Cezaevlerindeki PKK ve PAJK'lı tutsakların açlık grevi 38'inci gününe girerken, kritik eşiğe girildiği uyarısında bulunan TTB'nin, tutsakların durumunu incelemek için Adalet Bakanlığı'na yaptığı başvuruya aradan geçen 13 güne rağmen yanıt verilmedi. Tutsaklara B1 vitamini verilmemesine sert tepki gösteren İHD'nin randevu talebine de yanıt yok.
Tutsakların açlık grevi ikinci ayında. Özellikle açlık grevinin başladığı ilk grupta yer alan 63 tutsakta ciddi sağlık sorunları bulunuyor. Siirt E Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki 38 gündür açlık grevinde olan 10 tutsak ardından 12 Eylül'den itibaren açlık grevine devam eden Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi'ndeki 10 tutsağın da durumu ciddileşti. Açlık grevindeki tutsaklarla görüşen Av. Davut Erkan'ın verdiği bilgiye göre öçlık grevi eylemcilerinden Erol Şen 11 kilo kaybetti, Şeyhmus Öncel'in ise boşaltım yollarında kanama başladı. Sağlıkçıların "açlık grevinin ölüm orucuna dönüşmemesi için mutlaka alınması gerektiği" yönünde tavsiyede bulunduğu B1 vitamini ise tutsaklara verilmiyor. Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi'ndeki açlık grevi eylemcilerinden Mazlum Dikmen, avukatı Ayşe Acinikli aracılığıyla yaptığı açıklamada, cezaevi idaresinin açlık grevine katılan tutsaklara B1 vitamini verilmediğini belirtti. Açlık grevine katılan tutsaklar çıplak aramaya zorlandı, buna itiraz edince de darp edildi. Antep Cezaevi'nde aralarında 24 Eylül'den itibaren açlık grevinde bulunanların da olduğu 18 tutsak geceyarısı operasyonu ile Kırıkkale F Tipi Cezaevi'ne sevkedildi. Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde açlık grevinde olan Berivan Elter ve Songül Enüştekin adlı kadın tutsaklar da cezaevi doktorunun “açlık grevinde yolculuk yapamaz” raporuna rağmen ring aracı ile "duruşmaları var" gerekçesiyle Amed'e götürüldü.

TTB'ye 2 haftadır yanıt yok

Türk Tabipler Birliği(TTB), cezaevlerindeki durumu yerinde görmek, tutsakların tıbbı değerlendirmesini yapabilmek için 15 Ekim'de Adalet Bakanlığı'na başvurdu ve "bağımsız doktorların cezaevlerine girişine izin verilmesini" istedi. Aradan geçen iki haftaya rağmen Adalet Bakanlığı'ndan yanıt alamayan TTB Merkez Konseyi ve TTB İnsan Hakları Kolu dün basın toplantısı düzenledi. Genel merkez binasındaki açıklamaya, TTB Genel Sekreteri Bayazıt İlhan, TTB Merkez Konsey Üyesi Arzu Bilici, TTB İnsan Hakları Kolu Yürütme Kurulu üyeleri Tufan Kağan ile Aysel Ülker katıldı. TTB Genel Sekreteri Bayazıt İlhan, “Açlık grevcilerinin bir kısmının geri dönüşü mümkün olmayan nörolojik sekellerin önüne geçmek için alınması gereken vitamin preparatlarını almadıkları bilgisine sahibiz. Açlık grevleri bugün itibari ile kişilerin yaşamını tehdit eder ve kalıcı hasarlar oluşturabilir bir noktaya gelmektedir” dedi.

Kritik eşiktekilerin sayısı artıyor

Adalet Bakanlığı'na yaptıkları başvuruya şu ana kadar olumlu bir yanıt almadıklarını ifade eden İlhan, birçok ilde cumhuriyet başsavcılıklarına cezaevlerine girebilmek için yaptıkları başvurunun bakanlık izni olmadığı için geri çevrildiğine dikkat çekti. Bir kez daha Adalet Bakanlığı'nın ciddi ve geri dönüşü olmayan süreçle yaşanmadan taleplerine cevap vermesini isteyen İlhan, şu çağrıda bulundu: "Araya girecek olan uzun bayram tatili ve kritik eşiğe yaklaşan mahkum sayısının giderek artacağı göz önüne alındığında, telafisi mümkün olmayan kayıpların yaşanmaması için ivedi adımlar atmak gerekliliği hepimizin malumudur. Bu konuda kamuoyunu ve tüm yetkilileri duyarlı ve sorumlu davranmaya davet ediyoruz."

