• Pişmanlık dayatmasını kabul etmediği için infazı 3 kez yakılan tutsak Kübra Barutçu tahliye edilmiyor. Baba Ali Rıza Barutçu, “İnsanlıktan nasibini almamış bir sistemle karşı karşıyayız” diyor.

MEDİNE MAMEDOĞLU/MUŞ

Cezaevlerinde oluşturulan İdare ve Gözlem Kurulları infazlarını tamamlayan tutsakların tahliyesini engelliyor. Hasta tutsaklardan 30 yıl cezaevinde rehin tutulan tutsaklara kadar uygulanan bu politika cezaevi yönetimleri tarafından baskı ve işkence yöntemi olarak kullanılıyor.

Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan Kübra Barutçu da bu tutsaklardan biri. Üniversite okuduğu 2016’da Amed’den Muş’a giderken Bingöl yol ayrımında gözaltına alınıyor. Ailesinin kendisinden 4 gün boyunca haber alamadığı Kübra Barutçu, en son Amed’de bulunuyor. Hakkında herhangi bir somut delil bulunmamasına rağmen “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanan Barutçu’ya aynı suçtan 7 buçuk yıl hapis cezası verildi.

Gözlem kurulunun verdiği “iyi halli” raporuna rağmen tahliye edilmeyen Kübra’nın infazı, ikisi 6 ay biri de 4 ay olmak üzere 3 defa “pişman olmadığı” gerekçesiyle ertelendi. Cezaevinde sağlık sorunları yaşayan Kübra’nın 10 ay daha cezaevinde kalması bekleniyor.

Keyfi infaz yakma uygulamaları

Babası Ali Rıza Barutçu, Kübra’nın tutukluluk süresi boyunca disiplin cezası dahi almadığına dikkat çekerek, “Ertelemelerin gerekçeli kararlarına bakıldığında hukuki bir dayanak bulamazsınız. Savcılık ceza olmaksızın “Şu kitabı okudu”, “Biz senin tipini beğenmedik” ya da “Örgütle bağını kestiğine inanmadık” gerekçeleriyle tutsakların infazını yakıyor. Bizim artık Kübra’nın bırakılacağına dair umudumuz kalmadı. Bir değil iki değil üç defa infazını ertelediler” dedi.

Düşman hukuku uygulanıyor

Tutsakların hayatlarına devam etme haklarının ellerinden alındığını söyleyen Barutçu, “Bu sistem kendine yakışını yapıyor. Şaşırmıyoruz. Kürt halkına karşı uygulanan ayrı bir hukuk sistemi var. Tamamen keyfi, zorba, faşist bir hukuk. En basit tabiriyle düşman hukuku. Ailelerin gözlerinin içine bakarak ‘Biz istediğimizde bırakır istediğimizde tutuklarız’ diyorlar. Kınamak artık bunlara hafif gelir. İnsanlıktan nasibini almayan bir sistemle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

‘Bu zulüm elbet bir gün bitecek’

Cezaevi idaresinin ve savcıların aldıkları kararlarla yalnızca tutsakları değil aileleri de cezalandırmak istendiğine dikkat çeken Barutçu, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: “Tutsak ailelerini ekonomik, ruhsal ve bedensel açıdan cezalandırmak istiyorlar. Verilen dilekçeler, istenen sevklerin hiçbiri yapılmıyor. Bir saatlik görüş için iki gün yol giden aileler var. Bu adalet mi? Bu insanlık mı? Bu zulüm elbet bir gün sona erecek. Biz buna inanıyoruz, o günü de sabırsızlıkla bekliyoruz.”