İşçilerin tutuklanmasına ailelerin tepkisi de sürüyor. Tutuklanan işçi Mehmet Celal Demir’in dayısı Ahmet Yıldırım, adaletsizliğe dikkat çekerek, işçilerin sadece haklarını talep ettiğini hatırlattı. Yıldırım, “Onların bir suçu yok. Bu ülkede hak talep etmek suç olmuş” dedi. Yeğeni Demir’in Metris Cezaevi’ne ilk getirildiği gün görüşmek için savcılıktan izin aldığını ancak cezaevi yönetiminin görüşmeyi sağlamadığını da aktaran Yıldırım, “Savcılığın verdiği kağıtta yeğenimin cezaevine getirildiği yazıyor. Cezaevine gittiğimizde bizi görüştürmediler, sürekli oyalıyorlar. Gerçekten bu yaşananlara anlam veremiyorum. Kimse sesini çıkarmasın mı, konuşmasın mı, dışarı çıkmasın mı, hakkını talep etmesin mi?” diye sordu.
Taleplerin karşılanması basit
İşçi Görgün Işık’ın kuzeni Şakir Temtek da gözaltı ve tutuklamaların tamamen işçileri kriminalize etmek için olduğunu vurguladı. İşçilerin hakları görmezden gelindiğini aktaran Temtek, “İşçilerin hak talepli eylemleri provokasyonlara, örgütlere bağlıyorlar.
A4 kâğıdına yazdıkları talepleri gayet insani ve ahlakidir, bunun karşılanması çok basittir” diye konuştu. Talepler karşısında hükümetin aldığı tutum çok kaba olduğunu ifade eden Temtek, şöyle devam etti: “Hükümetin tepkisine bakılırsa sanırsınız ki işçiler hükümeti devirmeye çalışmışlar. Diğer yandan hükümetin patronların bekçiliğini yapması da ilginç bir durum. Bu seviyeye düşmemeli. Burada tamamen işçinin, emekçinin hakkı yeniyor. İşçinin ırkı, dini, dili olmaz. Dolayısıyla herkesin bu konuda dayanışmaya girmesini talep ediyoruz.”
HDP’den İYİ-SEN’e ziyaret
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Emek, Ekonomi ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Günay Kubilay ile milletvekilleri Serpil Kemalbay, Rıdvan Turan ve Habip Eksik, İnşaat ve Yapı İşçileri Sendikası’nı (İYİ-SEN) ziyaret etti. HDP heyetini İYİ-SEN Genel Başkanı Ali Öztutan başkanlığındaki heyet karşıladı.
Görüşmede ilk olarak konuşan Kubilay, AKP iktidarının emeğin yağmalanmasına dayalı sermaye birikim rejimi inşa etmek istediğini belirtti. Yağmanın olduğu yerde iş güvencesinin olmadığına dikkat çeken Kubilay, “İş cinayetlerinin yaşanmasının temel nedeni de yağmadır. Sadece sermaye birikim rejimi değil Türkiye dışardan borç ile birlikte büyüme modelinin merkezine de inşaat sektörünü koydu. 3’üncü Havalimanı gibi 17-18 yılda bitecek Mega projeleri 3-4 yılda bir zaman dilimine sıkıştırarak bitirmek istiyor.
Bu kendilerince büyük bir kalkınma hamlesi. Fakat en büyük fatura işçilere ödetiliyor. Ortaya çıkan iş cinayetlerinde de işçileri suçladılar. Oysa iş güvenliği yoksa iş kazalarını önlemek mümkün değildir” diye konuştu.
Türkiye’nin büyük bir krize sürüklendiğini altını çizen Kubilay, şöyle devam etti: “Krizin odağında bir finansal kriz var. Bu giderek reel sektörde başta inşaat sektörünü etkileyerek büyük işçi kıyımlarına ve işten atmalara sebebiyet veriyor. Bu işçi kıyımlarının önüne geçebilmek için ortak mücadele imkanlarını birlikte geliştirmemiz gerekiyor. Sizin ve işçilerin tüm sorunlarını parlamentoya da taşıyarak birlikte mücadele hattını örebiliriz.”
