İngiltere, Türkiye için kararlı
Dünya Haberleri —

.
- Ankara Büyükelçisi Sir Dominick Chilcott, İngiltere’nin, savunma sektöründe Türkiye ile birlikte çalışma ve iş birliğini sürdürmekte kararlı olduğunu söyledi.
İngiltere'nin Ankara Büyükelçisi Sir Dominick Chilcott, Diplomasi Muhabirleri Derneği'nden gazetecilerin sorularını yanıtladı. Chilcott; İngiltere ile Türkiye arasında imzalanan serbest ticaret anlaşması, S-400 satışı ve Kıbrıs sorunu ile ilgili önemli açıklamalar yaptı. Chilcott, "İngiliz basınında çıkan haberlere göre İngiltere, Türkiye'ye son 7 yılda 1,3 milyar sterlin değerinde silah satışı yaptı. İki ülke NATO müttefiki ancak bir yandan da Türkiye, Rusya ile stratejik işbirliğine gidiyor, S-400 füze savunma sistemi satın alıyor. İngiltere ile Rusya arasında hâlâ devam eden kritik sorunları da göz önünde bulundurursak, İngiltere S-400 satışına nasıl yaklaşıyor?" sorusuna, şöyle yanıt verdi: "NATO'da karar verilen, Rusya'dan askeri mühimmat almama pozisyonunu destekliyoruz. NATO müttefikleriyiz. Savunma sanayi sektöründe işbirliği yapıyoruz, ikili ilişkilerin önemli bir bileşeni. Savunma sanayi işbirliğinde TFX savaş uçakları son derece önemli bir proje. İngiltere, savunma sektöründe Türkiye ile birlikte çalışma ve iş birliğini sürdürmekte kararlı.
Rusya ile olmaması umuyor
NATO'nun, Rusya'dan askeri malzeme alınması konusunda bir prensibi var. NATO müttefikleri kendi aralarında bunun yapılmaması gerektiği konusunda uzlaştı. Bu, İngiliz hükümetinin de bu konudaki pozisyonudur. NATO'da karar verilen, müttefiklerin Rusya'dan askeri malzeme almama veya Rusya kaynaklı mühimmatı kullanmama pozisyonunun arkasındayız. Buna tek istisna, Soğuk Savaş döneminden kalma Rusya'dan gelen malzemeleri bulunduran ülkelerdir. Pozisyonumuz gayet açık. Umarız Türkiye gelecekte NATO müttefikleriyle savunma sanayi işbirliğine gider, Rusya'yla değil."
TFX jetlerini motorları
Türkiye'de Türk Havacılık ve Uzay Sanayi'nin (TAİ) F-16 savaş uçaklarının yerini alması hedefiyle geliştirdiği TFX jetlerinin motorları için Chilcott, "İngiliz hükümeti, Rolls-Royce'un bu projede Türk ortaklarla birlikte motorların dizayn edilmesi ve üretilmesi için çalışan şirket olmasını umuyor" dedi.
Anlaşmaya eleştiriler de soruldu
Türkiye ile İngiltere'nin salgın öncesi ikili ticaret hacminin 21 milyar doları bulduğunu belirten Büyükelçi Chilcott, bunun yüzde 90'ının Avrupa Birliği (AB) ile yapılan anlaşmalarla gelen mallardan kaynaklandığını hatırlattı. Chilcott, bu sebeple İngiltere'nin AB'den ayrılışı (Brexit) sonrası ticaret hacmini düşürmemek ve gelecekte artırmak için serbest ticaret anlaşması imzalandığını söyledi. İngiliz basınının, insan hakları ihlâlleri ve demokratik kurumların işlemediği Türkiye ile anlaşma imzalanarak, uluslararası hukuka ve değerlere bağlı kalma sözünün de hiçe sayıldığı eleştirileri sorulan Büyükelçi Chilcott, "Bu kapsamlı bir serbest ticaret anlaşması değil, yani bizim kapsamlı serbest ticaret anlaşmalarında yer vereceğimiz birçok maddeyi içermiyor. Bu maddeler çalışanların hakları, çevreyle ilgili hassasiyetler ve insan haklarıyla ilgili meselelere odaklanıyor. Sanırım daha geniş kapsamlı serbest ticaret anlaşması için müzakerelere başladığımızda bunun çok daha modern bir anlaşma olması için çalışacağız. O zaman bazı başka sorunlara da değinileceğini düşünüyorum ki bu sorunlar belli ki iki ülke halkları için de çok büyük önem arz ediyor" şeklinde yanıt verdi.
İngiltere’nin Kıbrıs yaklaşımı
BM öncülüğünde Mart’ta başlayacak görüşmelerde Rum ve Türk tarafları ile birlikte garantör ülkeler İngiltere, Türkiye ve Yunanistan da yer alacak. Türk tarafı bir süredir "iki devletli" çözümü öneriyor. İngiltere'nin Kıbrıs sorununa yaklaşımı sorulduğunda Büyükelçi Sir Chilcott, "Ada'daki bölünme Doğu Akdeniz'deki gerilimin en önemli sebeplerinden biri. Bir yandan da Türkiye ile AB arasındaki bazı sorunların da sebebi. Çözüm, adadaki iki toplumun da mutlu bir şekilde birlikte yaşayabilmesi ve Doğu Akdeniz'deki jeostratejik fotoğrafı daha olumlu bir görünüme dönüştürmek demek. Taraflara ne üzerinde anlaşmaları gerektiğini söyleyemeyiz, buna kendileri karar vermeli. Bizim yapabileceğimiz tarafların her ne olursa olsun ortak bir zemin bularak, karşılık kabul edilebilir bir çözümde uzlaşmasına yardımcı olmak." ANKARA















