Türkiye referanduma gidiyor. Hazırlıklar aylar önce başlamıştı. Şimdiye kadar fiili yürütülen başkanlık sistemi sözde resmileştirilecek. Erdoğan ve partisi o kadar eminler ki bu referandumdan “Evet” çıkacak ve bu toplum Erdoğan’ın bugüne dek yürüttüğü kirli savaş politikalarına katliam ve şiddetine, ekonomik, kültürel krizlere, kısacası toplumda açtığı derin yaralar ve travmalara destek sunup “Evet” mi? diyecek. Merak ediyorum; Türkiye toplumu tüm bunları onaylayacak mı? Kuşkusuz “Evet ”demek bunları ve daha fazlasını onaylamaktır. Peki, Türkiye toplumu “Evet” diyecek mi? Aslında bu sorunun cevabını vermekte tereddütlüyüm. Çünkü Erdoğan yıllardır toplumda yarattığı psikolojik baskı, korku ve tehditlerle halkın iradesini kırmış, birlik ve beraberlik ruhunu tahrip etmiştir.

Erdoğan iktidara geldiğinden bu yana Türkiye de sorunlar hiç bitmedi, tersine ülkeyi daha da felakete sürükledi, sürüklüyor. Her türlü sömürü, baskı ve faşizan politikalarını insanlık üzerinde uygulamaya devam ediyor. Bakın her gün Türkiye de şiddet, işkence, tutuklama, yolsuzluk, işsizlik, hastalık, yaşam garantisi olmadığı için evinden çıkamayan bir toplum gerçeğinden başka ne var? Erdoğan iktidarı günlük olarak yaşamı katlediyor. Bu kişi toplumsal varlığı her şekilde bitirmeye çalıştığı gibi yaşanacak bütün değerlerden de toplumu uzaklaştırarak toplumun geleceği elinden alınmaya çalışılıyor. 

Referandum ile yine topluma alışıldık vaatlerde bulunulacak ve halk bir kez daha yalan-dolanla kandırılmaya çalışılacaktır. Sormak gerekir; Erdoğan başkanken, Cumhurbaşkanı iken ne yaptı da, başkanlık sistemi ile neler yapacak? Mesela bu ülkeye düşünce özgürlüğünü getirecek mi? Halka, özelde kadınlara karşı şiddeti yine savaşları durdurdu mu? Kültürel, sosyal, siyasal ve ekonomik krizlerin çözümü için gerçekten çaba verdi mi? Bu ülkede ne kadar adalet, barış ve özgürlük kavramları rahatça dillendirildi? Zira bunlara tahammülü yoktur Erdoğan ve partisinin. Maalesef öyle bir başkan, cumhurbaşkanı ya da başkanlıkta yoktur. Olsa olsa Erdoğan şahsında ancak savaş, katliam, korku ve tehdit vardır. Erdoğan iktidarı boyunca yaşanılan olumsuzluklar bunlarla sınırlı değildir elbette. AKP-Erdoğan insanlık dışı bir rejimi zaten yıllardır yürütüyor. İnsanlığı tehdit ederek varlığını sürdürüyor. Başkanlık rejimi maskesi altında insanlığı sömürmeye, tehdit etmeye devam edecektir. İnsanlığı kazanmak için “HAYIR” de.

Türkiye toplumu “Evet ”diyerek Erdoğan’ı ve onun faşist politikalarını daha fazla yaşatacak, “Evet” in arkasında daha büyük savaşlar, katliam, şiddet, ekonomik sıkıntılar ve daha çok sorunlar olacaktır. Bunun için; Cesur yaklaşmak ve Erdoğan diktatörlüğüne karşı “HAYIR” demenin zamanı gelmiştir. Türkiye de birçok sivil toplum örgütleri, emekçiler, aydınlar, yazarlar ve sanatçılar var. Kendine demokratım diyen ve elini vicdanına koyan bu mücadelenin ön saflarında yer almalıdır. Yine Kadın, erkek, genç, yaşlı demeden herkesin ve her kesimin alanlara inip AKP-Erdoğan’ın bu iktidarcı zihniyetine karşı “HAYIR”ın sesi, kimliği ve vicdanı olmak mücadeleyi büyütmek gerekir. “HAYIR” demek, karanlıktan aydınlığa çıkışın yoluna girmek demektir. Türk toplumu artık gözünü açmalı, Erdoğan ve hükümetinin bu çılgınlıklarına bir son vermesi için “HAYIR” demelidir. Ancak o zaman hayal ettiğimiz barışa, demokrasiye ve özgürlüğe bir adım yakınlaşmış oluruz. Toplum olarak “HAYIR ”deyip halkın iradesini, birlik ve beraberliğini ortak ruh ve bilinçle sağlayalım, faşist, milliyetçi, diktatörlere karşı bunu gösterelim.