
Kürtler Nusaybin-Qamişlo ve Ceylanpınar-Serêkaniyê arasına örülmekte olan bu duvara “Utanç Duvarı“ diyor. Tarihi Berlin duvarı ile, İsrail’in ördüğü utanç duvarıyla karşılaştırılıyor. AKP duvarına karşı Kürt tepkisi ise giderek yayılıyor. Kürt kasaba ve şehirlerini birbirinden koparmayı amaçlayan duvara karşı en net tepkiyi Nusaybin Belediye Başkanı gösterdi. AKP Hükümetinin bu uygulamasına karşı “Ölümüne direneceğini” açıkladı. Bunu diğer kurumların protesto eylemleri izliyor. AKP’nin utanç duvarına karşılık halk eylemleri her gün gelişiyor.
Şimdi herkesin kafasını yoran soru şu: AKP bu duvarla ne yapmak istiyor? Bazı AKP sözcüleri bu soruya “Halkın güvenliğini sağlamak” cevabını verse de, bu acayip cevap kimseyi ikna etmiyor. Eğer Nusaybin ve Ceylanpınar halkının güvenlik sorunu vardıysa, o zaman doksan yıldır bu devlet ve on bir yıldır AKP Hükümeti nerdeydi? Kürtleri bölen ve birbirini göremez haline getiren bir duvarla Kürtlerin güvenliği nasıl sağlanıyor?
Nereden bakılırsa bakılsın, bu yapılanları anlamak zordur. Kürt sorununu çözme iddiasında olan AKP Hükümetinin, şimdi Kürt direnişini bastırabilmek için sınırlara duvar örme veya sınırları karakolla doldurma noktasına gelmiş olması kuşkusuz ciddi bir durumdur ve değerlendirme gerektirir.
Peki AKP’yi bu duruma ne getirdi? Askeri vesayeti aşma iddiasında olan AKP, nasıl oldu da orduyu yeniden yapılandırmak için bu kadar çalışıyor, orduya yeni silahlar almak için bütçeden daha fazla pay ayırıyor? “Kürt vatandaşların temsilcisi” olduğunu söyleyen AKP, nasıl oluyor da Kürtleri bölen sınırları karakollarla donatıyor, duvarlarla örüyor?
Tabi bu sorunun bir tek cevabı var. Demek ki AKP’nin söylediklerinin hepsi yalan be demagoji. Toplumu aldatmak için bu tür sözler söylüyor. Daha çok oy almak ve iktidarını güçlendirmek için böyle davranıyor. Gerçekte ise Kürt inkarı ve imhası zihniyetini ve politikasını aşmış değil.
Suriye sınırına çekilmekte olan duvar AKP gerçeğini daha çok açığa çıkarmış durumda. Şimdi kadarki hükümetler kültürel soykırım temelinde Kürtlere karşı her türlü baskıyı uyguladılar. Sınırları karakollarla doldurup hat hat tel örgüler çektiler. Geniş mayın tarlaları oluşturdular. Fakat doksan yıldır hiçbir hükümet sınıra duvar örmeyi gündeme getirmedi. Kürtleri duvarlarla birbirinden koparma fikri ve uygulaması AKP’ye ait oluyor.
Bu durum bir yönüyle Kürt direnişi karşısında AKP Hükümetinin yaşadığı aczi gösteriyor. Irak’ta bir Kürdistan oluştu. Şimdi Suriye’de ikinci Kürdistan oluşuyor. Ülkenin tüm imkanlarını seferber etmesine ve her türlü yönteme baş vurmasına rağmen Türkiye sınırları içindeki Kürt direnişini bir türlü bastıramıyor. Şimdi AKP Hükümeti utanç duvarı çekerek başarılı olmayı umuyor.
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın CHP’yi eleştiren ağır sözlerine rağmen, AKP gittikçe daha çok CHP’lileşiyor. Ülkemizi dünyadan ve bölgeden tecrit ettikçe ediyor. Kendi içinde daralttıkça daraltıyor. Şimdi CHP’nin 1930 ve 1940’lardaki ünlü söz “Türkün Türk’ten başka dostu yoktur” noktasına gelmiş durumda. Avrupa’dan ve Ortadoğu’dan iyice tecrit olmuş bulunuyor.
