- İmralı’da 29 aydır kendisinden haber alınamayan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, “Durum tecriti aştı. İmralı Adası’nda neler oluyor? Artık yeter" dedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a dönük tecrit sistemi, 29 aydır mutlak iletişimsizlik haliyle sürdürülüyor. Öcalan’la son olarak 25 Mart 2021’de kardeşi Mehmet Öcalan, kısa ve kesintili bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Mutlak iletişimsizlik hali nedeniyle İmralı’daki durumdan kaygılı olduklarını belirten Mehmet Öcalan, kamuoyuna harekete geçme çağrısı yaptı.
Kaygılıyım
Abdullah Öcalan ile İmralı’da bulunan diğer tutsaklar Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş ve Hamili Yıldırım’dan haber alamadıklarını belirten Mehmet Öcalan, “Artık bu durumu tecrit olarak tanımlayamayız. 2015'ten beridir devlet Başkan'ı yok etmek istiyor. Başkan'ın durumundan çok kaygılıyım, artık yeter. İnsanlar korkuyu bir kenara bırakarak, vicdanlarıyla hareket etsinler. Bu tecride karşı ses çıkarsınlar" diye seslendi.
Bizler de suçluyuz
Mezopotamya Ajansı'ndan (MA) Mahmut Altıntaş'a konuşan Mehmet Öcalan, sözlerine şöyle devam etti: “Başkan üzerinde devam eden bu tecridin kırılması için neler yaptık? Bizler de suçluyuz. Ağırlaştırılmış tecrit politikasıyla devlet Başkan'dan intikam almak istiyor. Aslında Başkan şahsında Kürt halkından intikam almak istiyor."
Tecrit uygulamasının son bulması ve Abdullah Öcalan'dan haber alınması için demokratik kamuoyunun acilen harekete geçmesi gerektiğini ifade eden Öcalan, "Hepimiz şunu sormalıyız; İmralı Adası’nda neler oluyor? Bu tecridin acilen son bulması lazım. Bunun için de demokratik kamuoyunun, geç olmadan ellerinden ne geliyorsa yapmaları lazım" dedi. URFA
*****
Hukukçu Kanar: Barolar harekete geçmeli
Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi ve ceza hukukçusu Ercan Kanar da konuyla ilgili MA'dan Esra Solin Dal'a değerlendirmelerde bulundu. Kanar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin bir insanlık suçu olduğunu, ulusal ve uluslararası hukukta yerinin olmadığının altını çizdi. Birleşmiş Milletlerin (BM) 1955 yılında tutuklu ve hükümlülere uygulanan tecrit politikasına dair aldığı yasak kararına işaret eden Kanar, bu kararın 2015 yılında tekrar gözden geçirildiğini ve “Nelson Mandela Kuralları” adını aldığını paylaştı. Kanar, bu kararların tutsaklar arasında ayrım yapmaksızın eşit uygulanması gerektiğini vurguladı.
Kurallar ayaklar altında
Kanar, Abdullah Öcalan’ın uzun tutukluluk süresine ilişkin ise şu yasal mevzuatı paylaştı: “Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin birçok kararı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ‘Kafkaris-Kıbrıs’ kararında ve Vinter Birleşik Krallık kararında, Öcalan-Türkiye kararında belli sürelerde gözden geçirilme kuralı vardır. Avrupa Birliği Bakanlar Komitesi, 8 ile 14 yıl arasında ölene kadar hapis cezasının gözden geçirilmesini belirtir. Anayasa Mahkemesi (AYM) kararında 25 yıl olarak belirtilmiştir. Öcalan’a yönelik verilen hapis cezalarının artık gözden geçirilmesi gerekir. Ayrıca belirttiğim kararlarda, ‘disiplin cezası, hücre cezası, iletişim cezası verilemez’ denmesine rağmen Öcalan’a tüm bu cezalar veriliyor. Şimdi Abdullah Öcalan'a yapılan bu uygulamayla bütün bu kurallar ayaklar altında alınmış durumda.”
Güçlü sesler çıkarılmalı
Toplumdaki tepkisizliği eleştiren Kanar, gelinen aşamada özellikle de barolara dikkat çekerek, “Yaşanan bu hukuksuzluğa karşı tüm barolar, güçlü ses çıkarmak ve bu durumun insanlık suçu olduğunu haykırmak durumundadır. Dünyanın birçok yerinde bu duruma karşı tepkiler gelirken, bizim toplumumuzda, ana muhalefet de dahil bu konuda sessizliğini koruyor. Türkiye’deki barolar evrensel değerleri dikkate almıyor ve ayrımcılık yapıyor. Çünkü şoven, ırkçı bir yaklaşımları var. Sadece belli bir kesimin ses çıkarmasıyla tecrit aşılamaz” ifadelerini kullandı.
Kürt halkına eziyet
Gelinen aşamada ülkenin her yerinden özellikle “ölene kadar hapis cezasının” kaldırılması yönünde çalışmalar, kampanyalar yapılması gerektiğini belirten Kanar, şunları söyledi: “İnsan Hakları Derneği, 80’li, 90’lı yıllarda idam cezalarının kaldırılması için nasıl kampanyalar yaptıysa, şimdi de ölene kadar hapis cezasının kaldırılması için kampanyalar yürütmeli. Cezaevleri var olduğu sürece hangimizin içeride, hangimizin dışarıda olduğu hiç önemli değildir. Dolayısıyla tecride son verilmesi gerekiyor. Öcalan Kürt halkının lideri olduğu için, onun şahsında Kürt halkına eziyet ediliyor.” İSTANBUL