Savaşa ve iktidarın yeni sermaye yapısına göre oluşturulan, israfta da sınır tanımayan bütçeyle birlikte ağırlayan ekonomik krizin neden olduğu işsizlik, yoksulluk, borçlanma, güvencesiz ağır çalışma koşullarına toplumun üzerine çöken devlet baskısı da eklenince intiharlar artmaya başladı. Dün yine üç intihar vakası yansıdı.

 Psikolog Sevgi Türkmen, son dönemdeki artan intiharlarda seçilen mekanların kamuya açık yerler olduğuna dikkati çekerek, “İntihar eden birinin varlığı sistemin bozuk olduğuna işarettir. Ekonomik, toplumsal ve siyasi nedenler iç içe. Derin bir çaresizlik ve yalnızlık hissi de yaşamın anlamını darmadağın ediyor” dedi.

Psikolog Sevgi Türkmen, ekonomik koşulların belirleyiciğine dikkat çekerek, şunların altını çizdi: ”Maalesef ancak ölümüyle kendini dinletebileceğini, görünebileceğini hissetmektedir.” diye konuştu.

 Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da, asgari ücret 2 bin 300 TL ama  yoksulluk sınırı 6 bin 500 TL. Açlık sınırı 17 yılda 5 kat arttı. Nüfusun yüzde 40’tan fazlası asgari ücretle çalışıyor. İnsani Gelişme Endeksi’nde, 189 ülke içerisinde 64. sırada yer alıyor. 16 milyon 831 bin 210 kişi, aldığı sosyal yardımlarla ayakta durabiliyor. İşsiz sayısı 7 milyonu aştı. Yurttaşların bankalara borcu 583 milyar TL’den fazla. 1 milyon 755 bin kişi borç batağında. İki yılda 25 bin 761 şirket kapandı, bin 993 şirket konkordato başvurusu yaptı. TÜİK’in hilelerine rağmen Yaşam Memnuniyeti Araştırması verilerine göre, halkın yarısı mutsuz. Bunları önemsemeyen AKP-MHP hükümeti, bu yıl için de bütçeyi savaşa göre oluşturdu; Türk ordusu, Jandarma, Emniyet, MİT’nin görünen bütçelerinde zirve yapıp iktidar sermayesinin kontrolünde olan savaş sanayisini ihya etmeyi sürdürüyor. Saray’ın sadece bir yıllık mutfak masrafı 5 milyon 311 bin TL, yani 200 asgari ücretlin bir yıllık geliri kadar. ”İsraf etmeyin” açıklamaları yapan Emine Erdoğan’ın çatanlarından sadece biri ise 50 bin dolar, yani iki asgari ücretli bir yıl boyunca çalışırsa ancak böyle bir çanta edinebilir.

   

Her gün intiharlar

Siyasal ve sosyal baskıların yanı sıra ekonomideki kötü gidişat ve işsizlik toplumsal sorunları arttırıyor. Son zamanlarda geçim sıkıntısı nedeniyle üst üste intihar vakaları yaşanmakta. Valilik, kaymakamlık, belediye veya iş yerleri gibi kamusal alanlarda baş gösteren olaylara her gün bir yenisi ekleniyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2018’de 3 bin 161 kişi intihar etti. Resmi veriler her gün ortalama 9 kişinin hayatına son verdiği anlamına geliyor.

Trenin önün atlayarak

İzmir’in Karşıyaka ilçesinde yaşayan 57 yaşındaki Ömür K., önceki gece Demirköprü Metro İstasyonunda metro raylarına atlayarak intihar etti. Olay gece saat 23.30 sıralarında yaşandı. Metronun altında kalarak yaşamını yitiren Ömür K.’nın cansız bedeni, savcının incelemesinin ardından otopsi yapılmak üzere İzmir Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Kentte dört gün arayla aynı yöntemle başvurulan ikinci intihar vakası oldu. 15 Şubat günü yine Karşıyaka ilçesinde, 24 yaşındaki İ.A., banliyö treninin önüne atlayarak yaşamına son vermişti.

 

Matematik öğretmeniydi

Ankara Batıkent’te İnan Avşar isimli 15 yıllık matematik öğretmeni, eğitim sisteminin kötü olmasını ve ülkede bir öğretmen olarak yaşadığı adaletsizlikleri anlattığı bir video çekip sosyal medyada yayınladıktan sonra intihar etti.

