KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı: Türk devleti Türkiye'nin ormanlık alanlarında ‘bir ağaç kesmek bir insan öldürmektir’ tabelaları asarken Kürdistan’da her gün on binlerce ağacı kül etmektedir. AKP-MHP iktidarı bana ait olmayan yok olsun, diyerek Kürdistan'ı yaşanmaz hale getirip insansızlaştırmak istiyor.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, son zamanlarda artan devlet kaynaklı orman yangınlarına dikkat çekerek, insanlık suçu işlendiğini belirtti.

Eşbaşkanlık tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, AKP-MHP faşist iktidarının Kürt’ün yaşam alanlarına yönelik yok etme saldırısıyla Kürt düşmanlığını kapsamlılaştırdığı ifade edildi. Son yıllarda bir politika haline getirilen orman yangınlarının 2018’de görülmedik düzeyde artırıldığı kaydedilen açıklamada, şu anda Dersim’den Amed’e, Botan’dan Kandil’e kadar uzanan binlerce kilometrekarelik alanda savaş araçlarıyla çıkarılan orman yangınlarının devam ettiğine işaret edildi. Yangınlara müdahale edenler engellendiği gibi ormanlık alanlarındaki uçak bombardımanları ve helikopter saldırılarının sürdüğüne dikkat çekilen açıklamada, "Her bomba ve her silah atışı yeni bir yangın çıkarmakta; Kürt halkının ve Ortadoğu halklarının akciğerleri kömürleştirilmektedir. Böylece halkın yaşam ortamı yok edilerek Kürdistan insansızlaştırılmak istenmektedir" denildi.

Yaşanmaz hale getirmek istiyor

Türk devletinin, Türkiye'nin ormanlık alanlarında ‘bir ağaç kesmek bir insan öldürmektir’ tabelaları asarken Kürdistan’da her gün binlerce, on binlerce ağacı kül ettiği vurgulanan açıklamada, şunları ifade edildi: "Sadece ormanlar değil içinde yaşayan canlılar da yok edilmektedir. Tüm bunlarla gerillanın dayandığı toplumsal zemin ve yaşadığı doğal korunaklar ortadan kaldırılmak istenmektedir. Kürt halkının özgürlük mücadelesi karşısında başarısız kalan AKP-MHP iktidarı bana ait olmayan yok olsun, diyerek Kürdistan'ı yaşanmaz hale getirmektedir."

Dersim’de zevkle seyrediyor

Bu yaz ormanları sürekli yanan yerlerin başında Dersim’in geldiğini anımsatan Eşbaşkanlık, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Dersim’i ‘çıban başı’ olarak görüp soykırım uygulayanlar şimdi bu soykırımı ve Dersim düşmanlığını orman yangınlarıyla sürdürmektedir. Boyun eğdirilemeyen ve teslim alınamayan Dersim bu yangınlarla yaşanamaz hale getirilmektedir. 1990’lı yıllarda köyler yakılıp yıkılarak göçe zorlanan Dersimliler şimdi de yangınlarla topraklarından uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Türkiye'nin herhangi bir yerinde orman yanarken tüm devlet imkânlarının kullanılması, Dersim’de ise yangınların zevkle seyredilmesi Dersim’e ne gözle bakıldığını gözler önüne sermektedir.

Soykırım suçu işleniyor

Dersim Kürdistan coğrafyasının en güzel köşelerindendir. Botan Kürdistan'ın en güzel coğrafyası olarak bilinmektedir. Amed Kürdistan'ın kalbi olarak görülüp sürekli soykırımcı sömürgeciliğin hedefi haline getirilen kadim şehirlerimizdendir. Şu anda bu coğrafya yangınlarla tümden ormansızlaştırılıp çölleştirilmektedir. Kürt soykırımı doğa soykırım suçu ile yeni bir boyuta taşınmıştır. Hem de tüm dünyanın gözü önünde bu soykırım suçu işlenmektedir. Ne yazık ki utanç verici bir biçimde bu suç tüm dünyaca seyredilmektedir. Böylece insanlık suçlarının cezasız kaldığı bir durum yaşanmaktadır.

Uluslararası arası güçler de ortak

Bu vesileyle tüm dünyaya sesleniyoruz, orman yakmak insanlık suçu değil midir? Yakılan ormanlar aynı zamanda tüm insanlığın ciğerleri değil midir? O halde Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve insanlık suçları konusunda duyarlı olduğu söylenen kurum ve kuruluşlar ne den sessizdir? Türkiye'nin üyesi olmak istediği Avrupa Birliği ülkeleri bu suç karşısında neden sessizdir? Bu sessizlik kesinlikle Avrupa’yı, ABD’yi ve Birleşmiş Milletler’i bu insanlık suçlarının ortağı haline getirilmektedir. Tüm bu yangınlar başta ABD ve Avrupa olmak üzere birçok dünya ülkelerinin Türkiye'ye verdiği savaş uçakları, helikopterler ve savaş araçlarıyla çıkarılmaktadır. Dünyanın hiçbir yerinde orman yangınları serbest olmadığına göre bu ülkeler de bu orman yangınlarından dolayı suç ortağıdırlar. Dünyanın başka bir yerinde olsa herkesin ayağa kalkacağı yangınlar Kürdistan'da olunca neden görmezlikten gelinmektedir? Orman yakmak sadece Türkiye yasalarına göre değil, uluslararası yasalara göre de suçtur. Bu açıdan tüm uluslararası kurum ve kuruluşları Kürdistan’ın her yanında yanan bu ormanlar için harekete geçmeye çağırıyoruz.

