
SELMAN GÜZELYÜZ/MA/İSTANBUL
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile 27 Temmuz 2011’den beri görüştürülmeyen avukatlardan Cengiz Yürekli, İmralı’nın bir hukuksuzluk sisteminin adı olduğunu söyledi. Özgür Erol ise “800 yıldır oluşmuş olan usul rejimi, İmralı Adası’nda ortadan kaldırıldı” dedi.
Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Cengiz Yürekli ve Özgür Erol, İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Kapalı Cezaevi'nde 15 Şubat 1999'dan bu yana tutulan Öcalan üzerinde devam eden tecridi değerlendirdi.
Türkiye’de tecrit kavramının Öcalan'la özdeş hale geldiğini kaydeden Yürekli, İmralı’da yaşanan durumun tecridin katbekat aşılmış hali olduğunu belirtti. Yürekli, yaşanan hukuksuzluğa ilişkin ulusal düzeyde yargı mercilerine yapmış oldukları başvuruların hiçbirinden sonuç almadıklarını belirtti ve ekledi: “Söz konusu Sayın Öcalan olunca gerek Türkiye hukuku gerekse de Avrupa hukukunun evrensel hukuk normları rafa kaldırılıyor.”
Tüm kurumlara başvuruldu
Tecridin hukuksuzluğuna karşı ulusal ve uluslararası mevzuatın el verdiği ölçüde ilgili tüm kurumlara başvuruda bulunduklarını aktaran Yürekli, şöyle devam etti: “Çok fazla geriye gitmeyeyim. 16 Temmuz 2016’dan itibaren biz gerek hukuka aykırı karar alan hâkimliklere, mahkeme heyetlerine, gerekse savcılık hakkında görevi kötüye kullandıkları için suç duyurularında bulunduk. Bakanlık düzeyinde suç duyurusunda bulunduk. HSYK’ye başvuruda bulunduk. Hukuka aykırı olan bu kararların telafi edilmesi adına itiraz mercilerine kullandık, AYM’ye gittik. Bu koşullar altında AİHM ve CPT’ye defalarca başvurular yaptık. Keza biz Türkiye’nin bağımlı olduğu Avrupa’daki yargı mercilerine de başvurduk. Ancak şu anda bir sonuç almış değiliz.”
CPT’ye düzenli rapor
Avrupa Konseyi İşkencenin Önlenmesi Komitesi’nin (CPT) İmralı konusundaki tutumunu da değerlendiren Yürekli, CPT’ye 1999’dan bu yana periyodik olarak rapor gönderdiklerini, ancak CPT’nin konuya ilişkin kayıtsız kaldığına dikkat çekti. Yürekli, “En son yapmış olduğumuz CPT başvurusunda özellikle 15 aydır hiçbir şekilde haber alamama durumu var. Bu karine olarak İmralı Adası’nda bulanan müvekkillerimizin sağlık ve güvenlik koşulları kamuoyunda tereddütler oluşturmaktadır. Bu nedenle CPT’nin buna müdahale etmesi gerektiği yönünde kapsamlı bir rapor hazırladık. CPT derhal İmralı’yı ziyaret ederek, kamuoyunu bilgilendirmesi gerekiyor. Ancak CPT en son geldiği 16 Nisan’dan bu yana Türkiye ziyaretlerinde İmralı’ya gitmedi. İmralı’ya gittiği dönemde de hazırladığı raporları kamuoyuyla paylaşmadı” şeklinde konuştu.
Hukuksuzluk sistemi yayıldı
OHAL sonrası cezaevlerindeki düzenleme ve uygulamaların tamamının 20 yıllık İmralı pratiğinden alındığını söyleyen Yürekli, şunlara dikkat çekti: “İmralı’daki hukuksuzluk tüm Türkiye hukuk sistemine yayıldı. İmralı sadece bir cezaevi olarak tanımlanamaz. İmralı topyekun olarak bir hukuk sisteminin, daha doğrusu hukuksuzluk sisteminin adıdır. Bunun böyle görülmesi gerekir.”
