
Geçtiğimiz hafta gerçekleşen erken genel seçimlerin sonucu demokratlar ve AB yanlısı vatandaşları için tam bir facia oldu. Kamu alanında çürüme, ekonomide durgunluk ve gittikçe aşağılara inen ulusal sağlık servisi gibi gerekçeler babında hükümetten gitmesi için sayısız sebepleri olmasına rağmen Muhafazakar Partisi büyük bir çoğunlukla kazandı. Oyların %43’ünü alan Muhafazakar Parti 364 vekil, %32 oy oranıyla ikinci parti olan İşçi Partisi 203 vekil çıkardı. Ana muhalefet partisi olan İşçi Partisi ise 1935 yılından beri en kötü sonucu elde etti. Jeremy Corbyn’i her ne kadar sevsek de ve bu sevmemizde haklı gerekçelerimiz de olsa İşçi Partisi, Jeremy yüzünden bu seçimleri kaybetti. Bu gerçeği inkar etmemek lazım. İşçi Partisi’nin geleneksel seçmenlerinin bir kısmı Jeremy Başbakan olur korkusuyla oyunu bu sefer İşçi Partisi’nden yana kullanmadı. Jeremy’inn ‘azınlık için değil çoğunluk için’ başlıklı seçim manifestosunu komünizm ile neredeyse bir tutuyorlar.
İşçi Partisi’ne oy vermeyerek tepki gösteren bazı solcular ise Jeremy’nin AB’den çıkılmasını istemesinden dolayı bir nevi partiyi cezalandırmak istediler. Partiye yönelik özellikle son iki yıldır yaratılan ve oldukça haksız olan anti-semitist suçlamaları da cabası. Hiç kimse Muhafazakarları, İslam karşıtı görüşlerinden dolayı topa tutmuyor ama. Bunu kabul etmek gerekir ki seçildiğinden beri medya, kendi partisi içerisinde muhalifleri, diğer rakip partiler, büyük şirket sahipleri, Yahudi lobisi el birliğiyle Jeremy’yi solcu fikirlerinden dolayı düşman bellediler. Eski İşçi Partisi lideri Tony Blair’in bile yegâne uğraşı Jeremy’nin partiden ihraç edilmesi oldu. Sırf ‘ne olacaksa olsun çıksın artık İngiltere AB’den, bitsin bu belirsizlik’ diye düşünüp Muhafazakar Partisi’ne oy verenler de mevcut.
1 Ocak’ta İngiltere’yi AB’den ne olursa olsun çıkartmaya kararlı olan Boris, bu seçim sonuçlarıyla tam yetkiye ulaşmış oldu. Boris’in AB’den sert bir şekilde çıkma stratejisi, İngiltere’yi ve Galler’i mutlu edebilir ve bu tarz anlaşmasız çıkıştan İskoçya ve Kuzey İrlanda hiç memnun olmayacaktır. İskoç Ulusal Partisi’nin bu seçimlerde aldığı yüksek oy, Londra hükümetine büyük bir tepkidir esasında. İngiltere, İskoçya ve Kuzey İrlanda’dan daha çok çekecek. Bu seçim sonucu, bağımsızlıkları için ileride mutlaka savaşacaklarının da göstergesidir. Boris Johnson’ı Jeremy’e tercih etmeleri, aslında İngiliz halkının genel siyasi eğilimini de gözler önüne sürüyor bir nevi. Yalancı, düzenbaz , ırkçı ve manipülatör liberal bir lideri, en sıkı sol manifestosu ile seçimlere giren Jeremy’ye tercih ettiler. Acı ama gerçek.