“Bir insan ömrünü neye vermeli?” diye soruyor şair. Hemen akabinde;  “harcanıp gidiyor ömür dediğin” diyerek cevap veriyor. Harcanıp gitmeyen zamanlara sahip, her an’ına dolu dolu anlamlar katanlardan habersiz… 

Delaller’den, Azêler’den, Ronahîler’den, Zozanlar’dan habersiz… 

Harcanıp gitmeyen ömürlerin sahibi olan binlerce kahramandan, kahramanların ardıllarından habersiz…

Bu gerçeklikten habersiz olmayan ama görmezden gelen, tahammül göstermeyenler de var. Onlar ise her gün manşetlerinde; ‘kırmızı listeden şu kadar, sarı, turuncu listeden şu kadar…’ diyerek, niceliksel kavramların -kaldı ki hepsi hakikati manipüle amaçlı- gücüne sığınarak PKK’yi, özgür yaşam hakikatini bitirdiklerini göstermeye çalışıyorlar. 

Kırk yılı ardında bırakan; ‘bitti bitecek’ denilen her anda, her yeni güne daha da güçlenerek başlayan bir parti olmayı başardı PKK. Bu yüzden de ona gönül verenlerin, kendilerine yol eyleyenlerin yüreği hep umutla, gözleri hep zaferde oldu. Korku yoktu onlara. Çünkü o sihirli sözcük ‘Kürdistan Sömürgedir’ söylendiğinden bu yana; ‘sonun muhteşem olacağına’ inananlar yürüdü bu yolda; kendinden emin, kararlı adımlarla…

Hakiler’in, Kemaller’in, Saralar’ın dergahında birleşenler, yoldaş, gönüldaş olanlar; PKK ocağının ateşinde pişenler, binleşerek güzelleşmeye, ‘Delal’leşmeye yürüdüler. 

Yaşamın en verimli çağı olarak nitelendirilen körpe zamanlarda yani yirmili yaşların başında girdi bu uzun soluklu özgürlük arayışının yoluna. İlklerin birçoğuna tanık oldu, birçoğunun mayasını yoğurdu. İlerledi; bazen düştü bazen acıdı canı, bazen nefes nefese kaldı ama hiçbir zaman soluksuz kalmadı. Çünkü o, Önderliğinin ‘özgür yaşam’ felsefesini öyle bir çekmişti ki ruhunun, yüreğinin derinliğine bu gerçekliği buradan söküp atmak için çetin bir savaş gerekirdi.  

Ve O, bu savaşı verecek kadar yürekliydi. Düşmanının üzerine gözünü kırpmadan, bir an bile olsa tereddüt etmeden yürüyebilecek kadar fedaiydi. 

Hani bazı tanımlara sığdıramazsınız ya insanı; Delal yoldaş da böyleydi. İyi bir militan, yoldaş, hakikat savaşçısı; savaşçısıyla omuz omuza veren doğru bir komutan. Zîlanlar’ın, Zinarlar’ın Erîşler’in Doğalar’ın gönüldaşı; kendi deyimi ile ‘emir eri.’

Yaptığı her işe hakkını veren, yarattığı her eylemlilikle anlam yaratan kendisi ile birlikte yoldaşlarını da büyüten, çoğaltan yüce bir değerdi. Hayriler’in yaşam felsefesi ile kendini donatan ve bu inançla; ‘Botan halkına borcumuzu ödememiz gerekiyor’ diyerek yola koyulan, halka olan borcunu bir an bile unutmayan Kürdistan halkının ‘Delal’idir o. Bu yüzden Kürdistan halkı hiçbir şeyi sahiplenmediği kadar sahiplenmelidir Delal’i, Delaller’i…

Çok söz var onu (onları) anlatmak için. Çok güzellemeler var ozanların dillendirdiği ama hiçbiri yetmiyor şimdi. Acılarımızı yüreklerimizin derinliklerine bırakıp onların özgür yaşama olan inancıyla cevap veriyoruz şaire: 

Bir insan ömrünü, tüm çirkinliklere inat, güzelleşmeye, ‘Delal’leşmeye vermeli…

Aşkla, tutkuyla, inançla…