CPT aciliyeti algılamıyor
Avukat Özgür Erol ise şunları ifade etti: “CPT’nin İmralı’ya gidip gitmemesinin Türkiye’nin iznine bağlı olduğunu zannetmiyorum. CPT’nin bir çalışma prosedürü var. Bizim sandığımız kadar açık ve şeffaf işleyen bir insan hakları kurumu değil. CPT’nin prosedüründe her türlü ziyareti önceden bildirmeksizin yapmak gibi bir hakkı var. Bu, taraflı devletlerin tamamı tarafından onaylanmış durumda. Dolayısıyla CPT Türkiye’ye geldiği zaman İmralı’ya gidebilir. Bunun önünde bir engel yok. CPT İmralı’ya gitmemeyi tercih ediyor. Ssorunun acilliğini ya da bu sorunun ağırlığını yeterince algılamama ya da algılasa dahi bu topa girmenin siyasetten sonucunu yeterince görememekle ilgilidir.”
CPT’nin 2016’da Türkiye’ye gelerek İmralı’yı ziyaret ettiğini hatırlatan Erol, yine CPT’nin daha sonra iki kere Türkiye’ye geldiğini, ancak İmralı Adası’na gitmediğini aktardı. Erol, konuyla ilgili bilgi almak istedikleri zaman CPT’nin kendilerine bilgi vermediğini ve kendilerine “Bizim açımızda vahamet uyandıran bir durum görmüyoruz” dediğini aktardı.
İmralı’daki mevcut durum itibariyle tüm kurumların kendi yapısal gerekliliklerine sahip çıkmalarını talep eden Erol, “Bunu sürdüreceğiz. Ama CPT, AİHM ve Avrupa Konseyi’nin tutumlarını özellikle İmralı konusunda, bir bütün değerlendirmek ve bir bütün olarak bu sistemin ve bu gidişatın örtülü bir onayı olarak değerlendirmek en doğrusudur” dedi.
800 yıllık usul kaldırıldı
“Buradaki meseleyi artık doğru kavramak zorundayız” diyen Erol, şu değerlendirmede bulundu: “Benimsensin ya da benimsenmesin modern hukuk, bazı usul kuralları üzerinde gelişti. Yani kişinin soruşturulması, yargılanması, cezalandırılması, bu cezanın infaz edilmesi, bu süreçlerin tamamı bazı usullere bağlandı. Bu usul kurallarının sebebi, o ceza soruşturmasının daha etkin yürütülmesiydi. Ama ikinci önemli sebebi, özellikle soruşturulan, yargılanan, cezalandırılan insanların hak ve hukuklarını koruma altına almalarıydı. Şimdi İmralı açısından bu usul kaybedilmiş durumda. Yani İmralı Cezaevi’nde uygulanan infaz rejiminin haklılığını, orada verilmiş cezanın haklılığını ya da meşruluğunu tartışmak gibi bir lüksümüz yok. Biz orada uygulanan infazın usulünü şu an tartışabiliyoruz. 800 yıldır oluşmuş olan bir usul rejimi, İmralı Adası’nda ortadan kaldırıldı. Yani ne kendi iç hukukuna ne uluslararası hukuka ne de sözleşmelerin hiçbirine bağlı olan; avukata, ailelere gösterilmeyen; iletişimin tamamen yasaklandığı bir cezaevi söz konusu. Dolayısıyla bu tip bir yapıyı kabullenmek, başlı başına bir sistemin içerisindeki hukuksuzluğu kabullenmekle eşdeğerdir.”
250 avukatın başvurusuna ret
Türkiye’nin bir çok şehrinden 250 avukat, Öcalan ile görüşmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulundu.
Öcalan ile görüşme yapmak için İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin, Muğla, Hakkari, Mardin gibi çok sayıda şehirden 250 avukat, Asrın Hukuk Bürosu aracılığı ile Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuruda bulundu. Bu başvuru ile avukatlar 707. kez başvuruda bulunmuş oldu.
Başsavcılık, avukatların başvurusunu 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirleri'nin İnfazı Hakkındaki Kanun gereğince hükümlüler hakkında getirilen kısıtlamaları gerekçe göstererek reddetti.
Avukatların Öcalan ile görüşmesi 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana “hava muhalefeti”, “koster bozuk”, “koster onarımda” ve “OHAL” gibi gerekçelerle engelleniyor.
BURSA