Artan sayıda arkeolojik kanıt insanlar ve atalarının yaklaşık 1 milyon yıldır açık denizlerde seyahat ettiğini ortaya koyuyor.
Atalarımızın bu yetenekleri onların ne kadar zeki oldukları konusundaki teorilerimizi yeniden gözden geçirmemize enden olabilir.
Bundan 65 bin yıl önce 23 metre uzunluğundaki bir kayıkla Endonezya’dan Avusturalya’ya ilk insan topluluklarının geçiş yaptığı düşünülüyor. (1998 yılında aynı imkanlarla bir grup yetişmiş denizci aynı yolculuğunu gerçekleştirmeye çalışmış ancak denize açıldıktan kısa bir süre sonra kıyıya geri dönmek zorunda kalmıştı). İnsanların bu yolculuğa neden çıktıkları, kendilerini psikolojik ve fiziksel olarak böylesi bir yolculuğa nasıl hazırladıkları halen büyük bir muamma.
İnsansıların deniz seyahatleri
Son dönemde artan sayıda bilim insanı, atalarımızın düşündüğümüzden çok daha uzun bir süreden bu yana deniz yolculuklarına çıktığını savunuyor. Hatta yaklaşık 1 milyon yıldan bu yana denizlerde insanların izlerine rastlandığını düşünen bilim insanları da var. Yani modern insan ortaya çıkmadan önce aralarında Neanerthallar, homo erectusların bulunduğu insansılar denizler üzerinde seyahat ediyordu.
Bu görüş hala bir azınlık görüşü ancak bu yönde ciddi kanıtlar mevcut.
Genel bir konsensüs olarak bilim insanları ilk insanların Dünyaya karayoluyla dağıldığına inanıyor. Atalarımız Afrika’nın doğusundan Ortadoğu ve Ön Asya üzerinden Güney Asya’ya ve Avrupa’ya dağıldı. Amerika kıtasına da ilk geçişler Bering boğazı üzerinden oldu.
Bilinen ilk deniz yolculuğu
Bu dönemde sadece deniz yolu ile ulaşılması zorunlu olan tek yer Avustralya’ydı. Bu yolculuğun yaklaşık 65 bin yıl önce olduğunu biliyoruz. Avusturalya’nın kuzeyindeki bir mağarada keşfedilen kalıntılar bu yolculuğun kanıtları.
Endonezya’nın güneyinden bir bölgeden başlayan bu deniz yolcuğu açık denizlerde insanların bilinen ilk macerası. Nale Tasih adı verilen bu keşif yolculuğuna katılanların nasıl denize açıldıkları bilinmiyor. Bu deniz yolculuğunun yaklaşık 13 gün sürdüğü düşünülüyor.
Arkeolog Robert Bednarik’e göre Avusturalya’nın kuzeyinde sık sık görülen dev çalı yangınları sonucunda ortaya çıkan dumanlar denizci atalarımıza yol göstermiş olabilir. Yine göçmen kuşların rotaları da insanlara bu bölgede insanların varlığı konusunda bir diğer ipucu.
Flores adasının 700 bin yıl önceki sakinleri
Bu bölgede denizciliğin geçmişi oldukça eski. Endonezya’nın Flores adasında 700 bin yıl öncesine ait insansı kalıntıları bulundu. Bilim insanlarının henüz evrim ağacındaki yerini tespit edemediği bu insansıların nasıl Flores’e geldiği de bilinmiyor. Ama şu kesin: buraya sadece deniz yoluyla gelmek mümkün.
Adada rastlanan fil ve kaplan kalıntılarının bir açıklaması var. Bu iki hayvan da oldukça güçlü yüzücüler. Ama bir insanın o kadar mesafeyi bir deniz aracı olmadan geçmesi hiçbir şekilde mümkün değil.
Teorilerimiz temelden değişebilir
Bu bölgede yetişen bambu ağaçları oldukça güçlü bir kayık yapı malzemesi. Bambu kayıklarla antik çağda insanların Lombok Boğazını geçtikleri biliniyor. Çok daha uzun bir mesafe olan Endonezya’dan Avusturalya’ya kadar olan mesafe için de bu kayıkların biraz daha gelişmiş versiyonları kullanılabilir.
Mevcut görüşümüze göre 700 bin yıl önceki insansılar arasında gelişmiş bir iletişim yoktu. Detaylı bir planlama gerektiren kayık inşası ve deniz yolculuğunun bu dönemde kullanılmış olduğunu kabul etmemiz atalarımızın ne kadar zeki olduğu konusundaki görüşlerimizin tamamen değişmesi anlamına geliyor.
Bilim insanları suyu ayrıştırdı
Su temelde iki farklı türde sıvıdan oluşuyor. Bilim insanları bu iki tür sıvıyı ilk kez laboratuvarda ayrıştırmayı başardı. Temelde bir su molekülü iki hidrojen atomu ve bir oksijen atomundan oluşuyor. Ancak bu molekül bileşiğindeki hidrojen atomunun dönüş özelliğine göre ikiye ayrılıyor. Yani bir anlamda su iki farklı türde sıvının birleşimi. Eğer molekülün merkezindeki iki hidrojen atomunun dönüşleri aynı yöndeyse bu tür su orto-su olarak adlandırılıyor. Dönüşler zıt yönde ise bu sıvı para-su olarak adlandırılıyor. İsviçre’nin Basel Üniversitesinden profesör Stefan Willitsch ve ekibi ilk kez saf orto ve para-su elde etmeyi başardı. Bir tür soğutulmuş azotu kullanan ekip, bu elementin para-su ile orto-suya göre yüzde 25 daha hızlı tepkimeye girdiğini tespit etti. Bu metotla suyu oluşturan iki sıvı başarılı bir şekilde ayrıştırıldı.
Büyük beyinli olmanın faydaları neler?
Bilim insanlarının yaptığı son araştırmalara göre büyük bir beyne sahip olan insanların beyin yapıları da normal insanlardan biraz farklı. Ancak bunun zekaya olan etkisi konusunda henüz net bir tespit yapılabilmiş değil. ABD’nin Maryland eyaletindeki Ulusal Zihin Sağlığı Enstitüsünden Armin Raznahan’ın ekibi üç binden fazla kişinin beyin MRT sonuçlarını kıyasladı. Beyin dokusu üzerindeki 80 bin ayrı noktayı inceleyen bilim insanları daha büyük beyne sahip olan insanların organ yapısı olarak da farklılık gösterdiğini tespit etti. Daha büyük beyne sahip olan insanlar daha yüksek IQ puanları elde etmeye meyilliyken araştırmacılara göre böyle bir genelleme yapmak için henüz çok erken. Araştırma kapsamında büyük beyinli insanların duygu, hareket ve görüşü kontrol eden beyin bölgelerinin normalden daha küçük olduğu da tespit edildi.

Kehribar içinde 99 milyon yıllık kuş fosili
Bilim insanları Burma’da bulunan bir kehribar içinde 99 milyon yıl önce yaşamış bir kuş yavrusunun fosiline rastladı. Bir kanadı dışında tüm olan fosil enantiornith türü bir kuşa ait. Bu tür kuşların günümüzdeki kuş türleriyle direkt bir akrabalıkları bulunmuyor ve soylarının milyonlarca yıl önce tükendiği düşünülüyor.
