İnsan Hakları Derneği(İHD) Öcalan’a yönelik tecride ilişkin açıklama yaparak “İmralı‘da gasp edilen sadece temel haklar değil toplumsal barıştır” dedi. İmralı’ya bağımsız heyetlerin gitmesini talep eden Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın avukatları, Türk Tabipler Birliği’ne (TTB) başvuru yaptı. BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan da Adalet Bakanlığı ile görüşme taleplerini önümüzdeki günlerde yenileyeceklerini söyledi. 
 İHD İstanbul Şubesi üyeleri, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde 300 günü aşkın süredir devam eden tecride dikkat çekmek amacıyla dün dernek binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya Abdullah Öcalan’ın avukatları ve Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri de katıldı. İHD İstanbul Şube Başkanı Ümit Efe, İmralı Cezaevi’nin dünyada çok az bulunan bir cezaevi modeli olduğuna dikkat çekerek, Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi’nin (CPT) buradaki uygulamaların insan haklarına aykırı olduğunu saptadığına işaret etti. “Havalandırma hakkı günde sadece iki saattir. Abdullah Öcalan, yalnızca devletin resmi kontrolünde yayın yapan tek radyo kanalını (TRT) dinleyebilmektedir. Abdullah Öcalan’a, zaman zaman görüş kısıtlamaları, görüşlerinde engellemeler dayatılmaktadır. Ancak son durum şimdiye kadar ki kısıtlamaların çok ötesine geçmektedir” dedi. Efe, bu uygulamaların Türkiye’nin iç hukukuna ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğuna vurgu yaparak, “İmralı‘da gasp edilen sadece temel haklar değil, toplumsal barıştır” diye konuştu.

Halkın öfkesini görün
Öcalan’ın avukatlarından Ayşe Acinikli ise, “gemi bozuk” bahanesi ile görüşlerin engellendiğine işaret ederek, “Gemi yapılsa bile görüş yapılacağından emin değiliz, çünkü Adalet Bakanlığı bunu bilinçli yaptığını açıkça ifade etmektedir” dedi. Acinikli, tecride karşı feribot kaçırma ve insanların bedenlerini ateşe vererek gerçekleştirdikleri eylemleri anımsatarak, “Halkın gösterdiği tepki net bir şekilde ortada. Kürtlerin durumu o kadar kriminalize edilmiş ki; Kürtlerle ilgili basın açıklamalarına katılmak suç sayılıyor” diye konuştu. Çözümün diyalogla mümkün olduğunu belirten Acinikli, “Müvekkilimizin koşulları düzeltilmeli” çağrısı yaptı.

‘Kilit nokta Öcalan’

İHD Yönetim Kurulu Üyesi Ali Gök de, “Öcalan’a uygulanan tecrit, imza veren 3,5 milyon insana tecrit uygulanması anlamına geliyor. Öcalan Kürt sorununun kilit noktasıdır” diye konuştu.
Barış Anneleri İnisiyatifi’nden Döndü Ergin ise, “geminin değil, zihniyetin bozuk” olduğunu ifade ederek, “Barış sağlansın, gençler ölmesin. Gerilla da olsa asker de olsa annelerin gözyaşları aynıdır” diye konuştu.


DİHA/İSTANBUL





TTB İmralı’ya gitsin
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik 10 aydır devam eden ağırlaştırılmış tecride karşı duyulan kaygı; siyasetçiler, insan hakları savunucuları ve hukukçuları harekete geçirdi.
BDP öncülüğünde önceki gün konuyu Adalet Bakanlığı ile görüşmek isteyen heyet görüşme gerçekleşmeyince Meclis’te basın toplantısı düzenledi ve İmralı’nın kapılarının bağımsız heyetlere açılmasını talep etti. BDP’li vekiller, Asrın Hukuk Bürosu avukatları ile insan hakları savunucuları ve hukukçulardan oluşan heyet taleplerini Türkiye Tabipler Birliği’ne de iletti. Heyet, TTB’nin bağımsız doktorlardan oluşan bir heyet oluşturarak Adalet Bakanlığı’na İmralı Adası’nda inceleme yapmak için başvuruda bulunmasını istedi.

