Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın “Çözüme hazırım” mesajını sahiplenen halklar ve inançlar, “Yaşamdan, insandan, doğadan yana olan herkesin Abdullah Öcalan’ın sesine ses vermeli” dedi.
SADİYE ESER / M. HALİT ÇETİNBAŞ / ANF/İSTANBUL
Öcalan, 7 Ağustos’ta avukatlarıyla yaptığı görüşmede “çözüme hazır” olduğunu duyurdu. Öcalan’ın bu mesajına, Arap, Pomak, Çerkes, Hemşin, Kürt, Alevi, Süryani ve Gürcü halk ve inançlardan cevap geldi.
Pomak temsilci: Acil talep barıştır
Öcalan’ın avukatları aracılığıyla ilettiği çağrıyı önemsediğini belirten Demokratik Pomak Hareketi Temsilcisi Şaban Korkmaz, “Türkiye halklarının ve demokrasi cephesinin talebi acil ve onurlu bir barıştır. Bu talebin hayata geçmesi yaraları sarıcı, kucaklayıcı, birleştirici, özgürleştirici bir alan yaratacaktır” dedi. Türk ve Kürt halkının ilişkilerinin demokratik uluslaşmayla düzeleceğinin altını çizen Korkmaz, ”Bu topraklarda onurlu bir barışın tesisi yönünde açık ve şeffaf adımların atılması dahi ‘Güvenli Bölge’, Harekat Merkezi gibi kavramları hemen boşa çıkaracak” diye konuştu.
Çerkes temsilci: Bizim de mücadelemizdir
Çerkes halkından Jıneps Gazetesi Yayın Kurulu Üyesi Yaşar Güven, “Tüm insani değerlerin ve doğanın kendisinin vahşi talanı ile karşı karşıyayız nicedir. Muhalif olmak bütün talana topyekun dur demeyi gerektiriyor. Muhalefetin gündemi bu vahşi talanın tamamıdır. Laz, Boşnak, Gürcü, Hemşinli, Süryani, Türk, Zaza, Ermeni, Rum, Çerkes, Alevi, Kürt, Arap halklarının tamamına insanca yaşama alanı açmaya çalışan her mücadele, ne kadar çok zaman alırsa alsın bizim de mücadelemizdir” ifadelerini kullandı.
Hemşinli temsilci: Halklara yer açıyor
Gor Dergi yazarı Hemşin halkından Mahir Özkan, şunları söyledi: “Öcalan’ın ‘Kürtlere yer açmaya çalışıyorum’ sözünü ‘Halklara yer açmaya çalışıyorum’ olarak anlamak gerekir diye düşünüyorum. Türkiye’de yaşayan halkların varlıklarının, dil, kültür, tarih ve geleceklerinin anayasal güvenceye alınması gerekiyor. Asimilasyon öyle boyutlara ulaşmış durumda ki yasal güvencelerin dahi geri döndüremeyeceği bir konumdayız. Bu bakımdan Hemşinliler, Lazlar, Gürcüler ve Kürtlere göre çok daha vahim durumdalar. Yani Kürtlerin yanı sıra anayasal sistemde Türklerin ve Kürtlerin dışında kalan halklara da yer açmaya ve hatta pozitif ayrımcı politikalara ihtiyaç var.”
Uzun yıllardır Hemşin kültürü üzerine çalışmalar ve araştırmalar yapan Hemşinli Hikmet Akçiçek ise şunları dile getirdi: “Öcalan çözümde ısrar ediyor ve bu son açıklaması barışçıl demokratik çözümün tekrardan ifadesidir. Kürtlerin yüzü gülmeden ne Türkler ne de Ortadoğu halklarının yüzünün gülmesinin mümkün olmayacağını düşünen bir yurttaş olarak, Kürt sorunun eşit yurttaşlık temelinde, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Ortadoğu’da demokratikleşmeye hizmet edecek şekilde çözümünün tüm halkların yararına olacağına inanıyorum. Farklı uluslar ve çıkarlar arasından barışçıl, tüm Ortadoğu’da halklarının yararına bir çözümün bölge ülkelerinin demokratikleşmesi ile mümkün olacağını düşünüyorum. Demokrasiden nasibini almamış, Türkçü İslamcı otoriter iktidardan bu konuda barışçıl bir adım atmasını beklemiyorum. Bu iktidarın Kürt sorunu dahil geçmişte atmış olduğu her adımın demokrasi ve halkların yararına değil kendi antidemokratik otoriter iktidarını güçlendirmek için attığını ve bu dönemde de atacağı adımların aynı amaçla olacağını düşünüyorum.”