İnşaat işçisi örgütlü olmalı
İşçilerin yaşadığı sorunların kendiliğinden çözülmeyeceğini belirten İYİ-SEN Genel Başkanı Ali Öztutan da, “İnşaat işçisinin belirli bir örgütlülüğe sahip olması gerekiyor. Sürekliliği sağlanmış, organik bir örgütlülüğe sahip olmalı. Şantiye içinde de bir yerden bir yere gittiğinde de hemen iletişim halinde olmak, işçilerle olan bağımızı sürekli hale getirmek istiyoruz” dedi.
İş kazaları meselesinin bilimsel olarak ele alınması gerektiğine vurgu yapan sendika avukatı Erkan Kılıç ise “İş kazalarını baret meselesine indiriyorlar. Baret takmadığı için ölen işçi yok. Bu AKP’nin propagandası haline gelmiş. Karşımızdakiler meseleyi baret takmaya indirgediği zaman mesele sadece işçinin sorunuymuş gibi oluyor. Binlerce insanın olduğu bir üretim alanından söz ediyoruz. Bu üretim alanının bilimsel olarak ele alınması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Türkiye işçi hakları ile ilgili mevzuatta sorun olmadığını ifade eden Kılıç, şöyle izah etti: “Mevzuat işçinin lehine olduğu için bir kavga var aslında. Şu anda kıdem tazminatını kaldırmaya, iş kanununda esnek çalışmayı getirmeye çalışıyorlar. İşçinin istediği ise mevcut durumunu korumak. Mevcut zaten uygulanmıyor. Yasal düzenlemelerle hakları alınmaya çalışılıyor. Biz sendika olarak bunları korumaya ve üretim alanlarının bilimsel olarak ele alınmasına dönük arayışın içindeyiz. Ve sendika olarak üretim alanlarını denetleme yetkisi almak istiyoruz.” İSTANBUL
İnşaat işçisi köle değildir
Çalışma koşullarının düzeltilmesi için başlattıkları eylem nedeniyle tutuklanan 3. Havalimanı işçileri cezaevinden gönderdikleri mesajda, “İnşaat işçisi köle değildir” dedi.
İnşaat ve Yapı İşçileri Sendikası Başkanı Öztutan, sorunların kendiliğinden çözülemeyeceğini belirterek, şunu vurguladı: “İnşaat işçisi sürekliliği sağlanmış, organik bir örgütlülüğe sahip olmalı.”
İstanbul’da yapımı devam eden 3. Havalimanı’nda çalışma koşulları nedeniyle başlattıkları eylemlerden sonra aralarında sendikacıların da bulunduğu 24 işçi tutuklanmıştı. İşçiler, tutuklu bulundukları Silivri Cezaevi’nden mesaj gönderdi.
“Cezaevlerindeki 3. Havalimanı şantiyesinde tutuklanan inşaat işçileri ve İnşaat İşçileri Sendikası temsilcileri” imzasıyla İnşaat İşçileri Sendikası sitesinde yayınlanan mesajda şu ifadelere yer verildi: “En insani taleplerimiz büyük bir zorbalıkla bastırılmaya çalışıldı. Gece yarılarında koğuş kapılarımız kırılarak gözaltına alındık. İGA’nın güvenlik binasında kaba dayak, küfür ve hakaretlere uğrayarak sorgulara çekildik. İnsanca yaşamak ve insanca çalışmak istediğimiz için hukuksuz bir şekilde yargılanarak cezaevlerine atıldık.
Bizler hiçbir şekilde suçlu olduğumuzu düşünmüyoruz. Hak istemek suç değildir. Asıl suçlu, biz işçileri insanlık dışı çalışma koşullarına mahkum eden İGA patronlarıdır. Buradan tüm kamuoyuna sesleniyoruz: Bizleri merak etmeyin, keyfimiz ve moralimiz gayet yerinde. Sesimize ses olan tüm dostlara selamlar. İnşaat işçisi köle değildir!”
