ZABEL MİRKAN
Pity (Zavallı) Yunan Yeni Dalgası’nın önemli ve en bilinen senaristlerinden Efthimis Filippou ile filmin de yönetmeni olan Babis Makridis senaryosunu birlikte yazdığı 2018 yapımı film. Filippou’yu Lanthimos filmlerinden hatırlayabilirsiniz, çünkü Lanthimos’un çoğu filminin de senaristi...
Avukat bir adamın karısı komadadır ve adam tüm “hazırlığını” karısının ölümüne göre yapar. Hazırlıktan kastım şu: Adam yıllardır sanki bu mağdur ve acısına üzülünecek insan rolünü beklemiştir ve karısının komada olması da buna hizmet için bulunmaz bir fırsattır.
Yunan Yeni Dalga sineması, Yunanistan’da 2009’dan sonra yakıcılığını hissettiren ekonomik krizle beraber şekillenen bir akım. Bireyin ve esasen bireyin id’inin ön plana çıktığı bir akım. Bireyin en ilkel ya da kötücül güdülerini ortaya çıkararak yalın bir şekilde izleyiciye aktarmasıyla ünlü. İzleyiciye aktarımı ise genelde rahatsız edici, karın ağrıtıcı tarzda.
Avukat (Yannis Drakopoulos), karısı (Evi Saoulidou) ve oğulları (Pavlos Makridis) rahat ve konforlu bir yaşam sürerken, avukatın karısı (kadının filmde belirtilen bir adı olmadığı için böyle diyorum) ani bir kaza geçirir ve komaya girer. Avukat, tüm bu sürecin tek öznesi olmak ve hatta komadaki karısından da rol çalmak için hazırlıklara başlar. Gündelik yaşamda karşılaştığı kuru temizlemeci, üst kat komşusu gibi insanların deyim yerindeyse iyi niyetlerini ve onun içinde bulunduğu duruma üzülmelerini tamamen suistimal eder.
Bir gün beklenmedik bir gelişme olur ve kadın komadan çıkar. Avukat için bu tam bir yıkımdır. Karısının ölümüne ve hatta öleceği güne kendini ve çevresindekileri hazırlayan avukat -şöyle ki, cenazede giyeceği kıyafeti dahi kuru temizlemeciye vermişti- hastaneden gelen bu telefonla şoka girer. Şimdi ne yapacaktır? Acı olmadan ve birileri ona acımadan hayatına nasıl devam edecektir? Bu bilinmezlik avukatı da başka çıkmazlara sokar ve filmin seyri beklendik bir şekilde değişir...
Etik tüm problemlerin rafa kalktığı bir film
Film, insan doğasına dair tüm çarpıklıkları olanca yalınlığıyla gözler önüne serdiği için ürpertici. Bir o kadar da etkileyici. Avukatın ne hissettiğini anlamak çok zor değil, çünkü karakter hiç birimize fersah fersah uzakta değil. Etik tüm problemlerin rafa kalktığı filmde, aslında işlenen konu hiç de etik değil. Bir insanın acısını kullanıp, çevresindeki insanlara kendini böyle sevdirmeye veya böyle ilgi görmeye çalışması ahlâki kriterler açısından sınıfta kalsa da durum son derece sarkastik. Örneğin karısı komadan çıkmasına rağmen bunu kimseye söylemiyor ki, içinde bulunduğu dramaya devam edebilsin. Şöyle “ilginç” şeyler yapıyor avukat, karısı evde olmadığı için giysilerini hâlâ kuru temizlemeye götürebilmek için temiz çamaşırlarını arabasını koyduğu otoparkta yerlere siliyor. Çok acizce, değil mi? Ama bununla asla bir sorununuz olmuyor. Çünkü gerçekten son derece sarkastik yaşananlar. Ve aslında filmden çıktığınızda şöyle de düşünüyorsunuz: Çevremizde bir sürü böyle insan var zaten. Acımasızca bir yorum olacak belki ama insanlar kayıplarının, ailelerinin ve arkadaşlarının kötü durumundan da yararlanabiliyor zaman zaman. Farkındalar mı, bilinmez. Ama ihtiyaçları olduğu kesin…
Zavallı
Babis Makridis
Yunanistan - Polonya 2018