
Kendine özgü geleneği ve icrası olan âşıklık geleneğinin en önemli niteliği, döneminin yaşayış ve hayata bakış tarzını, etik ve estetik değerlerini yansıtarak geniş halk kitlelerine hitap edebilmesidir.
Geleneğe uygun bir biçimde şiir söyleyebilen, karşılıklı atışma yapabilen, hikâye anlatabilen ve icralarını çoğunlukla saz eşliğinde gerçekleştiren sanatçılara âşık; bu söyleme biçimine “âşıklık-âşıklama” deniliyor.
Bu sanatın temsilcileri, usta âşıkların yanında uzun yıllar çıraklık yaparak yetişmektedirler. Âşıklar, hem manzum hem de manzum-mensur eserlerle edebiyatımızda âşık tarzı adı verilen kendilerine has bir üslup oluşturmuştur.
Âşık, güzellikleri övdüğü ve acıları dramatik bir dille vurguladığı kendi deyişlerini veya ustalarının deyişlerini yöresel ezgilerle saz eşliğinde söyler.
Âşıklar tarafından söylenen şiir ve hikayeler, sevgiliye duyulan özlemi, ilahi aşkı, kahramanlık hikayelerini ve döneminin toplumsal sorunlarını konu edinir.
Ercişli Emrah, Gevheri, Kul Himmet, Dertli…
Âşık repertuarı, geçmişten günümüze anonim bir şekilde aktarılan aynı biçimsel özellikleri taşıyan âşıklık edebiyatının şiir, söyleyiş ve icra tarzlarıdır. Bu tarzlar bölgelere ve yörelere göre farklı özellikler taşıyabilmekte ve farklı isimlerle de anılabilmektedir. Atışma, Leb Değmez, Muamma Asma, Varsağı, Taşlama, Kalenderi, Selis, Deyiş, Destan, Divan, Koşma, Tekellüm, Mani, Türkü, Semai, Satranç ve Vezn-i Ahar âşık repertuarının türlerindendir.
Âşık repertuarının en bilinen türlerini atışma ve leb değmez oluşturur. Atışma, en az iki aşığın dinleyici huzurunda karşı karşıya gelerek söyleştiği veya birbirlerini söyledikleri sözlerle alt etmeye çalıştıkları bir tür yarışmadır. Leb değmez ise âşıkların ustalıklarını sergilemek için bir nevi söz hüneri olarak başvurdukları bir atışma biçimidir. Bu tür, âşıkların dudaklarının arasına aldıkları bir toplu iğne eşliğinde b, p, m, f, v gibi dudak ve diş-dudak seslerini kullanmadan şiir söylemeleri esasına dayanır.
Âşıklık geleneği içerisinde güçlü bir yere sahip olan usta-çırak ilişkisi, geçmişten günümüze kadar yaşamış olan âşıklar arasında bilgi, görgü ve tecrübe iletimini sağlayan bir köprü vazifesi görmektedir. Karacaoğlan, Köroğlu, Kazak Abdal, Pir Sultan Abdal, Ercişli Emrah, Gevheri, Âşık Ömer, Kul Himmet, Dadaloğlu, Dertli, Ruhsati, Bayburtlu Zihni, Âşık Şenlik, Âşık Sümmani, Âşık Mahzuni Şerif, Âşık Veysel, Davut Sulari, Âşık Murat Çobanoğlu ve Âşık Yaşar Reyhani bu geleneğin temsilcilerindendir.
Çobanoğlu kahvesinde 25 yıl
Karslı en eski aşıklardan İlger Çiftçioğlu, bu sanatın Yunuslardan kendilerine intikal ettiğini belirterek, binlerce yıldır bu sanatın yaşadığını ifade etti. Bu sanatın kökeninin Kafkasya olduğunu dile getiren Çiftçioğlu, Anadolu’nun her yanında da buradan dağıldığını söylüyor.
Ustasının Murat Çobanoğlu olduğunu belirten Çiftçioğlu, bu sanatı 1978 yılında öğrenmeye başladığını dile getirerek şunları söyledi: “O zamanlar âşıklık sanatı çok farklı yerdeydi. Âşıklara ilgi çok fazlaydı. Murat Çobanoğlu kahvesinde 25 yıl bu sanatı icra ettim. Şimdi de üç çırak yetiştiriyorum ama yetersiz tabi bu sayı. Eskiden bir âşığın en az yedi çırağı olurdu. Artık bu geleneğe çok bir ilgi gösterilmiyor. İnsanlar âşık sanatını öğrenmek için uğramaz oldular bu kapılara. Âşıklık gençler arasında bilinmiyor, dinlenilmiyor. ”
Artık çırak yetiştiremiyoruz
Âşık sanatına ilginin ve değerin her geçen gün azaldığını ifade eden Çiftçioğlu, “Ülke genelinde dört yüz aşık yoktur bile. Bu insanlara maaş bağlansa, sahip çıkılsa çok mu büyük bir yük olur? Artık popüler kültür bizim yerimizi alıyor. Artık çırak yetiştiremiyoruz. Âşık kültürü artık yok olmaya başlıyor. Eğer sahip çıkılmazsa ilerleyen zamanda yok olup gidecek” şeklinde konuştu.
Aşık kültürünü öğrenmeye başladığı 80’li yıllarda kadın açıklarında olduğunu anımsatan Çiftçioğlu, “Kadın aşıkların sayısı o dönem çok fazlaydı. Şimdilerde yarı yarıya azaldı diyebiliriz. Çünkü insanlar kendilerini geçindiremez oldular. Son dönemde ise çırak bulamadıkları için yerine yenilerini de yetiştiremiyorlar. Ama hala kadın aşıklarımız var” diye kaydetti.
ÖZGÜR AYDIN / ANF