‘Yaşamından endişe duyuyoruz’
Asrın Hukuk Bürosu avukatları tarafından TTB’ye yapılan başvuru dilekçesinde, Öcalan’ın 27 Temmuz’dan itibaren avukatlarıyla görüştürülmesinin bir hükümet kararı olarak engellendiğine işaret edilerek, şimdiye kadar İmralı’ya gitmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve Adalet Bakanlığı’na yapılan başvurulara olumlu bir yanıt alınamadığı belirtildi. 10 aydır dış dünyayla tüm bağları koparılan Öcalan’a yönelik tecridin açık bir işkence olduğuna vurgu yapan avukatlar, “Müvekkilimizin yaşamından ciddi endişe duymaktayız” dedi.
Dilekçede şöyle denildi: “İmralı Cezaevi’nin fiziki koşulları, iklim koşulları, infaz rejimi ve pratikteki uygulamalar sağlık koşulları üzerinde ciddi sorunlara yol açmaktadır. Uzun vadede ağır şartlar altında yaşamanın insan üzerinde birçok fiziksel tahribatlar yaratması kaçınılmazdır. Nitekim müvekkilimiz Sayın Öcalan, İmralı Cezaevine getirilmeden önce sinüzit hariç hiçbir sağlık problemi yokken, İmralı Cezaevinde tutulduğu günden günümüze kadar süreklilik arz eden birçok sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalmıştır.”
İmralı Adası’ndaki tutukluluk koşullarının Öcalan’da yarattığı sağlık sorunlarına yer verilen dilekçede, “Öcalan, cezaevi koşullarını ‘Ölüm çukuru’ olarak tanımlamıştır. Bu deyim Öcalan’ın içinde olduğu koşulların vahametini açıklamaktadır” denildi.

Uzman doktorlar kontrol etsin
Müvekkilleri Öcalan’ın bugüne kadar kapsamlı tetkikler yapacak uzman bir doktor heyeti tarafından muayene edilmediğine dikkat çeken avukatlar taleplerini şöyle sıraladı: “Uzman doktorlardan oluşan bir sağlık heyetinin oluşturulmasını, bu heyetin İmralı Kapalı Cezaevine gönderilerek, Sayın Öcalan’ın kapsamlı tetkikler ile sağlık taramasından geçirilmesini Öcalan’ın şikayetleri doğrultusunda ayrıntılı ve çeşitli analizler yapılarak gerekli teşhis ve tedavinin yapılmasını, İmralı Cezaevi koşullarında kalıp kalamayacağının ortaya konulmasını acilen talep ediyoruz.”
Buldan: Yeniden başvuracağız
BDP ise konuyu hükümet adına Adalet Bakanlığı ile görüşmede kararlı. Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile görüşme taleplerinin “görüşme konusunun Öcalan olması ve görüşme öncesi basına yansıması“ gerekçe gösterilerek iptal edildiğini anımsatan BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, “Önümüzdeki hafta yeniden randevu için başvuracağız. Kamuoyunun görüşmelerden bilgisi olması gerektiğini düşünüyoruz, bundan dolayı bütün süreci açık bir şekilde paylaşmaya devam edeceğiz” dedi.
Tecrit politikasının Türkiye’ye zarar verdiğini, hukuk dışı tecride yönelik tepkinin yanısıra Öcalan’ın sağlık durumuna ilişkin de ciddi kaygıların olduğunu belirten Buldan, bunun sorumlusunun Adalet Bakanlığı ve AKP Hükümeti olduğunu kaydetti. Barış sürecinin tesis edilebilmesi için biran önce tecrit politikasının son bulması gerektiğine işaret eden Buldan şöyle konuştu: “Sayın Öcalan’ın en azından şu an itibari ile avukatları ile görüşme gerçekleştirmesi gerekiyor. Çünkü şu anda devam eden askeri ve siyasi operasyonlara tecrit önemli bir gerekçedir. Tecridin bitmesi ile atmosferin biraz daha yumuşayacağını düşünüyoruz. Bu anlamda siyasi iradenin acilen harekete geçmesi gerekiyor. Özellikle Adalet Bakanlığı’nın bu konuda sorumluluğu üzerine alarak katkı sunması gerekiyor.”
Barışa katkı sunmak isteyen, savaşın son bulması için herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini söyleyen Buldan, “Adalet Bakanı Ergin ile yapacağımız randevuyu kendi açımızdan kapatmayacağız. Önümüzdeki hafta aynı heyet ile birlikte tekrar bir randevu talebinde bulunacağız. Gerekçemizi çok açık bir şekilde ifade edeceğiz. Ümit ediyorum ki artık siyasi irade de bu konuda bir duyarlılık gösterir ve randevumuz kabul olur. Aynı şekilde oluşacak bir heyetin de İmralı’ya gitmesi için girişimlerde bulunulur” diye konuştu.