Milli irade, güçler ayrılığı, hukukun üstünlüğü, bağımsız yargı, üniversite özerkliği, temel hak ve özgürlükler, siyasi partilerin demokrasinin vazgeçilmez unsuru olması gibi kavramları artık hatırlayan kalmadı. Bunlar artık kimsenin takmadığı formaliteler ya da kimsenin okumadığı dipnotlar haline geldi. Bu nedenle hepsi de her gün çiğnenip paspas haline getirildi.
Eskiden şimdiki gibi TV ve bilgisayar olanakları yoktu. Çocuklar olarak en büyük eğlencelerimizden biri bayramlarda çadır açan sihirbaz-hokkabazların gösterileriydi. Şapkasından tek tek bir çuval şeker çıkaran, sonra da bir saniyede onları kaybeden sihirbazları ağzımız açık olarak hayretle izlerdik. Bu sihirbazların en büyük numaraları da bin bir çeşit şekere bakıp ağzı sulanan çocuklara şekerlerin en güzellerinden birer birer fırlatmasıydı. Şekeri kapmaya çalışan çocuklar kaptıklarına pişman olurlardı. Çünkü sihirbazın elinde fırlatırken rengarenk ambalaj içinde olan şekerler, havada bize ulaşana kadar bir kaç saniye içinde ya çürük bir elma ya da bir tahta ve taş parçası oluverirdi.
AKP faşizmi Ankara’da açılım diyor ve açılan mezarlardan sayısız iskeletler çıkıyor. Daha açılamayan sayısız mezarlık da sırada bekliyor.
AKP faşizmi “çözüm” diyor ama TC tarihinin en büyük imha operasyonunu başlatıyor. AKP faşizmi “Güzel şeyler olacak” diyor. Kortek, Çelê ve Roboski gibi insanlık dışı katliamlar oluyor.
AKP faşizmi “cuntacılardan hesap sorulacak” diyor ama kendisine muhalif olan bazı generaller dışında esas tutuklanan binlerce BDP üyesi, yöneticisi ve demokrat aydınlar oluyor. Artık iş BDP merkezlerine baskın yapmaya ve milletvekillerinin evlerini aramaya kadar gelmiş bulunuyor.
AKP faşizmi “yargı bağımsızdır” diyor ama her gün medya önünde bile yargıya talimat vermeye devam ediyor. Verdikleri gizli talimatları da bilmiyoruz.
AKP faşizmi “yeni anayasa” diyor ama eski anayasayı bile paspasa çeviriyor.
AKP faşizmi askeri vesayete karşı olduğunu belirtiyor ve milli iradeye saygı istiyor ama bizzat başbakan ve içişleri bakanı ağzından her gün milli iradeye saldırıyor, küfrediyor. Dikkat ederseniz Erdoğan başta olmak üzere AKP sözcülerinin konuşmalarının çoğu BDP’ye, üyelerine ve seçmenlerine saldırı-küfür ve hakaretten ibarettir. BDP-Blok 550 kişilik mecliste 36 milletvekilliği kazanmıştı. Birisi AKP tarafından gasp edildi, beşi de hala zindanda. Geriye kaldı 30 milletvekili. Bu 30 milletvekili sayısal gücüyle kendi başına yasa çıkaramaz, AKP’nin çıkaracağı yasalara engel olamaz. Öyleyse mecliste ezici çoğunluğa sahip olan AKP iktidarı, bu 30 kişilik BDP-Blok milletvekillerinden niçin korkuyor? Niçin tahammül edemiyor? Niçin susturmak istiyor?
Bunun üzerinde durmak ve düşünmek gerekiyor. ABD’nin Ortadoğu’ya yönelik planlarına fedailik yapmak karşılığında Kürtlere karşı her türlü desteğini alan AKP faşizminin gözünü kan bürümüştür. Elindeki Kürt ve demokrasi düşmanı savaş medyası eliyle tüm toplumu sindirmeye ve teslim almaya çalışmaktadır.
“Devleti bütün kurumlarıyla entegre bir strateji etrafında birleştirdiğini ve bütün kurumların planlı olarak üstüne düşeni yaptığını” açıklayan AKP faşizmi tüm muhalif sesleri susturmak istiyor. En başta da Kürt özgürlük hareketini ve demokrasi güçlerini susturmak istiyor. Bu nedenle KCK operasyonlarıyla Devrimci Karargah operasyonları at başı gidiyor. Gözaltına alınanların bu örgütlerle ilişkisi olup olmadığı da bir önem taşımıyor. Faşist operasyoncular için yasalar-hukuki kurallar sadece bir teferruattır. İstedikleri gibi çiğnemektedirler.
Ortadoğu’da eski çıbanlar hala kanarken, Suriye ve İran gibi yeni çıban başları gündemdeyken AKP faşizmi de ABD ile birlikte duruma müdahil olmaya hazırlanmaktadır. AKP faşizmi ABD’ye verdiği destek karşılığında Kürtleri istediği gibi ezme hakkını istemektedir. Adeta Kürtlerin sırtından Rus ruleti oynamaktadır. En büyük olasılık bu oyunun büyük bir acıyla bitmesidir. Ne var ki acıyı bütün halklar çekecektir. Artık AKP faşizmine “YETER! HAYIR!” demenin zamanıdır. Kürt halkı ne kadar ağır bedel öderse ödesin diz çökmeyeceğini ilan etmiştir. Bunun sonunda özgürlüğünü ve özlediği statüyü mutlaka kazanacaktır. Ama AKP ve destekçileri ne olur bilemeyiz. Onları da Fethullah düşünsün ve kurtarsın. Kendileri düşünmediğine göre...