Halen Meclis gündeminde olan CMK'ya dair Kanun Tasarısı'nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6'ncı maddesine aykırı olduğunu belirten Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, tasarının "Şüpheli, ifadesini kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde verebilir. Tercüman mahkeme-kolluk birimi tarafından hazır edilir ve masrafları devlet-mahkeme tarafından karşılanır" şeklinde olması gerektiğini söyledi.
Kamuoyunda "Anadilde Savunma Yasası" olarak bilinen ve halen Meclis gündeminde bulunan "Ceza Muhakemesi Kanunu ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı"na ilişkin Diyarbakır Barosu Adli Yardım binasında basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi ile önceki dönem Baro Başkanı olan Mehmet Emin Aktar'ın yanı sıra yeni ve önceki dönem Baro Yönetim Kurulu üyeleri ile avukatlar katıldı. Baro Başkanı Tahir Elçi, başta Kürt yurttaşlar olmak üzere yeterli düzeyde Türkçe bilmeyen yurttaşların öteden beri yargılama süreçlerinde iddia ve savunmalarını ileri sürmekte önemli sorunlar yaşadığına dikkat çekti. Uygulamada özellikle ceza yargılamalarında birkaç kelime Türkçe bilen şüpheli veya sanıkların "Meramını anlatacak düzeyde Türkçe bildiği" varsayıldığına işaret eden Elçi, bunun da şüpheli ve sanıkların yargıç ve savcıların sorularına sadece "evet" veya "hayır" şeklinde verdiği cevaplarla yetinilmesine, iddia ve savunmanın yerine getirildiği varsayılarak, yargılamanın sürdürüldüğünü hatırlattı.

Savunma temel unsurdur

Ceza yargılamasının ve adil yargılama hakkının temel unsurunun sanığın savunması olduğunu belirten Elçi, savunma hakkının tam ve etkili şekilde yerine getirilmemesi halinde ise sağlıklı bir yargılama yapmanın ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşma ve adil yargılama hakkını sağlayamayacağına vurgu yaptı. Kürt yurttaşların öteden beri yargılama süreçlerinde kendi anadillerinde savunma yapamadığını, kendilerini ifade etme fırsatı bulamadan ve savunma hakkını kullanmadan haklarında ağır mahkumiyet kararları verildiğine dikkat çeken Elçi, "KCK ana davası"nı gösterdi.

Kanun tasarısı karşılamıyor

Kanun tasarısı ile yapılacak değişikliğin özellikle "yeteri kadar Türkçe bilmeyen" Kürt yurttaşların savunma hakkını tam olarak yerine getirmesini karşılamayacağını bu bağlamda adil yargılama hakkını yeterince güvenceye kavuşturmayacağını belirten Elçi, "TBMM'ye sunulan tasarının konuya ilişkin 1. Maddesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 202. Maddesinin 3'ncü fıkrasında yer alan 'Bu madde hükümleri', ibaresi 'Birinci ve ikinci fıkra hükümleri' şeklinde değiştirilmiş ve maddeye 'Meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilen sanık a) iddianamenin okunması b) esas hakkında mütalaanın verilmesi' üzerine sözlü savunmasını kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilir. Bu durumda sanık, savunma yapacağı oturumda tercümanını hazır bulundurmak zorundadır" dedi.

Evet ve Hayır yetiyormuş!

Elçi, şöyle devam etti: "Bu imkan, yargılamanın sürüncemede bırakılması amacına yönelik olarak kötüye kullanılamaz' iddianamenin okunması bölümü ile ilgili 'Tasarı sanığın savunmasını kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabileceğine' dair olanağı 'Meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilen sanıklar için geliştirilmiş ekstra/ilave bir imkan sunmaktadır. Bu nedenledir ki, tercümanı hazır etme sorumluluğunu da sanığa yüklenmektedir. Halbuki uygulamada neredeyse hiç Türkçe bilmeyen, sorulan sorulara kafasını sallayarak 'evet' veya 'hayır' şeklinde cevaplar veren sanıkların bile 'meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bildiği' kabul edilmekte, bu şeklide gerçekte sanığa kendini ifade etme ve savunma hakkını yerine getirme fırsatı verilmeden yargılama sürdürülmektedir."

AİHS'in 6'ncı maddesine aykırı

Sözlü savunma hakkının sadece "iddianamenin okunması ve esas hakkındaki mütalaanın verilmesi üzerine yapılan savunma aşaması ile sınırlandırılması"nın adil yargılanma hakkı ile bağdaşmayacağına vurgu yapan Elçi, düzenlemenin şüphelinin veya sanığın soruşturmanın başladığı andan kovuşturmanın sona erdiği aşamaya kadarki katıldığı tüm işlemleri kapsaması gerektiğini ifade etti. Tasarının bu hali ile Türkiye'nin tarafı olduğu AİHS'nin 6. maddesine aykırı olduğunu belirten Elçi, yargılama sürecinin bir bütün olduğunu, kişinin soruşturma mercileri ile temas ettiği yani ilk yakalama ve gözaltına alınma işlemi ile başladığını yargı merciinin önüne çıkarılması ile devam ettiğini ifade etti.

Güvence fiilen işlevsiz

Yine tasarının d) bendinde yer alan "Tercümanı hazır etme ve ücretini karşılama sorumluluğu"nun sanığa yüklendiğini belirten Elçi, "Ceza yargılamasında sanığın ya tutuklu olması, ya da tutuklu olmazsa da ceza soruşturması-tehdidi ve baskısı altında bulunması, keza ceza yargılamasının niteliği gereği işlemlerin hızlı gerçekleşmesi nedeniyle, sanığa bu yükümlülüğün getirilmesi, düzenlemenin amacına aykırı olduğu gibi, getirilen güvenceyi fiilen işlevsiz kılacaktır. Düzenleme ile getirilen bu kısmi olanak, yargılamanın sürüncemede bırakılması amacına yönelik olarak kötüye kullanılmayacağını düzenlemiştir. Bu konuda yargıca tanınan takdir hakkı, getirilen kısmi güvenceyi uygulamada bu noktada işlevsiz kılma ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. Zira 'yargılamanın sürüncemede bırakılması' kavramı son derece subjektif bir kavramdır" değerlendirmesinde bulundu.

Baro'nun çözüm önerisi

Elçi, tasarı ile ilgili Diyarbakır Barosu olarak önerilerini ise şu şekilde sıraladı:

- Yargılamanın bütün aşamalarında savunma ve iddiaların kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilir. Tercüman mahkeme tarafından hazır edilir ve masrafları devlet-mahkeme tarafından karşılanır.
- Şüpheli, ifadesini kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde verebilir. Tercüman kolluk birimi tarafından hazır edilir ve masrafları devlet tarafından karşılanır.
- Şüpheli ifadesini ve sorgusunu kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde verebilir. Tercüman kolluk birimi tarafından hazır edilir ve masraflar devlet tarafından karşılanır.

AMED