 Batıkent’te aracında intihar eden Avşar’ın cenazesi Adli Tıp Kurumu’na (ATK) kaldırıldı. Avşar, bir gün önce YouTube’a yüklediği videoda, “çok mücadele ettim” diyerek eğitim sistemi ve fazla çalışma saatlerini eleştirmişti. Avşar, şunları söylemişti: “Çocuklarınızı okula göndermeyin. Çocuklarınızın beyni yıkanıyor. 15 yıllık eğitimciyim, bu işe severek girdim. Babam da eğitimciydi. Çocuklardan çok şey öğrendim. Ama şunu fark ettim ki okul tamamen ticari bir hapishane. Çocukların şu an oralarda beyni yıkanıyor. Saçma sapan bir sisteme adapte etmeye çalışıyorlar çocuklarınızı. Artık çocukların yüzüne bakamıyorum. Yüzlerine bakamıyorum. Saçma sapan bir sisteme hazırlıyorum çocukları.”

‘Borçlarımı ödeyemiyorum

Antalya’nın Manavgat ilçesinde, iki çocuk babası Halit Yılmaz (48), iki bankaya olan borçları nedeniyle intihar ederek, arkasından not bıraktı. Notta şu ifadelere yer verildi: ”Banka borçları yüzünden ve para sorunlarından, Denizbanka 26 bin, Fibabanka 450 TL borcum var, ödeyemiyorum. Kimseye kızgın değilim. Herkes hakkını helal etsin. Son. Halit Yılmaz”

Ekonomik koşullar belirleyici

Biyolojik, psikolojik ve toplumsal etkenlerin bileşkesinde yer alan intihar eylemlerine tek bir açıklama getirmek neredeyse imkansız. Psikolog Sevgi Türkmen, içinde bulunduğumuz süreçte intihara sürüklenme sebeplerini ve intihar şekillerinin şiddetlenmesini Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirdi. Türkmen, son dönemki intiharların gözle görülür düzeyde artmasını, “Tüm intiharların nedenini, bizzat intihar edenin ifade ettiği gibi, ekonomik koşullarda aramak gerekmektedir. Zaten son dönemde neredeyse intihar edenlerin tümü ölümü sevme nedenini ardında bırakarak yaşamına son verdi. Maalesef ancak ölümüyle kendini dinletebileceğini, kendinin görünebileceğini, hissetmektedir” şeklinde izah etti..

Yaşamın anlamı darmadağın

  Uzun süredir işsiz olduğu için Hatay Valiliği’nin önünde “Çocuklarım aç” diyerek kendini yakarak yaşamına son veren Adem Yarıcı’yı hatırlatan Türkmen, şunları söyledi: “İnsanlar maddi açıdan o kadar sınırda yaşamaktadır ki çocuklarım aç diyerek bir baba kendini yakabiliyor. Bu oldukça trajik bir olay ama olay yaşandıktan iki gün sonra hafızalardan neredeyse siliniyor. Yani son dönem intiharlarının birincil sebebi ekonomik nedenlerdir ama sadece bu değil bunun yanında toplumsal ve siyasi kutuplaşmalar ile insanların çoğunun kaynaklara ulaşımı sınırlı ve bundan kaynaklı derin bir çaresizlik ve yalnızlık hissi de yaşamın anlamını darmadağın ediyor.”

Ölümleriyle görünmek

Son dönemde kamuya açık mekanlarda intihar yaşandığına işaret eden Türkmen, şöyle devam etti: ”Çünkü hissedilen öfke ve çaresizlik o kadar yoğun ki; kişiye, kuruma bir tür öfke boşalımı diye de düşünebiliriz. Kurumlar, makamlar, makamdakilere karşı kendilerini güçsüz gördükleri için -bu sadece hisseden ile ilgili değil tabii öyle hissettirildiği için böyle- ancak ölümleriyle fark edilme ve görülebilme inancı oluşmaya başlıyor. Yine burada da ekonomik koşullardan bahsedebiliriz. Çünkü ya intihar için seçilen mekanlar işyerleri, belediyeler, kaymakamlık gibi kaynaklara ulaşım mekanları ya da açık alanlarda yine mali durumun çığlık olduğu, etrafa duyurulmaya çalışıldığı intiharlar yaşanıyor.”

 Devlet sorumluluktan kaçıyor

 İntiharlara ilişkin haberlerin başka intiharlara yol açmasını önleyici basın yaklaşımlarına değinen Türkmen, “İntihar artışını intihar haberlerinin yayımlanmasına bağlayamayız. Bunlar tümüyle algı yönetimi. Yani devletin, kurumların, kamunun bu intiharlarla ilgili sorumluluk almama çabasıdır” dedi. “Sosyal medyada linç girişimleri de bu minvalde değerlendirilebilir” diyen Türkmen, şunları söyledi: “Tuzu kuru olanların linçidir bunlar. Eğer tuzun kuruysa sistem doğrudur ve iyidir. İntihar eden birinin varlığı sistemin bozuk olduğuna işarettir ve bu tuzu kuruları rahatsız eder. Ondamdır bu denli saldırgan tutumları.  Bu da bir tür siyasi ve ekonomik linçtir denilebilir.”

 

ANKARA