Hükümet patronlara bekçi
İşçilerin tutuklanmasına ailelerin tepkisi de sürüyor. Tutuklanan işçi Mehmet Celal Demir’in dayısı Ahmet Yıldırım, adaletsizliğe dikkat çekerek, işçilerin sadece haklarını talep ettiğini hatırlattı. Yıldırım, “Onların bir suçu yok. Bu ülkede hak talep etmek suç olmuş” dedi. Yeğeni Demir’in Metris Cezaevi’ne ilk getirildiği gün görüşmek için savcılıktan izin aldığını ancak cezaevi yönetiminin görüşmeyi sağlamadığını da aktaran Yıldırım, “Savcılığın verdiği kağıtta yeğenimin cezaevine getirildiği yazıyor. Cezaevine gittiğimizde bizi görüştürmediler, sürekli oyalıyorlar. Gerçekten bu yaşananlara anlam veremiyorum. Kimse sesini çıkarmasın mı, konuşmasın mı, dışarı çıkmasın mı, hakkını talep etmesin mi?” diye sordu.
Taleplerin karşılanması basit
İşçi Görgün Işık’ın kuzeni Şakir Temtek da gözaltı ve tutuklamaların tamamen işçileri kriminalize etmek için olduğunu vurguladı. İşçilerin hakları görmezden gelindiğini aktaran Temtek, “İşçilerin hak talepli eylemleri provokasyonlara, örgütlere bağlıyorlar.
A4 kâğıdına yazdıkları talepleri gayet insani ve ahlakidir, bunun karşılanması çok basittir” diye konuştu. Talepler karşısında hükümetin aldığı tutum çok kaba olduğunu ifade eden Temtek, şöyle devam etti: “Hükümetin tepkisine bakılırsa sanırsınız ki işçiler hükümeti devirmeye çalışmışlar. Diğer yandan hükümetin patronların bekçiliğini yapması da ilginç bir durum. Bu seviyeye düşmemeli. Burada tamamen işçinin, emekçinin hakkı yeniyor. İşçinin ırkı, dini, dili olmaz. Dolayısıyla herkesin bu konuda dayanışmaya girmesini talep ediyoruz.”
HDP’den İYİ-SEN’e ziyaret
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Emek, Ekonomi ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Günay Kubilay ile milletvekilleri Serpil Kemalbay, Rıdvan Turan ve Habip Eksik, İnşaat ve Yapı İşçileri Sendikası’nı (İYİ-SEN) ziyaret etti. HDP heyetini İYİ-SEN Genel Başkanı Ali Öztutan başkanlığındaki heyet karşıladı.
Görüşmede ilk olarak konuşan Kubilay, AKP iktidarının emeğin yağmalanmasına dayalı sermaye birikim rejimi inşa etmek istediğini belirtti. Yağmanın olduğu yerde iş güvencesinin olmadığına dikkat çeken Kubilay, “İş cinayetlerinin yaşanmasının temel nedeni de yağmadır. Sadece sermaye birikim rejimi değil Türkiye dışardan borç ile birlikte büyüme modelinin merkezine de inşaat sektörünü koydu. 3’üncü Havalimanı gibi 17-18 yılda bitecek Mega projeleri 3-4 yılda bir zaman dilimine sıkıştırarak bitirmek istiyor.
Bu kendilerince büyük bir kalkınma hamlesi. Fakat en büyük fatura işçilere ödetiliyor. Ortaya çıkan iş cinayetlerinde de işçileri suçladılar. Oysa iş güvenliği yoksa iş kazalarını önlemek mümkün değildir” diye konuştu.
Türkiye’nin büyük bir krize sürüklendiğini altını çizen Kubilay, şöyle devam etti: “Krizin odağında bir finansal kriz var. Bu giderek reel sektörde başta inşaat sektörünü etkileyerek büyük işçi kıyımlarına ve işten atmalara sebebiyet veriyor. Bu işçi kıyımlarının önüne geçebilmek için ortak mücadele imkanlarını birlikte geliştirmemiz gerekiyor. Sizin ve işçilerin tüm sorunlarını parlamentoya da taşıyarak birlikte mücadele hattını örebiliriz.”
