA[/caption]

İmamoğlu, Türk ve Mızraklı ile bir araya geldi: Bu süreci fırsata döndürmeliyiz

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, görevleri kayyum atanarak gaspedilen Ahmet Türk ve Selçuk Mızraklı ile bir araya geldi. İmamoğlu, sürecin fırsata dönüştürülmesi gerektiğinin altını çizerek, “Biz aslında Diyarbakırlılara değil, demokrasi sesini İstanbullulara duyuruyoruz. 82 milyon insanın yaşadığı bu coğrafyada demokrasiyi var etmeliyiz” dedi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, Amed'deki (Diyarbakır) ziyaretleri kapsamında Türk İçişleri Bakanlığı kararıyla yerleri kayyum atanarak gaspedilen Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı ve Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk ile bir araya geldi. Kayapınar Belediyesi’nde gerçekleştirilen görüşmeye eşi Dilek İmamoğlu, partisinin milletvekilleri ve yöneticileriyle birlikte Kayapınar Belediyesi’ne gelen İmamoğlu, görevden alınan eşbaşkanlar, partinin Yerel Yönetimlerden Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Salim Kaplan, milletvekilleri Saliha Aydeniz ve Garo Paylan tarafından karşılandı. Mızraklı: Beraber yürüyeceğiz Ziyarette konuşan Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı, İstanbul seçimlerinin umut yarattığını ifade ederek, “İstanbul’daki seçim sonucu bizde umudu büyüttü. Ama 19 Ağustos’ta bir darbe yaşandı. Buna karşı beraber yürümeliyiz. Buraya gelişiniz bizim için bir ışıltı ve güçtür. Beraber yürüyeceğiz” dedi.   [caption id="attachment_200072" align="alignnone" width="690"] Foto/MA[/caption] ‘ Burada birlik ve dayanışma mesajı veren İmamoğlu, “Zorluklar var. Ülkemiz hep birlikte zorlukları aşacaktır. Her zorluk bize başka bir fırsat doğurabilir. Bunu yaşadık. 31 Mart ve 23 Haziran sürecinde bizlere, demokrasiye yaşatılanlar, bir nevi darbe, Türkiye’ye başka bir fırsat kapısı açtığını hep birlikte gördük. Birleşme, barışma, hissetme gördük. Ahmet abi bir tecrübe abidesi. Pek çok zorluğu yaşamış biri. Her zorluğun önümüze bir fırsatın doğurabileceğini gördük. Bu bir siyasi kaynaşma değil. Bizim bunu hak, hukuk ve adalet buluşmasına dönüştürmemiz gerekiyor. Biz demokrasiye çok inanıyoruz. Hukukun üstünlüğüne inanıyoruz. Bu kavramların varlığını pekiştirmek adına yoğun bir mücadeleyi bir arada vermeliyiz. Manevi anlarımız oluyor. Her anımızı bir arada başarıyoruz” dedi. 'Süreci fırsata dönüştürmeliyiz' İmamoğlu devamla “1922’de ulusal kurtuluş mücadelesi verdiğimiz sürecin sonrasında, 21’inci yüzyılda o zafer bize başka bir zaferi işaret ediyor. Barışı, hukukun üstünlüğünü sağlamak. Akıldan bilimden yana insanlar yetiştirmek. Birilerinin aldatıldık dediği günleri yaşadık. Kim aldattı bizi? Bir devlet aldatılabilir mi? Hukukun üstünlüğünü, birilerinin eline değil de devletin varlığının çemberinde güçlendirirseniz, orada aldatma olmaz. O bakımdan bu süreci bir fırsata döndürmeliyiz” diye konuştu. İmamoğlu, HDP’li belediyeleri ziyaret etmeyi kayyum atamaları öncesinde planladıklarını belirterek, “Günler öncesinde sizi ziyareti planlamamıza eklemiştik. Ama böyle bir ziyaret oldu. Biz ziyareti düşünürken, Ahmet başkanımızla böyle bir tanışma fırsatımız oldu. Başka bir fırsata döndürmeliyiz. Biz aslında Diyarbakırlılara değil, demokrasi sesini İstanbullulara duyuruyoruz. 