İnanç temsilcileri sessiz kalmıyor

İnanç kurumları
- İnanç kurumları, Rojava'daki saldırılara sessiz kalmanın suça ortak olmak anlamına geldiğini söyledi.
Farklı inanç kurumu temsilcileri, İHD İstanbul Şubesi’nde Rojava’ya yönelik saldırılar ve burada işlenen katliamlara dair basın toplantısı düzenledi. Basın açıklamasını kurum temsilcileri adına Katrin Nikola okudu.
İttihat Terakki zihniyeti
Açıklama öncesi ilk sözü alan Demokratik Alevi Dernekleri yönetiminden İmam Şenol, “Zulmün olduğu yerde direniş de olur. Türkiye’nin dediği gibi Suriye’nin birliğinden bahsediyor ama İsrail’in Şam’a 20 kilometre gelmesine ses yok, Kürtler için sorun var deniliyor. Bin yıldır kardeşiz, dediniz ama Orta Asya’dan çeteler getirdiniz; bunlar kadınları, çocukları öldürüyor. Nasıl böyle bir arada yaşayacağız? Arındırmaktan, temizlemekten bahsediyorlar. Siz neyi temizliyorsunuz? Bu İttihat Terakki zihniyetidir. Tüm coğrafyada yaşayanlar Arap veya Türk olmak zorunda mı? Biz egemen devletlerin kardeşi değiliz. Bu kadar acı ile kardeşlik sürdürülemez” diye konuştu.
Kardeşlik yetmiyor, eşitlik
Süryanilerin yüz yıldır katliama uğradığını belirten Süryani Başkanı Edip Aslan ise 100 yıl önce Colemêrg’den Til Temir’e sürülen Süryanilerin bugün yine katliama maruz bırakıldığını dile getirdi. Edip Aslan, şunları söyledi: “Halklarla, komşularla barış içinde yaşayalım, önce bir arada yaşayalım istiyoruz. Ne yazık ki halkın yüzde 95’i yok edildi, sürgün edildi. Son bir sene Suriye’deki Alevi ve Hristiyanlara ‘eski rejim kalıntısı’ denilerek saldırıldı. Kadın ve çocuklar rejim kalıntısı mı? Barışın gelmesini istiyoruz ama halkların kardeşliğine değil, eşitliğine inanıyoruz.”
Haydut devlet, modern putperest
İslamiyet’ten önce Mekke’de cahiliye toplumu bulunduğunu, halkın köleleştirildiğini ve putlara tapıldığını hatırlatan İstanbul Din Alimleri Derneği (İDAYDER) yönetiminden Ali Fuat Katip, İslamiyet sonrası ‘insanın kula kul olmasının’ yasaklandığını söyledi. Medine’de halkların bir arada yaşayabildiğini belirten Ali Fuat Katip, şunları dile getirdi: “Allahu Ekber diyerek katliam işlediler. Bunun adı zulümdür; kadının saçını kesmek, o kadının onuruna el uzatmak, kadına ‘kölesin’ demektir. ‘Sen devrimci olmayacaksın, hürriyetine sahip çıkamazsın’ demektir. İnanç kurumları olarak zulüm bizden ise biz bizden değiliz, diyoruz. Bugün İslam adına fetva veren ve kelle kesilmelerine, evlerin yıkılmasına seyirci kalan alimler var; biz onlardan olmayacağız. Orada hükümet olan haydut, Ortadoğu’da İslam’ın bayraktarlığına soyunmuş ama iktidarı ve silahı putlaştırmış ve modern bir cahiliyeye sürüklemiştir. Bedeli ne olursa olsun, onlara ‘dur’ diyeceğiz.”
Koridorlar açılmalı
Ardından basın metni okundu. Basın metnini okuyan Katrin Korin, Rojava’da yaşanan katliamın tüm insanlığın vicdanını ilgilendirdiğini belirterek, sessiz kalmanın zulme ortak olmak olduğunu vurguladı. Katrin Korin, “Rojava’ya acilen insani koridorlar açılmalıdır. Hastaların tedaviye erişimi sağlanmalı. Çocuklar ve siviller için gıda ve ilaca ulaşma olanakları yaratılmalı. Yaşam alanlarının güvenli hale getirilmesi için bir an önce sorumluluk alınmalıdır. Uluslararası insani kuruluşlar bölgeye engelsiz biçimde erişebilmelidir. Bu tablo, dünyanın gözleri önünde işlenen açık bir insanlık suçudur ve derhal sona erdirilmelidir. Topluma, inanç kurumlarına, vicdan sahibi herkese çağrımızdır. Rojava’daki katliama ve insani krize karşı sessiz kalmayın” diye seslendi.
Yarın geç olabilir
Yaşamdan yana, barış için ses olunması çağrısında bulunan Katrin Korin, şunları ekledi: “Bugün susarsak yarın çok geç olabilir. Çünkü çocuğun daha hayatını kaybetmediği her an, insanlığın ortak vicdanından bir parça daha kopmaktadır. Bizler zulmün karşısında durmaya, yaşamı savunmaya ve Rojava’da barış tesis edilene kadar sesimizi yükseltmeye devam edeceğimizi kamuoyuna ilan ediyoruz.” İSTANBUL