İnşaat işçisi örgütlü olmalı
İşçilerin yaşadığı sorunların kendiliğinden çözülmeyeceğini belirten İYİ-SEN Genel Başkanı Ali Öztutan da, “İnşaat işçisinin belirli bir örgütlülüğe sahip olması gerekiyor. Sürekliliği sağlanmış, organik bir örgütlülüğe sahip olmalı. Şantiye içinde de bir yerden bir yere gittiğinde de hemen iletişim halinde olmak, işçilerle olan bağımızı sürekli hale getirmek istiyoruz” dedi.
İş kazaları meselesinin bilimsel olarak ele alınması gerektiğine vurgu yapan sendika avukatı Erkan Kılıç ise “İş kazalarını baret meselesine indiriyorlar. Baret takmadığı için ölen işçi yok. Bu AKP’nin propagandası haline gelmiş. Karşımızdakiler meseleyi baret takmaya indirgediği zaman mesele sadece işçinin sorunuymuş gibi oluyor. Binlerce insanın olduğu bir üretim alanından söz ediyoruz. Bu üretim alanının bilimsel olarak ele alınması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Türkiye işçi hakları ile ilgili mevzuatta sorun olmadığını ifade eden Kılıç, şöyle izah etti: “Mevzuat işçinin lehine olduğu için bir kavga var aslında. Şu anda kıdem tazminatını kaldırmaya, iş kanununda esnek çalışmayı getirmeye çalışıyorlar. İşçinin istediği ise mevcut durumunu korumak. Mevcut zaten uygulanmıyor. Yasal düzenlemelerle hakları alınmaya çalışılıyor. Biz sendika olarak bunları korumaya ve üretim alanlarının bilimsel olarak ele alınmasına dönük arayışın içindeyiz. Ve sendika olarak üretim alanlarını denetleme yetkisi almak istiyoruz.” İSTANBUL
İşçilerin tutuklanmasına ailelerin tepkisi de sürüyor. Tutuklanan işçi Mehmet Celal Demir’in dayısı Ahmet Yıldırım, adaletsizliğe dikkat çekerek, işçilerin sadece haklarını talep ettiğini hatırlattı. Yıldırım, “Onların bir suçu yok. Bu ülkede hak talep etmek suç olmuş” dedi. Yeğeni Demir’in Metris Cezaevi’ne ilk getirildiği gün görüşmek için savcılıktan izin aldığını ancak cezaevi yönetiminin görüşmeyi sağlamadığını da aktaran Yıldırım, “Savcılığın verdiği kağıtta yeğenimin cezaevine getirildiği yazıyor. Cezaevine gittiğimizde bizi görüştürmediler, sürekli oyalıyorlar. Gerçekten bu yaşananlara anlam veremiyorum. Kimse sesini çıkarmasın mı, konuşmasın mı, dışarı çıkmasın mı, hakkını talep etmesin mi?” diye sordu.
Taleplerin karşılanması basit
İşçi Görgün Işık’ın kuzeni Şakir Temtek da gözaltı ve tutuklamaların tamamen işçileri kriminalize etmek için olduğunu vurguladı. İşçilerin hakları görmezden gelindiğini aktaran Temtek, “İşçilerin hak talepli eylemleri provokasyonlara, örgütlere bağlıyorlar.
A4 kâğıdına yazdıkları talepleri gayet insani ve ahlakidir, bunun karşılanması çok basittir” diye konuştu. Talepler karşısında hükümetin aldığı tutum çok kaba olduğunu ifade eden Temtek, şöyle devam etti: “Hükümetin tepkisine bakılırsa sanırsınız ki işçiler hükümeti devirmeye çalışmışlar. Diğer yandan hükümetin patronların bekçiliğini yapması da ilginç bir durum. Bu seviyeye düşmemeli. Burada tamamen işçinin, emekçinin hakkı yeniyor. İşçinin ırkı, dini, dili olmaz. Dolayısıyla herkesin bu konuda dayanışmaya girmesini talep ediyoruz.”