82 milyon insanın yaşadığı bu coğrafyada demokrasiyi var etmeliyiz” ifadelerini kullandı. ‘Biran önce bu yanlıştan dönülmeli' Erdoğan’ın Trabzon’da yaptığı konuşmadaki kayyum tehditlerini hatırlatan İmamoğlu, şunları söyledi: “Evrensel değerleri içinde hissetmeyen insanlar, siyasi yapılanmayı araçtan öte amaca çevirenler, hataları ülkeyi bu günlere taşıdı. Biz o yollara girmeyiz. Burada olmamızın tek sebebi size güç olmaktır. Yarın sizin belediyenize diyorlar. Kendi adıma kaygı zerre kadar duymam. Kaygımız ülkenin demokrasisine verilen zarar. Bu zaman başka sorunları çözemeyiz. Demokrasi güçlensin, yerel yönetimler yarışsın. İnanın bu coğrafyadaki tüm sorunları aşarız. İstanbul’daki 16 milyon insandan size selam getirdim. Ülkenin her yerinden insanının birleşip buluştuğu yerden size selam getirdim. Umut ederim bu hukuksuzluğa son verirler. Bu sürecin ne kendilerine, ne iktidarlarına zerre kadar faydası yok. Ülkeye milletimize yok. Bir an önce bu yanlıştan dönsünler. Size yapılan haksızlık ülkenin demokrasisine yapılmıştır.” Ahmet Türk: Ortak değerler etrafında buluşmalıyız Ziyarette konuşan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun hükümete yönelik “Freni patlamış bir araba” söylemlerini hatırlatarak, “Evet gerçekten freni patlamış bir araba. Hep birlikte bunun önünde bir set oluşturmalıyız. Ortak değerler etrafında halklarımızın buluşmasını istiyoruz. Kürt halkı, Türk halkıyla iradesini birleştirmiştir. Birlikte yaşam talebini vermiştir. Birileri demokrasinin bütün olanaklarını ortadan kaldırmaya yönelik farklı bir çalışma içindedir. Dünyada milliyetçiler toplum içinde düşmanlar yaratarak, birilerini hain ilan ederek, kendi iktidarlarını sürdürmeye çalışırlar. Gücünü koruyabilmek için mutlaka birilerini düşman yaratarak, iktidarını sürdürmeye çalışıyorlar. Türkiye’de bugün gördüğümüz tablo bu. Bir tarafta demokrasiyi esas alanlara karşı set kurmaya çalışıyorlar. Adalet yürüyüşüne katıldığımızda, ‘bölücülerle kol kola’ dediler. Bunu yapacaklar” şeklinde konuştu. 'Bugün dün gibi değil' Birlikte mücadele olmadan adaletin tesis edilemeyeceğini vurgulayan Türk, “1991 yılında sayın Erdal İnönü ile o zaman da bir ittifak söz konusu oldu. Eleştiriler geldi. Erdal bey hiç konuşmadı. Demokratik bir gelecek, Türkiye yaratmak istiyoruz. Birileri ne der hesabı yaparsak, demokrasiyi kuramayız. Elbette ideolojik, siyasi olarak farklı yerlerde olabiliriz. Demokrasinin gereği budur. Halklarımızın demokratik geleceği için, ortak demokratik değerler etrafında mücadele etmeliyiz. Bugün dün gibi değil. 2016’da kayyumlar geldiği zaman batıda bir suskunluk vardı. Bugün ise gerçekten artık tahammül edilmeyecek bir noktaya geldiğimizi ifade ediyor. Dayanışmanın ve ortaklaşmanın gerektiğini söylüyor” diye belirtti. Türkiye’nin geleceğini değiştirme iddialarının olduğunu aktaran Türk, “Daha demokratik bir Türkiye, insanların özgür yaşaması için, daha değerli projelerle hukuk savunarak süreci götürmeliyiz. Beklentimiz, talebimiz bu” diye noktaladı. Yapılan konuşmalar ardından ev sahibi Kayapınar Belediyesi Eşbaşkanı Keziban Yılmaz, Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi’nin öldürüldüğü Sur ilçesinde bulunan tarihi Dört Ayaklı Minarenin bulunduğu tabloyu hediye etti. İmamoğlu ise Eşbaşkan Yılmaz’a, İstanbul seçimlerinin yenilenmesi ardından belediyeye atanan kayyum tarafından odasında sökülen Atatürk portresinin benzerini hediye etti. İmamoğlu, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Mızraklı’ya da İstanbul’un sembolleri arasında yer alan Kız Kulesi’nin bulunduğu plaket hediye etti. Görüşme daha sonra basına kapalı bir şekilde devam etti. İmamoğlu, daha sonra düğün etkinliğine katılmak üzere Batman’a geçecek.   Görüşmenin linkleri için tıklayın: https://www.pscp.tv/w/1OyKAePVlqwKb https://www.pscp.tv/w/1nAKEZmrqWVGL https://twitter.com/i/status/1167753853326036992 AMED