Herkes ayağa kalkmalı

Türkiye'nin başka bir yerinde yangın çıksa Türkiye basını, demokratik kurumlar, çevre örgütleri, sanatçılar, aydınlar, siyasetçiler ve tüm kamuoyu duyarlı olurken, sıra Kürdistan'a gelindiğinde normal görülmekte ve sessiz kalınmaktadır. Bu ormanlar Türkiye halklarının da ciğeridir. Bu açıdan tüm Türkiye kamuoyunu, çevre ve insan hakları örgütlerini, demokratik siyasi güçleri ve tüm Türkiye halklarının devlet tarafından çıkarılan bu yangınlara karşı seslerini yükseltmeye çağırıyoruz.

Kürt halkı, gençleri ve kadınları da orman yangınları karşısında devletten beklenti içine girmeden kazma, kürek ve tüm imkanlarla yangın alanlarına yürümeli ve ciğerlerimiz olan ormanlardaki yangınları el birliğiyle söndürmelidir. Orman yangılarıyla yapılan doğa soykırımı Kürt soykırımıdır. Baskı, zulüm, savaş ve kültürel soykırım araçlarıyla yürütülen soykırıma nasıl karşı çıkıyorsak doğa soykırımına karşı da ayağa kalkalım, yaşam alanlarımızın ortadan kaldırılmasına izin vermeyelim.”

Dersim’de üçüncü kez

Dersim’in 938'den bu yana üçüncü insansızlaştırma politikası ile karşı karşıya olduğunu dile getiren Freunde Helfen Freunden Derneği Başkanı Aygül Aras, tüm Dersimlileri dayanışma içinde olmaya çağırdı.

Almanya’da savaş mağdurlarına destek için kurulan Freunde Helfen Freunden (Dostlar Dostlara Yardım Ediyor) Derneği Başkanı Aygül Aras, Dersim'de bugün yaşananların 1938’de başlayan insansızlaştırma politikalarının devamı olduğunu belirtti. Orman yakmanın insansızlaştırma politikasının bir yansıması olduğunu vurgulayan Aras, şunları söyledi: “Her ne kadar gerekçeler öne sürülse de hepimiz çok iyi biliyoruz ki orman yangınları, devletin Dersim’de planlı programlı politikası kapsamında çıkarılıyor. Dersim’de 38’de başaramadıkları yok etmede, 1994’te köy boşaltmaları ile yeniden denendi. Şimdi ise üçüncü kez denemekteler. Bu coğrafya ateşe verilerek yaşanmaz hale getirilmek isteniyor. Köylerimiz, doğamız, inanç yerlerimiz yakılıp yıkılarak yok ediliyor ve 90’ları da aşan büyük tahribatlar acımasızca sürdürülüyor. Çok açıktır ki tüm bu politikalar, bir coğrafyayı insansızlaştırmak ve doğasını talan etmeyi hedefliyor. Ormanlarımız, doğamız tahrip edilerek, bu coğrafyanın geçim aracı olan tarım ve hayvancılık yapılamaz duruma getirilmek isteniyor.”

Her yol ve yöntem deneniyor

Tunceli Valiliği’nin, kentte huzurun hakim olduğu açıklamasını değerlendiren Aygül, “Şehir, kalekollar, kuleler ve kontrol noktalarıyla abluka altına alınmış. Seyahat özgürlüğü yok. Bir yere gitmek istediğinizde ya akrep ile karşılaşıyorsunuz ya da havadan İHA’lar tarafından sürekli takip ediliyorsunuz. Helikopterler ateş açacak gibi sürekli alçak uçuş yapıyor. Dersim’de aynı zamanda yoğun bir psikolojik savaş uygulaması yürütülüyor. 10 haneli köye gidiyorum, onlarca jandarma ile karşılaşıyorum. Yani resmen insanları yıldırmak, bıktırmak amacındalar. Yerlerini yurtlarını terk etmeleri için her yol ve yönteme başvuruluyor” şeklinde konuştu.

