SERKAN DEMİREL / CENEVRE / ANF
Cenevre’deki Birleşmiş Milletler İnsan Hakları oturumlarında söz alan uluslararası sivil toplum kuruluşları, Türkiye’nin ‘terörle mücadele’ bahanesiyle insan haklarına saldırmaya devam ettiğine dikkat çekti.
18 Haziran’da başlayan Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi 38, İnsan Hakları Oturumları bugün 5 gününde BM Cenevre ofisinde devam ediyor.
Oturumların açılış konuşmasını yapan BM İnsan Hakları Yüksek Komiser’i Zeid Ra’ad al Hüssein konuşması üzerinde devlet temsilcileri ve uluslararası sivil toplum kuruluşları söz alarak değerlendirmelerde bulundu.
Oturumlar süresince Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri bazı devlet ve birçok uluslararası sivil toplum kuruluşunun gündemindeydi.
Oturumlarda Belçika adına yapılan konuşmada Türkiye’de yaşayan insan hakları ihlallerinin boyutuna dikkat çekilerek, “Terörle mücadele adı altında Türkiye’de gazeteciler, insan hakları savunucuları ve avukatlar tutuklanıyor. Bu durumdan endişe duyuyoruz” denildi.
Basına yönelik saldırılar kınandı
Oturumlarda söz alan uluslararası sivil toplum kuruluşlarından Article 19, insan hakları ihlalleri konusunda BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri’ni daha güçlü bir şekilde konuşmaya çağırdı. Basına yönelik sansür ve baskıların gün geçtikçe artığına dikkat çekilen konuşmada, Türkiye, Malezya, İran ve Rusya gibi ülkelerde basına yönelik saldırılar kınandı.
Hak ihlalleri her geçen gün ağırlaşıyor
International Fellowship of Reconciliation adlı sivil toplum kuruluşu adına yapılan konuşmada ise BM Hakları Konseyi’nin 2016 Türkiye raporu hatırlatıldı. 2016’dan bugüne Türkiye’de insan hakları ihlallerinin gün geçtikçe daha ağırlaştığına dikkat çekilen konuşmada, Türkiye’de farklı alanlarda yaşanan hak ihlallerinin endişe verici olduğu ifade edildi.
‘BM eksik kaldı’
Birleşmiş Milletler İzleme Örgütü (United Nations Watch) adlı sivil toplum kuruluşu adına yapılan konuşmada da BM’nin Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlalleri noktasında görevini yerine getirmede başarısız kaldığına vurgu yapıldı.
Konuşmada insan hakları savunucularını yargılayan Türkiye’ye karşı tavrın daha net olması gerektiği ifade edildi.