B1 vitamini hayati

TTB Merkez Konsey Üyesi Arzu Bilici ise, tarafsız gözlem yapabilmek için cezaevlerinin kendilerine açılması gerektiğini söyleyerek, “B1 vitaminin kullanılmadığı bilgisini alıyoruz. Bu ileride ciddi sorunlar ortaya çıkaracak. Bundan dolayı içeri girerek tutsakların yanında olmak istiyoruz. Yetkilileri daha duyarlı davranmaya çağırıyoruz” diye konuştu.

'Bakanlık tutsaklarla görüşsün'

Dicle Haber Ajansı'na konuşan Türkiye İnsan Hakları Vakfı(TİHV) ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği(MAZLUMDER) cezaevlerindeki açlık grevlerine ilişkin hükümet ve Adalet Bakanlığı'nı sorumluluğa çağırdı.
MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, Adalet Bakanlığı'nın talepler konusunda adım atması gerektiğini belirterek, "Duymazlıktan veya görmezlikten gelmek Türkiye açısından bir çözümü getirmez. Cezaevlerinden ölüm haberlerini gelmesi bizleri artık dönüşü olmayan bir safhaya doğru götürür. Bundan dolayı büyük endişe duyuyoruz ve yetkililerin bir an önce duruma müdahale etmesi ve hiç olmazsa tutsaklar ile talepler eksenli görüşme başlatmasını istiyoruz" dedi.

'İlk adım İmralı kapatılsın'

İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da tutsakların taleplerinin Kürt sorunuyla doğrudan bağlantılı talepler olduğunu belirterek, "Talepleri siyasi, insani ve hukuki talepler olarak görmek gerekiyor" dedi. İmralı'da 14 yıldır hukuk dışı tecrit uygulaması olduğuna vurgu yapan İHD Başkanı, "İlk adım olarak İmralı Cezaevi kapatılsın. Öcalan'ın sağlık, güvenlik ve özgür hareket etme koşulları yaratılsın" dedi.

İHD'ye de randevu yok

Adalet Bakanlığı'yla görüşme için randevu talebinde bulunduklarını ancak yanıt alamadıklarını belirten Türkdoğan, doktorlar ve insan hakları savunucularına cezaevleri kapılarının açılmasını istedi. Türkdoğan, süresiz dönüşümsüz açlık grevinin ölüm orucuna dönüşmemesi için B1 vitamini almanın önemine vurgu yaparak şu uyarıda bulundu: "40 günden sonra B1 vitamini alınmazsa hafıza kaybı olan Wernicke Korsakof hastalığı meydana gelir. Bundan dolayı B1 vitamini onlar açısından yaşamsal bir konudur."
Adalet Bakanlığı'nın tutsaklara zorla müdahalesine de şiddetle karşı çıktıklarını belirten Türkdoğan, "Bakanlık zorla müdahalenin koşullarını oluşturuyor. Ancak bu büyük sorunlar doğurur. Zorla müdahale sonucunda oluşacak tıbbi sorunlar ve cezaevlerinden gelecek daha büyük tepkiler söz konusudur. Bakanlık yetkililerinin bu konuda insani ve duyarlı davranmaları gerekiyor" diye konuştu.

İnsanlık sınavda

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Sekreteri Metin Bakkalcı ise cezaevlerinin insanlık ve vicdan açısından büyük bir sınav olduğunu belirterek, kamuoyuna şu mesajı verdi: "Hepimiz bir kez daha düşünelim. Bu insanlar bunu bile bile yapıyorlar. Demek ki onun kendisini ifade etme ortamı kendi bedenine zarar verme noktasına kadar daralmıştır. Hal böyle olunca açlık grevi bir kişinin yaptığı eylem gibi gözükmekle beraber bu aslında herkesin meselesidir. Biz toplum olarak bu insanların kendilerini ifade etme ortamının tahrip olmasına neden olmuş durumdayız ki, bu eylem ortaya konuluyor. Buna sessiz kalarak hepimiz sorumluyuz. İnsanlık ve vicdan açısından büyük bir sınav var. Bir tek insanın bile yaşamını korumak değerinden bakacaksak ki, insanlığın anlamı budur. Burada bir tek insanının bile yaşamını kaybetmesini önleme becerisini gösterecek miyiz yoksa gösteremeyecek miyiz?"