Peki neden? Çok açık ki Kürt sorununu çözemediği ve ülkemizi demokratikleştiremediği için. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın büyük çabasıyla geliştirilen Demokratik Çözüm Sürecinde bunların gerçekleştirileceği beklenirken, AKP süreci seçime endeksleyerek boşa çıkarmış durumda. Şimdi neredeyse tüm toplumda ciddi bir hayal kırıklığı yaşanıyor.
Halbuki çözüm süreciyle birlikte tüm toplum umutlanmıştı. PKK Lideri İmralı’dan ciddi çözüm projeleri sunmuştu. Türkiye’nin demokratik açılımlar yaparak PKK’yi içine alacak kadar büyüyeceği hesap ediliyordu. Fakat bunların hiçbiri gerçekleşmedi. Demokratikleşerek büyüme beklenirken, AKP politikacıları ülkemizi 1930’lar noktasına getirdi. Peki AKP Hükümeti Kürt sorununu neden çözemedi? Ülkemizi neden demokratikleştiremedi? Çünkü AKP’nin zihniyeti CHP ve MHP’ye hakim olan milliyetçi zihniyetten pek farklı değil. Dahası CHP’nin belli bir politik ilkesi varken, AKP politikaları çok pragmatist ve çıkarcı. AKP iktidarı için ne gerekiyorsa onu yapmaktan çekinmiyor.
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bütün iddiasına rağmen, AKP Hükümeti Kürdü inkar eden ve imha etmeye çalışan zihniyet ve politikaları aşmış değil. Tersine AKP de inkarcı ve imhacı politika izliyor. Fakat bunu CHP ve MHP gibi açık ve kaba değil, tersine daha gizli ve ince yöntemlerle yapıyor. KCK’ye yönelik saldırılar geçmişteki Kürt katliamlarının bir devamı durumunda. Kürtler üzerindeki asimilasyon ise daha etkili bir biçimde yürütülüyor.
AKP Hükümetinin Suriye sınırına çektiği duvar, Kürtlerin ifade ettiği gibi, kuşkusuz bir utanç duvarıdır. Fakat aynı zamanda bir inkar duvarıdır da. Çünkü AKP’nin inkar zihniyet ve politikasının bir uygulaması olmaktadır. Suriye sınırına çekilen “Kürt duvarı” hem AKP’nin Kürt direnişi karşısındaki başarısızlığını, hem de AKP’nin inkarcı yüzünü göstermektedir. İnsanlığa dayatılan bir inkar ve utanç duvarı olmaktadır.
Peki yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinde insanlık ve Kürtler yeni bir utanç duvarını kabul eder mi? Mevcut tepkiler bunun mümkün olmayacağını gösteriyor. İnsanlık yirminci yüzyılın son çeyreğinde Berlin duvarını kabul etmedi ve yıktı. İsrail’in utanç duvarına karşı Filistin halkının geliştirdiği direniş tüm insanlık nezdinde büyük bir destek görüyor. Dolayısıyla AKP’nin yeni bir utanç duvarını Kürtlere ve insanlığa kabul ettirmesi çok zor görünüyor.
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın da BDP heyetiyle yaptığı görüşmede söz konusu duvara tepki gösterdiği ve “Kabul edilemez” dediği ifade ediliyor. Böyle bir uygulamanın İsrail-Filistin çatışması gibi yüzyıllık yeni bir Türk-Kürt çatışmasına yol açabileceğini söylediği belirtiliyor.
Kuşkusuz farklı bir tutumun söz konusu olması da mümkün değil. Kırk yıldır bilinçlenen ve örgütlenen Kürt halkının böyle utanç verici bir durumu kabul etmesini kimse bekleyemez. Yeni bir seçim sürecine giriliyor ve siyasal mücadele gittikçe gelişiyor. Kürtlerin ve demokratik güçlerin geliştirecekleri aktif mücadelenin Nusaybin ve Ceylanpınar duvarını AKP iktidarının başına yıkacağı anlaşılıyor.