Arap temsilci: Ses verilmeli
Arap halkından olan Şair Meryem Fehime Oruç, “Sayın Abdullah Öcalan ‘bir haftada ben silahlar sustururum’ diyorsa herkesin bu sesi duyması gerekir. Özellikle bir kurşunun kaç TL ettiğini bize soranların keşke bu sesi duyup artık onunla masaya otursa” dedi. Öcalan’ı iradesi olarak gören milyonlarca insan varken, Türkiye’de siyaset yürüten birçok partinin bunu görmezden gelmesinin savaştan beslendiklerin göstergesi olduğunu belirten Oruç, şöyle konuştu: ”Biz Türkiye de yaşayan halklar olarak artık ekmek, su gibi huzura doymak istiyoruz. Düşünüyorum da Abdullah Öcalan’la diyalogla bir hafta içinde silahlar susacak, barış olacak. Artık TV izlerken kimsenin öldüğünü duymayacağız. Ekmeğimizi, vergimizi yiyip bitiren silahlanma yarışından kurtulacağız. Bu ülkede herkese yetecek kadar ekmek, su, iş, her şey var. Yeter ki bir hafta yakınımızdaki barışın sesini duyalım. Yaşamdan, insandan, doğadan yana olan herkesin Abdullah Öcalan’ın sesine ses vermeli.”
Gürcü temsilci: Devlete baskı yapılmalı
İstanbul Gürcü Dil Merkezi Başkanı Eşref Yılmaz, Öcalan’ın barış çağrısının önemine dikkati çekerek, “Halklar, Öcalan’ın bu çağrısını gündemde tutmalı ve devleti ikna anlamında baskı etkisini yaratacak etkinlikleri yaşama geçirmek için samimi çaba göstermelidir. Öcalan’ın ‘ben çözerim’ sözüne karşılık devlet de halklar da çözüm odaklı yaklaşmalı. Karşılıklı güveni işaret ediyor. Bu güvenin tesisi gerekmektedir” dedi.
Kürt temsilci: Çözüme kenetlenmeliyiz
Doğu ve Güney Doğu Dernekleri (DGD) Platformu Başkanı Kürt halkından Abdulhakim Daş, Türkiye’de yaşayan tüm yurttaşların temel hak ve özgürlükler bağlamında eşit haklara sahip olması gerektiğine dikkat çekerek, “Bütün olarak muhalefetin barış sürecini zorlayacak asgari müştereklerde bir araya gelecek bir örgütlülüğün olması zorunludur. Türkiye’de birlikteliği örgütleyecek sivil yapılar oluşturulmalıdır. Kürt partileri Türkiye’deki diğer yapılanmalarla bir araya gelip ortak çözümler etrafında kenetlenmelidirler. Bunlar geliştirildiği oranda çözüme yaklaşılacaktır” şeklinde konuştu.
Alevi temsilci: Halkların ihtiyacı var
Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) Genel Basın Sekreteri Bülent Felekoğlu ise, Öcalan’ın avukatları aracılığıyla yaptığı barış çağrısının önemli olduğuna dikkati çekti. “Türkiye ve Mezopotamya halkları için her görüşme savaş dışı çözüm kanallarının açılması duygusunu veriyor” diyen Felekoğlu, şöyle devam etti: “Herkes Öcalan ile görüşme sonrasında bir rahatlama yaşıyor. Ayrımsız farklı düşünsel ve inançsal kodlarda olanlar da bile rahatlama yaşatıyor. Her görüşme sonrası yeni diplomatik kanalların açılma hissi hem Türkiye muhalefet dinamiklerine nefes aldırmakta hem de Türkiye demokratik olgunlaşmasında umut kapıları aralamasını somutlaşmakta. Toplumda tek tip ses dışında başka bir alternatif Türkiye ve Ortadoğu halkları önünde kabul edilebilir, sürdürülebilir yaşamlara dair umudun güçlenmesinin kapısı aralıyor. Her şeyden önce halkların birleştirici, ötekileştirmeyen yaklaşımlara ihtiyacı var. Öcalan görüşmeleri bu kapıyı aralıyor.”
Süryani temsilci: Öcalan’sız çözülmez
Öcalan’ın çağrısının tarihi olduğuna işaret eden Süryani Dernekler Federasyonu Başkanı (SÜDEF) Evgil Türker de “Bir fırsattır aslında. İster Türkiye’de olsun ister Suriye’de olsun ister başka coğrafyalarda olsun barışın kesin tesisi ancak bu çağrılarla mümkündür. Bizim açımızdan da Öcalan çözümün esas muhatabıdır. Öcalan’sız bu sorunları çözmek mümkün değildir. Geçmişte de bunu gördük. Son 4 yıl içinde de gördük ki, savaş, yıkım ve çatışma ile bu sorun çözülmüyor. Çözümün tek muhatabı Öcalan’dır, Öcalan’sız bu sorunlar çözülmez. Bizim de talebimiz devlet bir an önce Sayın Öcalan ile oturup Suriye ve Türkiye’deki sorunları ele alıp bir plan çerçevesinde çözüme kavuşturmasıdır.”