HABER MERKEZİ




Kemal Pir kararlılığı

Cezaevlerindeki tutsaklar açlık grevlerine devam edeceklerini belirterek, "Mazlumların, Kemallerin, Ferhatların kararlılığı ve inancındayız" diyor.
Osmaniye T Tipi Kapalı Cezaevi'nde açlık grevine başlayan tutsaklar, aileleri aracılığıyla yaptıkları açıklamayla, talepleri kabul edilene kadar eylemlerini sürdüreceklerini bildirdi. 14 Temmuz 1982 ölüm orucu direnişinde yaşamını yitiren tutsakların izinde olduğunu belirten tutsakların mesajları şöyle:
Beytüşşebaplı 36 yaşındaki Bazi Aslan: Önderliğimizin sağlık, güvenlik ve özgürlüğünün sağlanması, ana dilimizin üzerindeki her türlü baskıların kaldırılması ve hiçbir gücün halkımıza yeni bir Lozan yaratma çabasına yol vermeyeceğimizi belirtmek için bu eyleme katılıyorum. Son nefesimize kadar eylemlerimizi sürdüreceğiz. İnancımız ve kararlılığımız Mazlumların, Kemallerin, Ferhatların kararlılığı ve inancıdır. Ya halkımıza onurlu bir yaşam kuracağız ya da onurluca öleceğiz.
33 yaşındaki Reşit Taş: Bir yılı aşkın bir zamandır önderliğimiz üzerinde uygulanan tecride karşı sessiz kalamazdım. Yine mahkemelerde ana dilimize karşı saygısızlık ve inkârcı yaklaşımların kabul edilebilir bir yanı yoktur. Dolayısıyla Önder Apo'ya karşı uygulanan tecrit ve anadilde savunma hakkı başta olmak üzere inkâr ve imhayı amaçlayan tüm saldırılara karşı canımızla bir savunma hattı oluşturmak istedik. İrademizle onurumuzla kararlı bir şekilde sahip çıkacağız. Bu pervasız saldırılar son bulana kadar eylemimizi kararlı bir şekilde sürdüreceğim ve sonuç alacağız.
Antepli 22 yaşındaki Mehmet Akar: İçinde bulunduğumuz tarihsel ve toplumsal gerçeklik taleplerimizi varlık gerekçesi olarak ortaya koymaktadır. Kararlıyız, halkımızın 'ya özgürlük ya özgürlük' sloganı duruşumuzu ve çizgimizi göstermektedir. Dışarıda olduğu gibi içeride de mücadelemiz sürüyor. Gelinen aşamada bedenimizi ölüme yatırmak, halkımıza olan sorumluluklarımızın gereğidir. Halkımızı zafere ulaştıracağımızın teminatıdır.
Urfalı 31 yaşındaki Osman Bozkurt: Bu eylemimizin taleplerinden birincisi önderliğimiz üzerinde uygulanan insanlık dışı tecridin derhal kaldırılması ve Kürt sorununun demokratik çözümünde rolünü oynayabilmesi için sağlık, güvenlik ve özgürlüğüne kavuşmasıdır. Ben de bir Kürt ve bu hareketin militanı olarak bu söz konusu temel talepler doğrulusunda bu eyleme katılıyorum.
Hakkarili 26 yaşındaki Mazlum Kapan: Süresiz dönüşümsüz açlık grevi gibi büyük bir eyleme katılarak gerektiğinde ölümü dahi göze alabileceğimizi, duygu ve düşüncede var olan kararlılığımızı dost düşman herkese duyurmak istiyorum. 14 Temmuz büyük ölüm orucunun 30. yıldönümünde özgür Önderlik ve özgür halk özlemine cevap olmaktır. 21. yy'da Ortadoğu'nun devrimci gücü Kürt özgürlük hareketidir. Kürt özgürlük hareketinin geçmiş ve geleceğin devrimci ruhu Reber Apo'dur. Reber Apo'nun esaret koşullarından çıkarılıp, tarihsel misyonunu yerine getirebileceği ortamın sağlanmasını amaçlıyorum.

Barzani'ye mektup
Elbistan Cezaevi'ndeki 48 siyasi tutsak Federal Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesut Barzani’ye mektup gönderdi. Onlarca cezaevinde süren açlık grevlerinin hatırlatıldığı mektupta, “Siz bu bölgenin siyasetinde önemli bir yere sahipsiniz. Kürt halkının yaşadığı tarihi trajediye siz de tanık oldunuz. Barışın Kürtler için neden kutsal bir karar olduğunu ve vazgeçilmez hale geldiğini çok iyi biliyorsunuz. Bu nedenle, içinden geçtiğimiz bu süreçte sizden en olumlu yaklaşımı göstermenizi umut ediyoruz. Sizin sorumluluğunuz var. Bedenlerini barış için ortaya koyan bu tutsakların seslerini duymanızı ve onların sesi olmanızı bekliyoruz" denildi.