
“İnsan öyküsüyle var” diyerek bu günün kutlanmasına öncülük eden Uluslararası Ankara Öykü Günleri Derneği’nin 2015 bildirisini ise Murathan Mungan yazdı.
“Öykünün geleceği sözün geleceğidir,” diyerek, öykü için 2015 yılı Dünya Öykü Günü bildirisini yazan Mungan, yazdığı bildiriyi derneğin Ankara kutlamasında okudu.
İnsanın biricikliği
Murathan Mungan’ın yazdığı ve Almanya’dan Batman’a kadar kutlamaların yapıldığı her yerde aynı anda okunan 2015 yılının “Biricikliğin yalnızlığı insanoğlunun temel öyküsüdür” başlıklı öykü bildirisinde insanın biricikliğine vurgu yapılarak “Hepimizin hayatı biriciktir. Dünya kurulalı beri yaşamış milyarlarca insanın her birinin hayatı biricik. Biricikliğin yalnızlığı insanoğlunun temel öyküsüdür.
Dünyayı anlama, varoluşu anlamlandırma, yaşamı süsleme ihtiyacıyla söylemek, anlatmak, betimlemek, ifade etmek, göstermek, resmetmek, eylemek, işaret bırakmak ister. Sanat, insanoğlunun varoluş kayıtlarıdır. Her biricik olan, bu yolla kendinden sonrakilere hem kendisinin, hem insan tekinin biricikliğini hatırlatır. İçine kapatıldığı biricikliğin duvarları bu yolla hem aşılır, hem de sahibinin sesi ve parmak iziyle sağlamlaştırılır. Karşılıklı yerleştirilen iki ayna gibi sanatla hayat, birbirlerini besleyip, birbirlerini yansılayarak sonsuza dek imgelerini çoğaltır'' deniliyor.
Öykü bir edebiyat kıymetidir
Öykünün edebiyat içerisindeki yeri ''İster varoluşun ontolojik sorunlarıyla boğuşsun, ister insan ilişkilerini ya da sınıf mücadelesini konu edinsin, edebiyatın kendisi özünde bir hakikat ve adalet arayışıdır. En ümitsiz, nihilist, kara ruhlu yazarın bile kaleminde saklanmış bir gelecek tasavvuru, bir yarın ümidi vardır. Öykü bir edebiyat kıymetidir'' sözleriyle vurgulanıyor.
Mungan öykü günü dolayısı ile kaleme aldığı bildirisini öykünün geleceği üzerine sözleriyle, yakın ve uzak tarihimizin gömülü kalmış hikayelerinin gün yüzüne çıkması dilekleriyle şöyle sonlandırıyor:
''Gömülü kalmış hikâyeler, sırlar ve seslendirilmemiş hayatlar
Öykünün geleceği sözün geleceğidir. Dünyanın neresinde olursa olsun, sözü, meselesi, estetik kaygıları olan edebiyat, insanın aklını, ruhunu zenginleştirmeyi, içini güçlendirmeyi, her tür karanlığına direndiği dünyayı güzelleştirmeyi ve okuruna ancak iyi edebiyatın verebileceği hazzı vermeyi sürdürecektir.''
Dilerim ülkemin öykücülüğünde de yakın ve uzak tarihimizin gömülü kalmış hikâyeleri, sırları, yeterince dillendirilmemiş gerçekleri, seslendirilmemiş hayatları, yasak bilinmiş aşkları bundan böyle daha çok yerini alır.''