'Müvekkillerimiz fiili hücre hapsindedirler'
Arkaş ve Kuran'ın 27 Aralık'tan bu yana sürgün edildikleri Silivri Cezaevi'nde 3 kişilik odalarda ayrı ayrı tek başlarına tutulduğunu belirten avukatlar, "Bu şekilde tamamen tek başlarına tutulmaları olsa olsa hücre cezası durumunda uygulanmaktadır. Kanunda kesintisiz hücre cezasının üst sınırı yirmi gün iken, müvekkillerimiz böyle bir karara dayanmadan bugün itibariyle yirmi dört gündür fiili hücre cezası koşullarında tutulmaktadırlar. Görülen odur ki bu uygulama sürdürülecektir" ifadelerini kullandı.
Arkaş ve Kuran'a keyfi uygulama
Çıplak arama işkencesini kabul etmeyen Arkaş ve Kuran'a üç ay ziyaretçileriyle görüş yasağı verildiğini, telefonla görüş haklarının da "telefonla görüşme yapmaları sakıncalıdır" gerekçesiyle ellerinden alındığını söyleyen avukatlar, söz konusu keyfi uygulamalara ilişkin şunları söyledi: "Yine yasada açıkça tanımlanan haller üzerinden tanımlanan bir yasak kararı olmamasına rağmen keyfi bir şekilde müvekkillerimizin avukatlarına ve aile bireylerine yazdıkları mektuplar engellenmektedir. Bugüne kadar müvekkillerimizden edindiğimiz bilgiler doğrultusunda anlaşılmaktadır ki Silivri Hapishane yetkilileri kendilerine verilen mektupları yasal bir işlem yapma gereği bile duymadan meçhule yollamaktadırlar."
Arkaş ve Kuran: Bizleri Öcalan'dan koparırcasına kaçırdılar
Havuz medyanın İmralı'daki sürgünlere ilişkin servis ettiği spekülatif
haberlere ilişkin avukatları aracılığıyla açıklama yapan Arkaş ve Kuran
ise şunları açıkladı: "Kendi talebimiz olmadan İmralı'dan Silivri'ye
getirilmemiz bir sevk değil sürgündür. Hakkımızda alınan iletişim yasağı
ve avukat görüş sınırlandırmasının gerekçesini Silivri hapishane
idaresi 'geldikleri yerin önemi ve örgütsel bilgileri dışarıya
iletmeleri olasılığı' olarak tarafımıza iletmiştir. Bizler de soruyoruz;
madem bu kadar korkuyorsunuz, o halde bizleri neden İmralı'dan
çıkardınız? Zaten İmralı'da tecrit altında ne gelen gidenimiz ne de bir
haberleşme olanağımız vardı. Buradan da ortaya çıkıyor ki, bizleri
İmralı'dan göndermeleri bizden ziyade Öcalan'a yönelik bir uygulamadır.
İmralı'ya sekretarya olarak gittiğimizde son derece saygıdeğer
karşılandık ve bugüne kadar birilerinin iddia ettiği üzere ne Öcalan ile
ne de İmralı hapishane idaresi ile son günümüze kadar hiç bir sorun
yaşamadık. Son derece nitelikli ve saygılı ilişkiler içerisindeydik. Ama
bizleri İmralı'da son derece nazik karşılayanlar, günün birinde bizleri
ters kelepçeleyerek ve adeta Öcalan'dan koparırcasına kaçırdılar.
Burada mesaj bize değil Öcalan'adır. Açıkça bir şantaj halidir bu.
'bizim dediklerimize gelmezsen senin istediğin sekretaryayı böyle yaka
paça atarız İmralı'dan. Dahası 12 yıl boyunca nasıl tek başına kaldıysan
seni tekrardan mutlak yalnızlığa hapsederiz' mesajıdır bu. Yoksa
bizimle doğrudan alakalı bir uygulama olmadığını düşünüyoruz. Kamuoyunun
da böyle bilmesini isteriz " dedi.
DİHA