
Kaybedilen gençlerden Seyhan Doğan'ın kardeşi Hasni Doğan abisinin Jandarma Taburu'nda maruz kaldığı işkenceye bizzat tanıklık etti.
Dargeçit Jandarma Komutanlığı'na bağlı askerlerce 1995 yılında gözaltına alınan ve bir daha kendilerinden haber alınamayan 6 kişi için Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmayla Dargeçit İlçesi'ne bağlı Bağözü (Tiruva) Köyü'nde önceki gün yapılan kazıda iki kişiye ait olduğu belirtilen kemiklere ve elbise parçalarına ulaşıldı. Kazı çalışmalarını kayıp yakınları da gözyaşları içinde ağıtlar yakarak izledi. Kuyudan kafatısıyla beraber bir iskelet ve kazak parçaları çıkarıldı. Ailesi, kazağın 14 yaşında gözaltına alınan Seyhan Doğan'a ait olduğunu söyledi.
Kardeşinin kemiğini aradı
Seyhan Doğan'ın kardeşi Hazni Doğan ise ağabeyinin olduğu tahmin edilen kemiklerinin bulunduğu kazı çalışmasında gönüllü olarak yer aldı. Hazni Doğan, kendisinin de o dönem 12 yaşında olduğunu ve kaybedilen 6 kişi ile birlikte 4 gün boyunca Dargeçit Jandarma Komutanlığı'nda tutulduğunu söyledi.
Tabur işkence merkezi
Herkesin gözü önünde gözaltına alındığı için sağ kurtulduğunu belirten Doğan yaşadıklarını şöyle anlattı: "Beni 20-25 çobanın içinden aldılar. Onları gece aldılar, ilçenin çıkışından aldılar. Bir panzerle gelmişlerdi. Ağabeyim de panzerin içindeydi. Beni dövmeye başladılar, ben de ağladım. Ağabeyim askerlere 'çocuktur niye dövüyorsunuz?' demesi üzerine ağabeyimi dövmeye başladılar. Askerler ağabeyimi o kadar dövdüler ki elleri ağrımaya başlayınca ayaklarından botlarını çıkartıp yüzüne vurmaya başladılar. Yüzü su toplamıştı dövülmekten."
Doğan, askerlerin daha sonra kendisini Dargeçit Merkez Taburu'na götürdüğünü belirterek, taburda ağabeyi Seyhan Doğan'ı, Abdurrahman Olcay'ı ve Abdurrahman Coşkun'la karşılaştığını söyledi. Doğan, ağabeyini Filistin askısındayken gördüğünü ve şiddetli işkencelere maruz kaldıklarını belirtti.
17 yıldır oğlunun yolunu bekledi
17 yıldır oğlu Mehmet Emin Aslan'ın izini arayan 80 yaşındaki İbrahim Aslan ise, asker ve sivil giyimli kişilerin evden oğlunu aldıklarını söyleyerek, "Evin kapısında oğlumun tabura kadar gelmesini söylediler. Oğlum Mehmet Emin de elbiselerini giyerek, askerlerle beraber evden çıktılar. Tabura götürdükten sonra ha gelecek ha gelecek diye hep bekledik. Ama oğlum gelmedi o gün. Ondan sonrada hiç gelemedi. Artık oğlumun kemiğini istiyorum. Onu kendi ellerimde gömüp ziyaret edip başında dua etmek istiyorum" dedi.
Kuyulardan su içmeyin!
Kemiklerin bulunduğu Bağözü Köyü, 1992 yılında boşaltılmış. Faili meçhul cinayetlerin, yargısız infazların yoğunlaştığı 94-95 yıllarında ise köyün toplu mezar alanı olarak kullanıldığı belirtiliyor. 2000'li yıllarda tekrar köylerine dönenler, çevre köylerde yaşayan kimi korucuların kendilerini kuyulardan su içmemeleri yönünde uyardıklarını aktarıyor. Köylüler, kuyularda insan cesetlerinin olabileceğinin herkesçe bilindiğini belirterek, artık gerçeklerin ortaya çıkmasını ve sorumluların cezalandırılmasını istiyor.
DİHA/MARDİN
Sorumlular hesap versin
İnsan hakları kurumları, Dersim Çemişgezek'teki toplu mezarda çıkan kemiklerle ilgili kimlik tespitinin yeterli olmadığını belirterek "Devlet sorumluluğu soruşturulsun, toplu mezarları yaratanlardan hesap sorulsun" dedi.
Dersim'in Çemişgezek İlçesi'nde 11 Nisan 1997 yılında Aliboğazı kırsalında yaşanan çatışmada 19 gerilla yaşamını yitirmiş ve toplu mezara konulmuştu. Ağustos 2011 tarihinde toplu mezar alanında yapılan kazıda 7 kişiye ait olduğu belirtilen kemiklere ulaşılmıştı. 12-13 Ağustos tarihlerinde yapılan kazıya bizzat katılan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD), Adli Tıp Uzmanları Derneği (ATUP) dün İstanbul Barosu'nda yaptıkları açıklamayla, kimlik tespitinin tek başına yeterli olmadığını belirterek, olayın sorumlularının açığa çıkarılması ve yargılanmasını istedi.
ÇHD İstanbul Şube Başkanı Av. Taylan Tanay, Çemişgezek'in Türkiye'de bir ilk olduğunu belirterek, Yalnızca DNA karşılaştırması yeterli görülerek saptanan diğer bulguların paylaşılmadığını söyledi. Tanay, "Toplu mezarların açılması ve bu toplu ölümlerdeki devlet sorumluluğunu kamuoyu önünde tartışılıp yargısal makamlar önünde soruşturulması ve kovuşturulması, toplu mezarları yaratanlardan hesap sorulması gibi temel amaçlarımızı gerçekleştirmekten uzak olduğu bilinmelidir" dedi.
Tanay, bölgede 3 alanda kazı çalışması yapıldığını, kazılarda toplam 10 cenazenin bulunduğunu ifade ederek, "Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kapatılan soruşturmanın da yeniden açılması gerekiyor" dedi. Tanay, önümüzdeki günlerde konuyla ilgili başvuru yapacaklarını söyledi. Adli Tıp Uzmanları Derneği'nden Dr. Ümit Ünüvar de "kimliklendirme işleminin önemli ama yetersiz olduğunu" ifade ederek şöyle konuştu: "Soruşturma tüm aşamalarıyla sorgulanmalı. Ölüm nedeni, şekli belirlenmeli." Ünüvar, bu tip toplu mezar kazılarının Minnesota Protokolü'nü uygun yapılmasının önemine de vurgu yaptı.
Yasinoğlu’nun naaşı alındı
PKK gerillası Neşirvan Yasinoğlu'nun kemikleri dün Adli Tıp Kurumu'ndan ailesi tarafından alındı. Ağabey Necmettin Yasinoğlu'nun Gazi Mahallesi'ndeki evine götürüldü. Yasinoğlu'nun naaşı BDP İstanbul İl Eşbaşkanı Ali Rıza Bilgili'nin de aralarında bulunduğu yüzlerce kişi tarafından Şırnak'a uğurlandı.
Çemişgezek'teki toplu mezar, Ali Yıldız'ın ağabeyi Hüsnü Yıldız'ın 66 gün süren açlık grevi sonucu açılmıştı. Hüsnü Yıldız, "Sevinç hüzün, gurur ve onur içerisinde olduklarını" belirtti. Yıldız, verilen mücadele ile "Kardeşimin kemiklerini geride bırakmadık" diye konuştu. Yıldız'ın kemiklerinin de bugün ailesi tarafından alınması bekleniyor.