Yakan ellerden beklenti olmaz

Yangınların söndürülmesi için yakan ellerden beklenti içinde olmamaları gerektiğini dile getiren Aras, “Ülkenin batısında, diasporada yaşayan Dersimlilere çağrım, dayanışma içinde olmalarıdır. Bu coğrafya bir kez daha tehlike altında, bu politikalara karşı birlikte hareket edilmeli. Bu süreci dayanışma ile atlatabiliriz” ifadelerini kullandı.

Dersim’de 31 bölge daha yasak

Dersim'de 31 bölge, Valilik tarafından 15 gün süreyle “Özel Güvenlik Bölgesi” ilan edildi.

Tunceli Valiliği, Dersim merkez, Ovacık, Pülümür, Hozat ve Nazimiye ilçe sınırlarında bulunan 31 bölgede yasak ilan etti. Valilikten yapılan yazılı açıklamada, “Yürütülen operasyonlar nedeniyle, halkın can ve mal güvenliğinin korunması bakımından girilmesinde sakınca bulunan, aşağıda koordinat bilgileri yazılı Tunceli Merkez, Ovacık, Pülümür, Hozat ve Nazımiye İlçe sınırları içerisindeki (31) ayrı bölgede 01 Eylül 2018- 15 Eylül 2018 tarihleri arasında Özel Güvenlik Bölgesi ilan edilmiştir” denildi.

Orman yakan devlete tepki

Çok sayıda sivil toplum örgütü ve siyasi parti, Dersim’de Türk devletinin çıkardığı orman yangınlarına tepki göstererek, çevreciler ve doğa dostlarını Dersim doğasına sahip çıkmaya çağırdı.

Orman yangınlarına ilişkin ortak açıklama sekiz sivil toplum örgütü ve HDP’nin imzasını taşıyor. Ortak açıklamada, Dersim merkez ve kırsal alanlarında Türk ordusunun çıkardığı orman yangınlarının rüzgarın etkisiyle birlikte binlerce hektarlık alana yayıldığı hatırlatıldı. Açıklamada orman yangınlarının gönüllülerin müdahalesi sonuncu kontrol altına alındığı, ancak bir süre sonra yangının yayılarak devam ettiği belirtildi.

Ormanların korunması ve geliştirilmesinin bir Anayasa maddesi olduğuna da dikkat çeken imzacılar, ancak yaşam alanlarının gözetilmediği ve korunmadığı vurgulandı. Açıklamada, “Dersim halkının tüm çaba ve isteklerine rağmen yasaklı bölge denilerek gönüllülerin yangına müdahalesine izin verilmemektedir. İzin verilmediği gibi hiçbir sorumlu Devlet kurumu yangına müdahale etmemektedir” denildi.

Ortak açıklamada devamla şu ifadeler yer aldı: “Yaşam alanlarımız, içinde barındırdığı binlerce canlı ve cansız varlıkla birlikte, dünyanın en iyi meşesi ve endemik türler yok edilmektedir. Bizler Dersim dernekleri temsilcileri, üyeleri ve Dersim dostları olarak Dersim halkının değerlerini, kültürünü, doğasını, ormanını, kurdunu, kuşunu, börtü böceğini korumak için mücadelede kararlıyız."

Dersim’de orman yangınlarının bir ilk olmadığını belirten dernekler, şu çağrılarda bulundu: “Tüm çevre örgütlerini, tüm ekolojistleri ve tüm doğa dostlarını Dersim’de yakılan ormanlara sahip çıkmaya çağırıyoruz.

Diğer bir çağrımız da diasporada yaşayan Dersimlilere, tüm Dersim ve doğa dostlarına; coğrafyamıza hep birlikte sahip çıkalım.”

Açıklamada imzası bulunanlar şöyle: Ankara Dersimliler Derneği, Pirsultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi, Alevi Kültür Dernekleri, Alevi Bektaşi Federasyonu, Hacıbektaş Anadolu Kültür Vakfı Genel Merkezi, Demokratik Alevi Derneği Ankara Şube, İHD Genel Merkezi, KESK, HDP il ve ilçe örgütleri.

Dersim ve Zap’ta hava saldırısı

HPG, Dersim’de Türk ordusunun başlattığı bombardıman ve operasyon sonucunda 1 gerillanın şehit düştüğünü açıkladı.

HPG Basın İrtibat Merkezi (BİM) tarafından dün yapılan yazılı açıklama şöyle:

* Türk savaş uçakları ve helikopterleri, 26 Ağustos günü saat 04.30’da Dersim merkeze bağlı Avkasor alanını bombaladı. Bombardımanlar ardından işgalci güçler alanda bir operasyon başlattı. Aynı gün saat 12.00 sıralarında operasyon alandan geri çekildi. Yaşanan bombardımanlarda ise Gabar Cudi (Mehmet Küçük Şimşek / Muş /  Farma Karar - Şefik) şehit düştü.

* Türk savaş uçakları, 30 Ağustos günü Medya Savunma Alanları’ndan Zap bölgesine bağlı Şikefta Birîndara’yı bombaladı. Bombardımanlardan dolayı arazide yangın başladı.