HDP’den İYİ-SEN’e ziyaret
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Emek, Ekonomi ve Sosyal Politikalardan Sorumlu Eşbaşkan Yardımcısı Günay Kubilay ile milletvekilleri Serpil Kemalbay, Rıdvan Turan ve Habip Eksik, İnşaat ve Yapı İşçileri Sendikası’nı (İYİ-SEN) ziyaret etti. HDP heyetini İYİ-SEN Genel Başkanı Ali Öztutan başkanlığındaki heyet karşıladı.
Görüşmede ilk olarak konuşan Kubilay, AKP iktidarının emeğin yağmalanmasına dayalı sermaye birikim rejimi inşa etmek istediğini belirtti. Yağmanın olduğu yerde iş güvencesinin olmadığına dikkat çeken Kubilay, “İş cinayetlerinin yaşanmasının temel nedeni de yağmadır. Sadece sermaye birikim rejimi değil Türkiye dışardan borç ile birlikte büyüme modelinin merkezine de inşaat sektörünü koydu. 3’üncü Havalimanı gibi 17-18 yılda bitecek Mega projeleri 3-4 yılda bir zaman dilimine sıkıştırarak bitirmek istiyor.
Bu kendilerince büyük bir kalkınma hamlesi. Fakat en büyük fatura işçilere ödetiliyor. Ortaya çıkan iş cinayetlerinde de işçileri suçladılar. Oysa iş güvenliği yoksa iş kazalarını önlemek mümkün değildir” diye konuştu.
Türkiye’nin büyük bir krize sürüklendiğini altını çizen Kubilay, şöyle devam etti: “Krizin odağında bir finansal kriz var. Bu giderek reel sektörde başta inşaat sektörünü etkileyerek büyük işçi kıyımlarına ve işten atmalara sebebiyet veriyor. Bu işçi kıyımlarının önüne geçebilmek için ortak mücadele imkanlarını birlikte geliştirmemiz gerekiyor. Sizin ve işçilerin tüm sorunlarını parlamentoya da taşıyarak birlikte mücadele hattını örebiliriz.”
İnşaat işçisi örgütlü olmalı
İşçilerin yaşadığı sorunların kendiliğinden çözülmeyeceğini belirten İYİ-SEN Genel Başkanı Ali Öztutan da, “İnşaat işçisinin belirli bir örgütlülüğe sahip olması gerekiyor. Sürekliliği sağlanmış, organik bir örgütlülüğe sahip olmalı. Şantiye içinde de bir yerden bir yere gittiğinde de hemen iletişim halinde olmak, işçilerle olan bağımızı sürekli hale getirmek istiyoruz” dedi.
İş kazaları meselesinin bilimsel olarak ele alınması gerektiğine vurgu yapan sendika avukatı Erkan Kılıç ise “İş kazalarını baret meselesine indiriyorlar. Baret takmadığı için ölen işçi yok. Bu AKP’nin propagandası haline gelmiş. Karşımızdakiler meseleyi baret takmaya indirgediği zaman mesele sadece işçinin sorunuymuş gibi oluyor. Binlerce insanın olduğu bir üretim alanından söz ediyoruz. Bu üretim alanının bilimsel olarak ele alınması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Türkiye işçi hakları ile ilgili mevzuatta sorun olmadığını ifade eden Kılıç, şöyle izah etti: “Mevzuat işçinin lehine olduğu için bir kavga var aslında. Şu anda kıdem tazminatını kaldırmaya, iş kanununda esnek çalışmayı getirmeye çalışıyorlar. İşçinin istediği ise mevcut durumunu korumak. Mevcut zaten uygulanmıyor. Yasal düzenlemelerle hakları alınmaya çalışılıyor. Biz sendika olarak bunları korumaya ve üretim alanlarının bilimsel olarak ele alınmasına dönük arayışın içindeyiz. Ve sendika olarak üretim alanlarını denetleme yetkisi almak istiyoruz.” İSTANBUL